Türkiye’deki Türkoloji çalışmalarının öncü isimlerinden Reşit Rahmet Arat, eserlerinin yanı sıra hayatı ve fikrî ve ilmî kişiliği ile de bilinmeye değer, kıymetli bir bilim adamıdır.
Bu nedenle Türk Kültürüne Hizmet Vakfı’nın Cumhuriyet’in 100. yılına armağan olarak “Kültürümüzün Temelini Oluşturan Değerli İnsanlarımızın Biyografileri” yayın projesi içine Reşit Rahmeti Arat’ın biyografisi de dâhil edilmiştir.
Bu kapsamda Arat’ın yaşam öyküsünü içeren “Sonsuzluğa Akan İdil Reşit Rahmeti Arat” adlı eser, Eski Uygurca uzmanı Prof. Dr. Ferruh Ağca tarafından kaleme alındı. Öncelikle kitabın ismi “Sonsuzluğa Akan İdil”, Arat’ın doğduğu topraklara yani Kazan’a atıf yapmaktadır. Eseri okuduğumuzda anlaşılır ki Reşit Rahmeti Arat yazılarında, “Kazan Tatarları” terimine karşı çıkmış ve bunun yerine “İdil-Ural Türkleri” ifadesini kullanmıştır. Ona göre Kazan Tatarları gibi adlandırmalar, Sovyetler tarafından bilinçli olarak Türk dünyasındaki bütünlüğü bozmak için icat edilmiştir ve bu nedenle doğru bir ifade değildir.

Arat’ın yaşamı ve bu düşüncelerinden yola çıkarak Ağca, eserine oldukça yaraşır bir şekilde “Sonsuzluğa Akan İdil Reşit Rahmeti Arat” ismini vermiştir. Eser temel olarak Arat’ın hayatı, fikirleri ve eserleri şeklinde üç bölümde kurgulanmıştır. En sonda ise Arat’ın yazılarından örnekler ve fotoğraflarından oluşan ekler ve konu dizini ile kitap tamamlanmaktadır. Arat’ın hayatını ele alan bölümün başında önce bir yaşam kronolojisi ve kısaltmalar listesi verilmiştir.
Yaşam öyküsü Arat’ın hayatının bir döneminde bulunduğu şehirler/ülkeler ve psikolojik durumuna göre dört kısımda işlenmiştir. İlk olarak Arat’ın çocukluk ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Eski Ücüm ve Kızılyar’daki yaşamına tanık oluruz. Bu bölümde ailesi, eğitimi ve dergicilik faaliyetleri hakkında bilgi ediniriz.
Ekim 1917 İhtilali sonrası bölgede komünizme karşı isyanlar başlamış ve bu amaçla Aleksandr Vasiliyeviç Kolçak tarafından kurulan orduya Arat da alınmıştır. Bu sebeple eğitimi yarıda kalan Arat, Kolçak’ın ordusunun yenilmesi üzerine pek çok yakını ile beraber Mançurya’nın Harbin şehrine iltica eder. Bu göçten sonra Arat doğduğu topraklardan uzaklaşır ve bundan sonraki hayatı hep gurbette geçer.
(Buket Nur Kırmızıgül Şimşek, tdk.gov.tr)
Makalenin devamını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
