Rusya’da yayın yapan Vestnik Kavkaza sitesi, İran’da bir süredir devam eden kitlesel protestoların değişik nedenlerle Türkiye’yi rahatsız ettiği yorumunda bulundu.
Rusça ve İngilizce yayınlanan, Rusya’nın yanı sıra Kafkasya ve Orta Doğu’daki gelişmeleri yakından izleyen sitede Kamran Hasanov imzasıyla çıkan analizde Türkiye’nin pozisyonu değerlendirildi. “Erdoğan’ın İran’daki protestoları desteklememesinin dört nedeni” başlıklı analizde Ankara’nın komşu ülkedeki gelişmelerden rahatsızlık duyması şu gerekçelere bağlandı:
1-Kürt sorunu
İlk bakışta protestoların Türkiye’nin çıkarına olması gerektiği düşünülebilir; zira İran hâlâ bölgesel bir rakip. Tahran ve Ankara, Suriye’de, Güney Kafkasya’da ve Irak’ta liderlik için yıllarca mücadele etti ve çatışmalarda farklı tarafları destekledi. Ancak İran’daki durumun kaotikleşmesi Türkiye için faydadan çok tehdit barındırıyor.
Türkiye’nin güvenliği açısından İran’daki karışıklıklardan doğan tehditlerin başında Kürt meselesi geliyor.
Irak’ta bulunan İranlı Kürt muhalefet partileri, geçen hafta ülkenin batısındaki Kürt bölgelerinde genel grev çağrısında bulundu. İnsan hakları örgütü Hengaw’a göre eylem yaklaşık 30 şehir ve kasabada karşılık buldu; kapalı dükkânları gösteren videolar doğrulandı. İlam, Kirmanşah ve Luristan eyaletlerinde yaşanan olaylar sırasında güvenlik güçleri çoğu Kürt ve Lur olan en az 17 protestocuyu öldürdü.
ABD’nin 2003’te Irak’taki operasyonu Türkiye için büyük sorunlar yaratmıştı. Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK tehdidini bertaraf etmek için Irak’ın kuzeyinde yıllarca operasyon yapmak zorunda kaldı. İran’da rejim çöker ve İran Kürdistanı ayrılırsa, Türkiye’de Kürtlerle başlatılan barış süreci çıkmaza girebilir ve Türkiye’nin doğusunda yeniden bir Kürt tehdidi ortaya çıkabilir.
Aynı sorun Suriye iç savaşıyla da gündeme geldi; Ankara, PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye karşı üç askerî operasyon düzenledi. Ancak Suriye’de, Irak’tan farklı olarak, Erdoğan hükümeti rejim değişikliğini destekledi. Muhtemelen Ankara Suriye’den dersler çıkardı, şimdi İran’da benzer bir durumun tekrarlanmasını istemiyor.
Suriye örneği hatırlandığında, iç savaşın Türkiye’ye yaklaşık 4 milyon mültecinin gelmesine yol açtığı ve bunun ekonomiye ağır bir yük bindirdiği de görülüyor. İran’ın nüfusu Suriye’nin üç katı. Tırmanma, iç savaş ya da ABD müdahalesi durumunda Türkiye’ye milyonlarca mülteci gelebilir.
2-Batı müdahalesi
Türkiye’nin İran’daki olaylara yaklaşımının ikinci nedeni, Batı’nın bölgesel faaliyetlerine duyulan rahatsızlık olabilir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batı kaynaklı olduğu düşünülen Gezi Parkı protestoları ve 15 Temmuz darbe girişimin hedefi olmaya defalarca yaklaştı. Türk yetkililere, Batılı siyasetçiler ve kuruluşlardan “diktatörlük” ve insan hakları ihlalleriyle ilgili suçlamalar yöneltiliyor. Batı, İran’a olduğu gibi Türkiye’ye de iç meseleleri ve Rusya ile iş birliği nedeniyle yaptırımlar uyguladı; bu da ülkedeki ekonomik krizi derinleştirdi. Daha sonra gerçekleşen darbe girişimi, ABD Başkanı Joe Biden’ın yönetimi tarafından desteklendi.
Yılın başında Donald Trump yönetimi Venezuela’da zor yoluyla iktidar değişikliğine gittiğinde, Erdoğan’ın danışmanı bunu kınamıştı. İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nde, İran’daki mevcut hükümetin dış müdahaleyle devrilmesine izin verilirse bunun tehlikeli bir emsal oluşturacağı düşünülüyor.
3-İsrail’le çekişme
Üçüncü temel neden İsrail’le ilgili. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İsrail’i, ABD’yi İran’a karşı savaşa sürüklemeye çalışmakla suçlaması boşuna değil. İsrail, tarihsel rakibini ortadan kaldırmak istiyor. Türkiye ile İran arasında rekabet olsa da İsrail tam anlamıyla bir tehdide dönüşmüş durumda. İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan’la askerî bir blok kurdu, Suriye ve Filistin’i vuruyor ve Somali’de Türkiye’ye baskı kurmaya çalışıyor.
İran’ın zayıflaması, Türkiye’nin karşısındaki İsrail’in otomatik olarak güçlenmesi anlamına geliyor. Bu nedenle Türkiye; 2025’teki 12 günlük savaş sırasında, İsrail’in Lübnan’a müdahalesinde ve 2024’te İran ile İsrail arasındaki karşılıklı saldırılarda, ayrıca ABD ve İsrail’in Yemen’de Husilere yönelik saldırıları sürecinde İran ve onun vekil güçleriyle dayanışma gösterdi.
4-Bölgesel denge
Dördüncü neden, Türkiye’nin bölgede güç dengesinin bozulmasını istememesi. İran’da iktidar değişirse, neredeyse yüzde 100 ihtimalle Batı yanlısı bir yönetim gelir ve bu da ABD’nin Orta Doğu’daki konumunu, üstelik Türkiye sınırlarının hemen yakınında, güçlendirir. Donald Trump ile Recep Tayyip Erdoğan arasındaki kişisel sempatiye rağmen, Türk Cumhurbaşkanı Trump’ın “güç yoluyla barış” politikasını seven ve Amerikan çıkarları uğruna ortaklarına ve müttefiklerine baskı yapmaktan çekinmeyen biri olduğunu biliyor.
Türkiye Suriye’de baskın konumdayken ve İran’da mevcut hükümet ayakta dururken, Erdoğan Trump için eşit bir ortak konumunda. Ancak İran’da bir darbe gerçekleşirse, Orta Doğu’daki ABD–Türkiye dengesi Washington lehine değişir. O zaman da ABD’nin Ankara’dan Rus petrolü alımını durdurması ve Moskova’ya ait S-400 füze sistemlerini iade etmesi yönündeki talepleri çok daha ısrarcı ve etkili bir şekilde gündeme gelir.
Orijinal fotoğraf: maltatoday.com
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
