ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski arasında Florida’da yapılan görüşmede somut bir ilerleme sağlanamadı. Taraflar görüşmenin olumlu geçtiğini vurgulasa da Ukrayna savaşının sona erdirilmesine ilişkin net bir takvim ortaya konmadı.
Görüşme sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında Trump, olası bir barış anlaşmasının birkaç hafta içinde de mümkün olabileceğini, sürecin uzamasının ya da tamamen başarısız olmasının da ihtimaller arasında bulunduğunu söyledi. Zelenski ise görüşmeyi “iyi” olarak tanımlayarak, barış planının büyük ölçüde şekillendiğini ancak Donbass başlığı başta olmak üzere bazı kritik konularda uzlaşma sağlanamadığını ifade etti.
Zelenski, Ukrayna’nın topraklarını savunma ve geri alma kapasitesine sahip olduğunu iddia ederek, bu noktada Avrupa Birliği’nden (AB) gelen siyasi ve mali desteğin önemine dikkat çekti. Buna karşın iki lider, kaydedilen ilerlemeye ilişkin herhangi bir somut detay paylaşmadı. Trump, savaşın sona erdirilebileceğine inandığını belirtmekle yetinerek, bunun kısa vadede çözülebilecek bir mesele olmadığını tekrar etti.
Trump’ın Mar-a-Lago’daki konutunda yapılan görüşmenin ardından Zelenskiy, tarafların teknik ekiplerinin önümüzdeki haftalarda bir araya gelmesi konusunda mutabık kaldığını duyurdu. Trump da Ukrayna ve Avrupalı liderlerin katılımıyla ocak ayında Washington’da yeni bir toplantı düzenlenebileceğini bildirdi.
“AB’ye karşı hibrit savaş”
Medya Günlüğü’ne konuşan Alman Siyaset Bilimci Dr. Christoph Schiebel (manşetteki küçük fotoğraf), Rusya’nın Ukrayna savaşına ilişkin müzakere sürecine yaklaşımının, iç siyasal yapı ve dış politika hedefleri nedeniyle son derece sınırlı bir çerçevede şekillendiğini ifade etti. Schiebel’e göre Moskova, Ukrayna’nın AB ya da ABD merkezli güvenlik ve siyasal yapılara entegre olmasını stratejik bir tehdit olarak görüyor ve bu başlıkta geri adım atmayı kesin bir şekilde reddediyor:
“Rusya’nın taviz vermeye hazır olduğunu düşünmüyorum. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve hükümeti, Ukrayna’da bir zafer kazanılacağı fikrini sorgulayan tüm sesleri bastırdı ve susturmaya çalıştı. Ayrıca Putin ve çevresi son derece hırslı ve tüm AB ülkelerine karşı hibrit savaş yürütüyor.”
Schiebel, Rusya’daki siyasal sistemin uzlaşmadan ziyade mutlak sadakat ve ideolojik bütünlük talep ettiğini belirterek, bu yapının barış karşılığında somut kazanımlar sunma kapasitesini sınırladığını söyledi. Ukrayna’nın yalnızca askeri değil, ulusal ve kültürel varlığının da hedef alındığını vurgulayan Schiebel, şunları aktardı:
“20 maddelik barış planı, saldırgan bir otokratik rejim için kabul edilemezdir. Rusya’nın barış karşılığında Ukraynalılara sunabileceği çok fazla bir şey yoktur. Rusya ve özellikle Putin, farklı ve bağımsız bir Ukrayna kimliğinin ortadan kaldırılması çağrısında bulunmuştur.”
“Zelenski bir daha seçilemez”
Ukrayna cephesine ilişkin değerlendirmesinde ise Schiebel, Devlet Başkanı Zelenski’nin ülke içinde giderek zorlaşan bir siyasi tabloyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Savaşın toplumsal maliyetinin ağırlaştığını belirten Schiebel, bu durumun Kiev yönetimini dış aktörlerle daha kırılgan bir müzakere pozisyonuna ittiğini ve ABD Başkanı Donald Trump’ın da Ukrayna üzerinde baskı kurma kapasitesinin arttığını kaydetti:
“Zelenski, Ukrayna halkının desteğini kaybediyor gibi görünüyor. Olası bir başkanlık seçiminde yeniden seçilmesi muhtemelen mümkün olmayacak. Bu nedenle Zelenski’nin ABD ve Rusya’dan tavizler koparmaya ihtiyacı var, ancak bu sırada Ukrayna halkı son derece ağır bedeller ödüyor.”
Sorunun Avrupa boyutuna da değinen Schiebel, AB’nin iki yönlü bir baskı altında kaldığını dile getirdi. Bir yandan kalıcı barış için büyük mali ve askeri kaynak ayırma gerekliliği, diğer yandan Rusya’nın yeni saldırılarını caydırma ihtiyacının Avrupa’yı zorladığını ifade eden Schiebel, ABD’nin müzakere kapasitesi açısından daha avantajlı bir konumda bulunduğunu söyledi:
“Ukrayna’da barışı sürdürebilmek için Avrupa ve ABD’nin çok büyük mali ve askeri kaynaklar ayırması gerekecek. Bu, Avrupa ve NATO ülkeleri açısından adeta Sisifosvari (*) bir görev. Bu güçler için Rusya yalnızca sistemik bir rakip değil, aynı zamanda Avrupa ve ABD’de otoriterliğin cazibesini artırmayı hedefleyen bir aktör.”
(*) Sisifos: Yunan mitolojisinde hileleri ve ölümü iki kez aldatmasıyla ünlü kral.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
