CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i, partinin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun seçimlere katılmasını engellemek üzere AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından hapse atılmasından sonra gösterdiği performanstan dolayı övenler çok oldu.
Ben ise öyle düşünmüyorum ve bunu da zaten yazdım. CHP’nin nerede yanlış yaptığı bu yazının konusu değil, bir aydın olarak fikirlerini söyleyenlere ben de katılacağım ama bu yazıda değil.
Özel’in eylemlerinde karşı çıktığım en önemli nokta aşırı sağ partilerden yüzlerce kişiyi (dikkat, seçmenleri kastetmiyorum) partiye almasıydı. Partinin yönetimine kadar aldı hatta. Tabii bunu İmamoğlu’nun onayı olmadan yapması mümkün değil, yani yazacaklarım Ekrem Bey’i de ilgilendiriyor.
Karşı çıktığım slogan ise “muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar” diye başlayıp hepinizin artık ezbere bildiğiniz slogan. Öncelikle belirtmeliyim ki milliyetçi ideoloji asla demokrat olamaz. Zaten olsa milliyetçi olmazdı. Milliyetçilikle demokratlık tamamen zıt kavramlardır.
“Demokratlıktan ne anlıyorsun ki” diye soracaksınız. Çok güzel bir soru.
Ben etnik, cinsel, dinsel ve türsel kökeni ne olursa olsun her canlıya sevgi ve saygı gösteren kişiye demokrat diyorum. Bunun dışında kalan insanlara ise kesinlikle demokrat demiyorum. “Türsel de ne ki” diyenler olacaktır; insan dışındaki canlıları kastediyorum ve tabii ki bu tanıma yalnız hayvanlar değil, bitkiler de giriyor.
Konuyu dağıtmadan yeniden Özgür Özel’e döneyim…
Sayın Özel bu sloganı bir amaç için kullanıyor. Amacı AKP karşısında en büyük koalisyonu oluşturarak yapılacak ilk seçimde bu partinin iktidarına son vermek. “Eee ne var bunda” diyeceksiniz. Çok şey var. Birbirine zıt şeyleri aynı yemeğin içine koyarsanız o yemeği kimse yemez. Acılı sütlaç yer misiniz? Ya da tuzlu baklava?
İşte Özel’in sloganı sonuçta böyle bir şeye yol açtı. İstanbul dünyanın en büyük Kürt kentidir. Resmi bir veri yok ancak bu kentte en az 3,5 milyon Kürt’ün yaşadığı tahmin ediliyor. Yapılacak olan ilk seçimde İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesi, CHP’nin de en çok oyu alması için bu oylara çok gereksinimi var. Peki Kürtler son açıklamalardan sonra CHP ve İmamoğlu’na oy verecek mi?
“Ne oldu ki” diye soran çıkmayacak sanıyorum, herkes artık çok politize olmuş durumda ve aşırı sağından aşırı soluna kadar siyasi yelpazede yer alan neredeyse tüm seçmenler olup bitenleri dikkatle izliyor. Bursaspor seyircisinin Soma’da Somaspor ile yaptıkları maçta hiçbir ilgi kurmadan hani durduk yerde “Kürtlerin artık büyükannesi” diyebileceğim ki gerçekte de torun sahibi olan Leyla Zana’ya ağza alınmayacak küfürlerle slogan atması üzerine çok şey yaşandı ve halen de yaşanıyor. Bursaspor’un destekçisi Uludağ gazozlarının seyircilerinin yediği herzeye sahip çıkarak sosyal medyada paylaşım yapmasından sonra aşırı sağ partiler aynı koroya katılmakta hiç gecikmedi. Bu zaten eşyanın tabiatına uygundu. Ancak CHP içinden de aynı koroya katılanların olması ilginç oldu. Benim gibi düşünenleri hiç ama hiç şaşırtmayan bu durum bakalım CHP’yi nasıl etkileyecek…
İYİP’ten CHP’ye geçenlerden ve İmamoğlu’nun danışmanı bir zat içindeki faşisti bastıramayarak Zana’ya edilen küfüre destek verdi. Yetmedi, yine İYİP’ten CHP’ya geçen bir milletvekili Kürt diye bir halkın olmadığını söyleyerek milliyetçiliğini bir güzel “konuşturdu”. Zaten CHP seçmeni içinde bolca bulunan ulusalcı yani milliyetçi seçmenlerin de koroya katılmasıyla CHP’nin yamalı bohça gibi görünen yapısı bir kez daha ortaya çıktı.
Özgür Özel’in DEM Parti heyetinin ziyaretinden sonra heyet önünde yaptığı açıklamada Leyla Zana’ya edilen küfrü asla onaylamadığını söylemesi pek bir şeyi değiştireceğe benzemiyor. Çünkü Kürtler söze değil EYLEME bakacak. Yani İmamoğlu danışman yaptığı kişiyi derhal partiden atacak mı? Özgür Özel eski İYİP’li yeni CHP’li milletvekiline kapıyı gösterecek mi? İşte bunlara bakacak Kürt seçmenler.
Ben bu konuda iyimser değilim. Kürtlere ve Türk olmayan herkese düşman Bolu Belediye Başkanı’nı halledememiş bir CHP’nin bu son olay dolayısıyla ortaya çıkan sorunu çözeceğini sanmıyorum. Kendi milliyetçi tabanından çekinecektir sanırım. CHP’li seçmenin yarısından epey fazlasının Kürt düşmanı olduğunu söylersem abartmış olmam sanıyorum.
Sonuçta Özgür Özel’in rakibini yenmek, en azından zor duruma düşürmek için kullandığı slogan kendi ayağına dolandı. Bildiğim bir söz var bu duruma çok uyuyor. “Rakibine saplamak istediğin keser, bir gün gelir seni de keser.”
Özgür Bey’e naçizane tavsiyem, slogan üretirken o sloganın ne anlama geldiğini, doğru olup olmadığını, seçmenin karşısında bu sloganı kullandığı için bir gün zor duruma düşüp düşmeyeceğini bir daha, bir daha hesaplaması.
Bitirmeden bir not ekleyeyim. Bursaspor seyircisinin durup dururken Leyla Zana’ya küfürlü sloganlarla saldırmasının plansız proğramsız bir olay olduğunu sanmıyorum. Yürütülen barış sürecini dinamitlemek için yapılmış bir eylem gibi görünen bu olayın ucunun Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye de uzandığını, onlara da bir gözdağı olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Fotoğraf: chp.org.tr
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
