Suriye’de Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın duyurduğu 14 maddelik anlaşmayla Suriye Demokratik Güçleri (SDG), petrol zengini Deyr ez-Zor ve Rakka’dan çekiliyor.
SDG lideri Mazlum Abdi, Şara’nın anlaşmayı duyurması sonrasında bir görüntülü mesaj yayınlayarak anlaşmayı kabul ettiklerini söyledi, “Anlaşmanın koşullarını önümüzdeki günlerde halkımıza açıklayacağız” dedi.
Abdi, video mesajında altı aydır kendilerine dayatılan bir savaşın içinde olduklarını, bu savaşın başkaları tarafından planlandığını ve üzerlerinde baskı kurulduğunu belirterek katliamları ve iç savaşı önlemek adına Deyr ez-Zor ve Rakka’dan Haseke’ye çekilme kararı aldıklarını savundu. Abdi, Suriye iç savaşı döneminde edindikleri kazanımları korumakta ısrarcı olacaklarını da sözlerine ekledi, “Bu uzun bir mücadele, elimizden geleni yapacağız” dedi.
Anlaşmanın ilk maddesi, derhal ateşkesin sağlanmasını ve SDG güçlerinin Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesini öngörüyor.
İlgili maddede, “Suriye hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki tüm cephelerde ve temas hatlarında kapsamlı bir ateşkesin hemen sağlanması; SDG güçlerinin yeniden düzenlenmesinin bir ön adımı olarak SDG’ye bağlı tüm askerî unsurların Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi” yer alıyor.
Anlaşmada ayrıca “Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerinin sakinlerinin evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönmelerine ilişkin anlayışa ulaşılması yönünde çalışma yürütülmesi” yer alıyor.
Deyr ez-Zor ve Rakka Suriye hükümetine
Anlaşma öncesinde Suriye hükümeti, yerel Arap aşiretlerin de desteğiyle Deyr ez-Zor ve Rakka’da kontrolü büyük ölçüde ele geçirmişti. Arap nüfusun çoğunlukta olduğu bu bölgeler, petrol ve doğal gaz rezervlerinin yanı sıra Fırat Nehri üzerinde kurulu barajlar ve sınır geçiş bölgelerini de içermesi nedeniyle kritik öneme sahip.
İmzalanan anlaşmada “Deyr ez-Zor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askerî açıdan tamamen ve derhal Suriye hükümetine devredilmesi” öngörülüyor, “Buna tüm sivil kurum ve tesislerin devri ile mevcut çalışanların Suriye devletinin ilgili bakanlıklarında kadrolu hâle getirilmesine yönelik kararnamelerin derhal yayımlanması da dâhildir” deniyor.
Haseke’ye vali atanacak
Anlaşmada Kürt nüfusun en önemli merkezlerinden biri konumundaki Haseke ile ilgili ise iki ayrı madde yer alıyor. Metne göre Haseke’de yetki devri ilk aşamada sivil yönetimle sınırlı olacak.
Maddelerden birinde “Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumların Suriye devletinin kurumları ve idari yapılarıyla bütünleştirilmesi” öngörülüyor.
Diğer maddede ise “Siyasi katılımın ve yerel temsiliyetin güvence altına alınması amacıyla Haseke Valiliği görevini üstlenecek bir adayın atanmasına ilişkin bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin yayımlanması” ifadesi yer alıyor.
Kobani’ye yerel polis teşkilatı
Yine Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Kobani kentinde de yerel yapının korunduğu görülüyor.
Anlaşmada “Ayn el-Arab (Kobani) kentindeki ağır askerî varlığın kaldırılması, kent nüfusundan oluşturulacak bir güvenlik gücünün teşkili ve idari olarak Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yerel bir polis teşkilatının muhafaza edilmesi” maddesi yer alıyor.
Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesinin (KDSDÖY) üç kantonundan biri olan Kobani, Kürtler açısından sembolik öneme de sahip. Kent, Suriye iç savaşı sırasında IŞİD ile SDG güçleri arasında amansız bir savaşa sahne olmuş, Kürtler 2012’de ABD’nin hava desteğiyle Kobani’nin yönetimini ele geçirmişti.
Petrol sahaları ve sınırda devir
Anlaşmanın bir diğer maddesi, 10 Mart’ta taraflar arasında imzalanan mutabakatta da yer aldığı üzere sınırların ve yer altı zenginliklerinin hükümet kontrolüne geçmesini öngörüyor.
İlgili maddede, “Suriye hükümeti bölgedeki tüm sınır kapıları, petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü devralacakı; kaynakların Suriye devletine geri dönmesini sağlamak amacıyla bu alanlar düzenli ordu birlikleri tarafından korunacak, Kürt bölgelerinin özel koşulları dikkate alınacaktır” deniyor.
Kürtlere yönelik açılımlar
Anlaşmada, Kürtlere yönelik bazı açılımlar da yer alıyor. Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Şara, geçen hafta Kürtlere kültürel hakları güvence altına alan bir kararname imzalamıştı.
Anlaşmanın ilgili maddesinde “Kürtlerin kendi kültür ve dillerine yönelik haklarının tanınmasını ve kayıt dışı/vatansız kişilere ilişkin meseleler ile geçmiş on yıllardan biriken mülkiyet hakkı talepleri dâhil olmak üzere çözülememiş hak temelli ve sivil sorunların ele alınmasını öngören 2026 tarihli 13 No’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi memnuniyetle karşılanmıştır” ifadesi yer alıyor.
Bir diğer maddede ise SDG savaşçılarının ordu ve güvenlik birimlerine entegrasyonu düzenleniyor. Bu maddede, “Tüm SDG askerî ve güvenlik personelinin, gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından ‘bireysel’ düzlemde Suriye savunma ve içişleri bakanlıklarının yapıları içine tamamen entegre edileceği; buna uygun olarak kendilerine askerî rütbelerin, mali hakların ve lojistik gereksinimlerin sağlanacağı” belirtiliyor.
Anlaşmada ayrıca “Ulusal ortaklığı güvence altına almak amacıyla, SDG liderliği tarafından sunulan ve merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askerî, güvenlik ve sivil görevlere getirilmeleri önerilen aday listesinin kabul edilmesi” maddesi de yer alıyor.
Yabancı PKK’lılar Suriye dışına
Anlaşmanın Türkiye’yi en yakından ilgilendiren maddelerinden biri, Suriyeli olmayan PKK’lıların ülke dışına çıkarılması.
İlgili maddede, “SDG’nin, egemenliği ve bölgesel istikrarı güvence altına almak amacıyla, Suriyeli olmayan tüm PKK liderleri ve üyelerinin Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışına çıkarılmasını taahhüt etmesi” öngörülüyor.
SDG lideri Mazlum Abdi, Türkiye’nin baskısının yoğunlaştığı bir dönemde, 2024 Aralık ayında yaptığı bir açıklamada Suriye dışından gelen PKK’lılar için “Evlerine dönme vakti geldi” demişti.
Ancak başta Türkiye’den gelenler olmak üzere yabancı PKK’lıların nereye gitmesinin öngörüldüğü konusunda herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Suriye’de IŞİD’le mücadele ve tutuklu IŞİD’lilerin durumuyla ilgili tartışmalara da anlaşmayla son nokta konuyor.
IŞİD’le ilgili anlaşmada yer alan iki maddenin ilkinde “Suriye devleti, Uluslararası Koalisyon’un etkin bir üyesi olarak Amerika Birleşik Devletleri ile koordinasyon içinde, bölgenin güvenliği ve istikrarını sağlamak üzere, terörizmle (IŞİD) mücadeleyi sürdürmeyi taahhüt eder” ifadesi yer alıyor.
IŞİD’li tutuklularla ilgili diğer maddede ise “IŞİD mahkûmları ve kamplarından sorumlu idarenin, ayrıca bu tesislerin güvenliğini sağlayan güçler Suriye hükümetine entegre edilecek; böylece söz konusu tesislere ilişkin tüm hukuki ve güvenlik sorumluluk Suriye hükümeti tarafından üstlenilecektir” deniyor.
SDG uzun yıllardır, özellikle Batılı ülkelere karşı bölgedeki önemini IŞİD’e karşı mücadelede oynadığı rol ile gerekçelendiriyor. SDG’nin başta El Hol olmak üzere IŞİD’lilerin ve ailelerinin tutulduğu kampları kontrol altında tutması da Batılı ülkeler açısından önem taşıyordu.
Anlaşmada ayrıca Esad döneminin kalıntılarıyla ilgili bir madde de yer alıyor. Maddede, “SDG liderliği, eski rejimin kalıntılarından olan unsurları kendi saflarına katmaktan kaçınmayı ve Suriye’nin kuzeydoğu bölgelerinde bulunan eski rejim mensubu subaylara ilişkin listeleri sağlamayı taahhüt eder” ifadesi yer alıyor.
Şara’nın dün açıkladığı 14 maddelik anlaşmanın uygulanması konusunda bir takvim verilmedi. Şara, anlaşmanın maddelerinin aşamalı olarak hayata geçirileceği, ilk aşamada ateşkesin önem taşıdığı mesajına vurgu yaptı.
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
