Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Putin’in “Latin” ikilemi

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 9 Ocak 2026 15:16
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

İtalyan analist Emanuel Pietrobon’un The Moscow Times gazetesinde yayımlanan makalesi:

2026’nın ilk 72 saati, hafızalara kazınacak bir yılın habercisi gibi görünüyor. Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, film senaryosunu andıran bir operasyonla görevden alındı; yolsuzluk ve kokain kaçakçılığı iddialarıyla anılan iktidarı, 30 dakikadan kısa bir sürede sona erdi.

Maduro’nun ABD’de tutuklu bulunması ve yakın zamanda serbest kalmasının beklenmemesi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ciddi bir jeopolitik ikilemle karşı karşıya bıraktı. Bu durum, Putin’i Venezuela ve Latin Amerika’dan gerçekte ne beklediğini yeniden düşünmeye zorluyor.

Donald Trump ve en yakın çevresi, Venezuela operasyonunu kaynakların sömürülmesi ve uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin, diplomasiyle çözülemeyen bir anlaşmazlığın kaçınılmaz sonucu olarak sunmaya çalışsa da, asıl nedenin başka olduğu görülüyor. Trump, Maduro’yu Moskova, Pekin ve Tahran’la olan yakın ilişkileri nedeniyle devirdi. Washington, “Monroe Doktrini” ile koruma altına aldığını düşündüğü Batı Yarımküre’de bu aktörlerin etkisini ortadan kaldırmak istiyor.

Trump’ın operasyona onay vermesinin nedeni, Maduro’nun esasen Çin-Meksika hattında yürüyen yasa dışı fentanil ticaretiyle bağlantılı olduğu iddiası değil. Aynı şekilde, Venezuela’nın “kara altını” petrolü ele geçirmek için Manuel Noriega benzeri bir senaryo da kurgulanmadı. Petrol sektöründe artan etki, yalnızca bir yan kazanç olarak görülüyor.

Putin, Trump’a Amerika kıtasından tamamen çekilme karşılığında Ukrayna’nın paylaşılmasını teklif etmeyi düşünebilir. Ancak böyle bir mutabakatın uzun vadeli getirileri belirsizliklerle dolu.

Hugo Chávez’in 1999’da iktidara gelmesinden bu yana Rusya, Venezuela’ya 20 milyar doların üzerinde silah ve askeri teçhizat sattı. Moskova’nın ülkede resmen açıklanmayan bir casusluk ağı kurmasına izin verildi; Rusya birkaç kez güney Karayipler’de bir deniz üssü inşa etmeye ya da işletmeye davet edildi.

Buna ek olarak, Rus şirketleri Venezuela yönetimlerinin ayrıcalıklarından en fazla yararlanan aktörler oldu. Bunların başında, Maduro’nun devrilmesinden sadece haftalar önce 15 yıl daha uzattığı, PDVSA ile Roszarubejneft arasında imzalanan 600 milyon dolarlık ortak petrol çıkarma anlaşması geliyor.

Rusya açısından bakıldığında, bu kadar çok ve farklı çıkar söz konusuyken bu özel ilişkiyi korumak için hiçbir şey yapmamak, her şeyi kaybetmek anlamına gelir. Bu bir kumar değil satrançtır. Mesele, kaderi zaten yazılmış Maduro’yu kurtarmak değil; Venezuela dosyasının bundan sonra nasıl yönetileceğini doğru okumaktır. Çünkü bu dosyanın kötü yönetilmesi, Küba ve Nikaragua açısından ağır sonuçlar doğurabilir.

Chávezci Venezuela, 2000’li yılların başından bu yana her iki ülkeye de gıdadan petrole kadar temel destek sağladı. Venezuela’da tam kapsamlı bir rejim değişikliği yaşanması ya da Küba ve Nikaragua ile bağların kopması halinde, bu ülkelerdeki devrimci yönetimler hızla çözülebilir. Üç hedef, tek hamleyle vurulmuş olur.

Böyle bir domino etkisiyle Washington, Batı Yarımküre’deki bölgesel hegemonyasını yeniden tesis edebilir. Aynı anda Rusya, Çin ve İran da bölgedeki ileri karakollarını ve ABD üzerinde sahip oldukları önemli baskı unsurlarından birini kaybeder.

Bu çıkarlar ışığında, Rusya’nın Amerika kıtasında yıllar içinde büyük emekle inşa ettiği etki alanını riske atacak bir “bekle ve gör” politikasını benimsemesi olası görünmüyor. Böylesi bir geri adımın telafisi on yılı bulabilir. Bu nedenle Moskova’nın operasyonu önceden öngörmüş ve perde arkasında Maduro sonrası bir senaryo üzerinde sessizce çalışmış olabilir.

Putin, Amerikan operasyonunu engelleyemeyeceğini biliyordu. Ukrayna’daki yıpratıcı savaşın gerektirdiği devasa çaba, kaynakların ikinci ya da üçüncü öncelikli sahalara kaydırılmasına izin vermiyor; Suriye bunun açık bir örneği. Ayrıca Rusya’nın böyle bir fırsatı olsa bile, müdahale etmeyi seçip seçmeyeceği de belirsizdi. Yaygın kanının aksine Putin, Maduro’yu ne seviyor ne de saygı duyuyordu; selefi Chávez’in aksine onu tuhaf, zevksiz ve güvenilmez bir ortak olarak görüyordu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kapsamlı bir rejim değişikliğinin Türkiye’nin Venezuela’daki çıkarlarını zedeleyeceğini düşünerek devreye girerken, Putin arabuluculuk yapmadı ve Maduro’yu kurtarmaya çalışmadı. Bunun nedeni, onu bir kazançtan çok yük olarak görmesiydi. Belki de Rusya’nın Maduro’nun düşüşünden önceki aylarda sahneden çekilmiş görünmesi, Ukrayna savaşı ya da Trump’ın Rusya-Çin-ABD arasındaki büyük güç rekabetini yeniden düzenleme hayalinden ziyade, bir “B Planı”nın varlığıyla ilgiliydi.

Nitekim Juan Guaidó öncülüğündeki ve Rus karşı ayaklanma danışmanları ile paralı askerlerin yardımıyla bastırılan toplumsal hareketlerin ardından Kremlin, Venezuela Savunma Bakanlığı ile ilişkilerini derinleştirdi ve onu ülkedeki gerçek iktidar odağı olarak tanıdı.

1990’larda Chávez’i boykot eden ama 2002’deki olayların ardından iktidara gelmesine izin veren orduydu. Guaidó’nun kısa süreli yükselişi sırasında Maduro’yu devirebilecek güç yine orduydu, ancak müdahale etmemeyi seçti. Ve iddialara göre Maduro’yu Trump’a teslim eden de yine ordu oldu; böylece operasyonun uygulanmasının önü açıldı ve hükümet, giderek rahatsızlık veren bir figürden kurtuldu.

Maduro’nun devrilmesiyle Putin bir müttefikini kaybetti; ancak Venezuela üzerindeki kritik etkisini tamamen yitirmiş değil. Rus liderin bu etkiyi, Venezuela ordusunu ABD gözetiminde bir demokratik geçişi reddetmeye ikna etmek için kullanması bekleniyor.

Büyük olasılıkla Venezuela Silahlı Kuvvetleri, dünya güçlerine karşı daha pragmatik ve temkinli bir çizgi izleyecek; açık bir taraf tutmaktansa denge siyasetine yönelecek. Trump’ın Amerika kıtasını rakiplere kapalı ilan eden net tutumu düşünüldüğünde, böyle bir sonucu kabul edip etmeyeceği ise belirsiz.

Batı Yarımküre, büyük güç rekabetinin merkezi cephelerinden biri haline gelmiş durumda. Rusya, bir yandan Ukrayna savaşını sona erdirme ihtiyacıyla, diğer yandan uzak bölgelerdeki stratejik mevzilerini koruma hedefi arasında sıkışmış durumda.

Ancak Trump’ın Amerika kıtasına yoğunlaşması, Rusya’yı Batı Yarımküre’den tamamen dışlama riskini de beraberinde getiriyor. Bu da Moskova’nın, ABD’nin kendi yakın çevresinde baskı unsuru olarak kullanabileceği “beşinci kolları” kaybetmesi anlamına gelir. Putin’in akıl hocası ve “çok kutuplu geçiş” kavramının mimarı olan Yevgeni Primakov, öğrencisinin böyle bir sonuca izin vermesinden memnun olmazdı.

Bu nedenle Venezuela’nın geleceği belirsizliğini korusa da, güneşin doğması kadar kesin olan bir gerçek var: Oyun henüz bitmedi.

Fotoğraf: kremlin.ru

İlgili yazılar:

“Rusya yardım edemez”
‘Monroe Doktrini’ nedir?
EtiketlendiJeopolitikRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Avrupa’dan neden dönüyorlar?
Sonraki Makale Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Rus sporculara “yarım izin”

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
30 Ocak 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?