Baştan söyleyeyim asla ama asla aşağılamak için söylemiyorum: Florida’nın çingeneleri Haitililer.
Tıpkı çingeneler gibi rengarenkler, gürültücüler ve toplumun geneli tarafından açıkça ya da gizlice ötelenenler. Pis, pasaklı, kavgacı ve de hırsız oldukları kanısı yaygın. Tıpkı çingeneler gibi.
Ben çingeneleri çok severim. Doğa, özgürlük, renk, çiçek, dans ve müzik düşkünlüklerini severim, yaygaracılarını ve hırsız olanlarını değil elbette. Haitilileri de çok sever miyim bilemedim çünkü sadece 2-3 kişiyle tanıştım. Tanıştıklarımı çok sevdim. Pis de değiller, hırsız da. Çok samimi ve çalışkanlar. Tanıdıklarımdan yola çıkarak genelleme yapamam elbette ama onlara yönelik ırkçılığa karşı çıkabilirim. Çıkmalıyım ve hepimiz çıkmalıyız…
Kızımı 14 yaşındayken Edinburgh’a dil okuluna göndermiştim. Üniversite hocası olan bir çiftin yanında pansiyoner olarak kalıyordu. Oralara kadar gitmişken Glasgow şehrini de görmek istiyordu. “Ne işin var Glasgow’da, onlar köylü” diye küçümsemiş Edinburghlu profesör aile. Hayatının henüz baharındaki kızım bile anlamıştı bu bakış açısının yamukluğunu ki bana da aktarmıştı bu konuşmayı…
Bir hanım hararetle anlatıyordu kızının zengin sevgilisinin artık zorunlu akraba olacağı ailesini. “Karslılar ama bunlar öylelerinden değiller, iyi insanlar” diyerek. Demek ki ona göre Karslılar genel olarak kötüler ama bu aile istisna…
Bu yaklaşım ona veya Edinburgh’a sınırlı değildir, bilirsiniz. Orduluya göre Giresunlu, Bafralıya göre Fatsalı, Siirtliye göre Antepli, off sıkıldım, say sayabildiğin kadar işte. Glasgow’dan çık, Fransa’dan Almanya’ya, İngiltere’den Çin’e, Amerika’dan Peru’ya git aynı. Yetmezse sizin köyden bizim köye de uzatabiliriz listeyi. Kendini pek beğenen, küçümsüyor ötekini…
Sürekli dedikodu yapan, tanıdığı tanımadığı herkesi ve girdiği her ortamı deyim yerindeyse mıçıp sıvayan Floridalı bir Türk tanıyorum. Yakından tanıyan herkes yaka silkiyor kendisinden. İşte ondan söz ederken biri “varoş ne olacak” diye etiketleyiverince çok bozuldum gene de. Şehrin eteklerinde yetişmiş birini şehrin merkezinde yetişme şansına sahip olanın küçümsemesi içime dokunuyor benim yani aklımı alt üst ediyor…
Ayşe Eser diye internet fenomeni genç bir kadın var. Fenomen lafı benim kuşağın tırnaklarını bilemesine yetip artıyor. Bugünkü nesli internet gençliği, z kuşağı falan filan diye epeyce bir etiketlemişliğimiz ve de bu konuda beyin çitilenmişliğimiz var. Ancak bu Ayşe var ya bu Ayşe, benim görmüş geçirmiş ve de tonlarca sayfa hatmetmiş akranlarımı bir hamlede tuş edecek bilgi ve bilince sahip. Üstelik biz çok bilmişlerin yapamadığını yapıp, gündelik konularda en sahicisinden değerlendirmeler yaparak milyonlarca insana kendini dinletebiliyor dijital alemde. Das Kapital’de takılıp kalmışların tozunu arttıracak sentezlerle hem de. Onun bir paylaşımında gördüm “Kötü insan kötüdür, bunu rasyonalize etmek gerekmez” diyordu. Şimdiki nesil … diye söze başlayanlara gitsin bu da….
Bir insanın gelişiminde hangi asırda yaşadığı, hangi soydan geldiği, hangi aileye doğduğu, hangi ülke de ya da mahallede yetiştiği, hangi okula gittiği, kimlerce eğitildiği, hangi derneğin ya da kulübün üyesi olduğu gibi pek çok faktör var. Bunlara genetik ve epigenetik adını veriyor tıp. Genetiğimiz ve epigenetiğimiz sayesinde biz, biz oluyoruz.
Bütün bu faktörlerle oluşan şeye de kimlik diyoruz. Kimliğimiz Çingene olabilir, Laz, Gürcü, Abaza, Boşnak ya da Sırp da. Karslı, Tarsuslu, Glasgowlu, Berlinli, Çinli, Amerikalı, Somalili, Haitili de olabiliriz. ODTÜ’lü, Boğaziçili, Robertli, Hacettepeli, Galatasaraylı ya da Oxfordlu da olabilir ama en izbe köy okulunun sırası bile olmayan sınıflarından geliyor da olabiliriz. Paşa torunu ya da kapıcının evladı da olabiliriz. Bunların hepsi kimliğimizdir. İster övünelim ister yeriniyor olalım kimliğimiz kişiliğimiz değildir.
Doğrudur, kimliğimizin kişiliğimizde etkisi çoktur. Hangi genlerle doğduğumuz ve yaşarken hangi etkilere maruz kaldığımız kişiliğimizi de ister istemez etkiler. Ancak belirlemez. Kişilik kimlikten bağımsızdır. Mal mülk sahibi olmak yapmadığı gibi, mürebbiyelerle büyümek ya da en iyi okullarda eğitim görmek de insanı gerçekten insan yapmaz.
Kimliğimizle ne kadar övünüyorsak ve o kimlikle yarışamayacak olanları ne kadar küçümsüyorsak kişiliğimiz de o kadar gelişmemiş demektir. Güdük kalmış kişilik kadar da kötü bir şey yoktur.
Kişiliğimiz, dürüst mü yalancı mı, asalak mı üreten mi ve de toplamına bakıldığında iyi insan mı kötü insan mı olduğumuzdur. Gelişmiş kişilik demek iyi insan olmak demektir.
İyi ya da kötü insan olmamızın kıstası da bizim kendimizi nasıl gördüğümüzden bağımsızdır. Bu yaşa geldim “Ben kötü bir insanınım” diyeni görmedim. Pek çok kötü insan gördüm ama.
Diğer insanlar başta olmak üzere, diğer canlılara ve de canı yok sandığımız doğaya nasıl davranıldığından ibarettir iyilik kötülük kıstası. Bilerek isteyerek zarar verenler kötü insandır, fayda sağlayanlar da iyi.
Birey olun diye diye insanı bencilin daniskası yapan ve böylece çarpık düzene duyarsız kılan gündelik ideolojinin, “Sen çok önemlisin. Önemli olan senin ne istediğin. Kendine ne iyi geliyorsa öyle davranmalısın” diyen ideolojik beyin yıkamalarının devamını da varın siz örnekleyin.
Son olarak, iyilik yapmanın iyi insan olmanın kıstası olmadığının altını çizmek isterim. İyilik yapmak, ister sevap için, ister vicdanını rahatlatmak için, isterse de toplumsal göz boyacılığı için yapılsın, bencilliğin şaha kalkmış halidir. Özü kendi kendini okşamaktır çünkü. En kötülerin en çok iyilik yapanlar olduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Oysa çevresine ve/veya dünyaya zararı değil faydası olan biri olmak, iyi insan olmanın yegâne koşuludur.
Çokça karıştırıldığı için tekrar etmek istiyorum. İyilik yapmak, iyi şeyler yapmak değildir. İyilik yapmak iyi insan olmayı da sağlamaz.
Elbette hiç kimse mutlak iyi ya da mutlak kötü değildir. Yeni yıl planları hep iyiyi ve güzeli hedefler ya, ben de bu sene kendimi olduğumdan daha iyi bir insan haline getirmek için net hedefler koydum. Dikkatinizi çekerim muğlak bir iyiden söz etmiyorum, net hedefler diyorum…
Yeni yıldan “dilemek” yerine yeni yılda “yapmak” için şimdi tam zamanı değil mi?
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
