Rus iş çevrelerinin saygın gazetesi Vedomosti, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu’nun (PPK), politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 37’ye indirmesini mercek altına aldı.
Gazetenin sorularını yanıtlayan Alfa Capital hisse senedi piyasası analisti Alina Poptsova, Aralık ayında enflasyonun Kasım 2021’den bu yana en düşük seviyesine ulaştığına dikkat çekti. Expert RA analisti Kirill Lısenko ise, 2025 yılı boyunca tüketici fiyat artışındaki düşüşün yüzde 13,49 puan olduğunu, nominal faiz oranının ise yıl içinde sadece yüzde 9 puan azaldığını vurguladı.
BCS World of Investments borsa uzmanı Mihail Zeltser de, faiz indiriminin piyasa beklentisinin 1,5 puanın altında olduğunu, ancak faiz oranının son 2,5 yılın en düşük seviyesinde bulunduğunu belirtti. Zeltser, enflasyon risklerinin devam ettiğini ve bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın dikkatli davrandığını kaydetti.
Freedom Finance Global analisti Vladimir Çernov da aynı fikirde olduğunu belirterek, “Düzenleyici kurum, enflasyonun düşürülmesinin sürdürülebilir olduğunu düşünüyor ancak gevşemeyi hızlandırmak konusunda isteksiz. 22 Ocak toplantısındaki karar bir uzlaşma gibi görünüyor. Merkez Bankası, ürün ve maaş politikalarının enflasyonu tekrar yükseltmesi ihtimaline karşı kendine bir miktar hareket alanı bırakıyor” görüşünü savundu.
Poptsova, Türkiye’de enflasyonun genellikle ocak ve şubat aylarında asgari ücretin ve yakıt, tütün ve alkol vergilerinin yıllık endekslemesi nedeniyle hızlandığını belirtti.
Çernov, yüzde 1 puanlık faiz indiriminin, iç talep ve kredi kanalı için küçük ama olumlu bir sinyal olduğunu söyledi. Çernov, “Bu adım, işletme sermayesi maliyetini düşürüyor ve özellikle çok sıkı bir finansman döneminden sonra sanayi için büyük önem taşıyan finansal koşulları kademeli olarak kolaylaştırıyor” diye konuştu.
Çernov, son kararın tek başına fiyat artışında bir sıçramaya yol açmasının beklenmemesi gerektiğini, zira yüzde 37’lik faiz oranının yıllık yüzde 31 civarındaki enflasyonla birlikte hâlâ sıkı bir reel para politikası anlamına geldiğini belirtti. Çernov, Merkez Bankası’nın talebi yavaşlatmaktan bahsettiğini ve bunun da enflasyonu dizginlemeye yardımcı olduğunu vurguladı.
Poptsova ise, üçüncü çeyrekteki zayıflığın ardından Ekim-Aralık döneminde ekonomik aktivitenin iyileştiğini ve enflasyonun yavaşlamasıyla birlikte şu anda istikrarlı olduğunu belirerek, “Düşük faiz oranları ve daha az kısıtlayıcı bir maliye politikası, 2026’da iç talebi destekleyecek ve GSYİH büyümesi potansiyel olarak yüzde 3-3,4’e ulaşacak” dedi.
Çernov, enflasyonun düşmeye devam etmesi ve gevşemenin dikkatli ve öngörülebilir olması durumunda, 2026’da büyümenin yüzde 3,5’e ulaşabileceğini, böylece yumuşak bir istikrar senaryosunun gerçekleşebileceği tahmininde bulundu.
Liranın durumu
Uzmanlar, Türk lirasının durumunu da değerlendirdi.
Çernov, “Lira için faiz indirimi daha düşük getiri ve ılımlı bir zayıflama anlamına geliyor. Ilımlı bir şekilde zayıflayan liranın ihracatı ve sanayiyi desteklediği için ülke için genellikle daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Fakat aşırı zayıflama enflasyonu hızlandıracak ve döviz cinsinden borçların faiz ödeme maliyetini de artıracak” uyarısında bulundu.
Çernov, dış şok yaşanmaması ve yüksek getiri sağlayan bir para birimi olarak liraya yatırım girişlerinin devam etmesi durumunda, liranın kademeli zayıflayacağını öngördü. Lısenko ise faiz indiriminin sermaye çıkışlarını artırabileceğini ve lirayı zayıflatabileceğini belirtti.
Poptsova da, “Liranın daha zayıf bir ABD dolarından ve Türkiye’deki enflasyona ilişkin yatırımcı güveninin artmasından fayda görebileceğini düşünüyorum” dedi.
Yeni faiz oranı
Zeltser’e göre, Merkez Bankası bundan sonra ekonomideki fiyat baskılarındaki aşağı yönlü trendin sürdürülebilirliğinden emin olana kadar dikkatli bir şekilde yüzde 1 puanlık artışlar yapmaya devam edecek. Çernov, aylık enflasyonun Şubat ve Mart başlarında yüksek kalması ve beklentilerin iyileşmemesi durumunda, daha küçük adımlar atmanın daha rahat olacağını vurguladı.
Çernov, “Gerçek enflasyon ve beklentilerin olumlu sürpriz yapması ve gıda arzından kaynaklanan bir baskı yaşanması durumunda, enflasyon oranında yüzde 1,5 puanlık bir düşüşle yüzde 35,5’e inilmesi ancak mümkün olabilir. Ocak-Şubat aylarındaki artışın şu anki tahminlerden daha güçlü çıkması durumunda bir duraklama mümkün olabilir” tahminde bulundu.
Poptsova’ya göre ise, yıl sonuna kadar faiz oranı yüzde 27,5’e ulaşabilir; bu da mevcut hızın korunması veya her toplantıda faiz indirimlerinin hızlandırılması anlamına gelir. Mart ayında enflasyonun yükselmesinin muhtemel olduğunu belirten Poptsova, Merkez Bankası’nın iş gücü piyasası koşullarına ve tüketici talebi dinamiklerine odaklanabileceğini sözlerine ekledi.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
