Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

“Ölüm döşeğindeki” Lübnan

Özer Arslanpay
Son güncelleme: 6 Aralık 2025 16:22
Özer Arslanpay
Paylaş
Paylaş

Lübnan 22 Kasım günü 82. bağımsızlık yıl dönümünü kutladı. Oysa biliyor musunuz, kutlanan bir zafer değil, tam tersine varoluşsal bir çaresizliğin altını çizmek gibiydi…

Hem bugün Lübnan’ın üzerine çöken ağırlık, öyle gökten zembille inmiş bir felaket de değil. 1975 yılında başlayan ve elli yıldır nesilden nesile devredilen o zehirli mirasın kaçınılmaz hasat mevsimi gibi… Bu ülke bütün dünyanın gözlerinin önünde paramparça yapısı, iç savaşı bitirdiği söylenen 1990 yılında imzalanan Taif Anlaşması’yla da onarılamadı Aksine bu anlaşma, ülkede mezhepçi parçalanmayı bir kader olarak resmileştirildi. Merkezî otorite, bir gölgeye dönüştürdü. Bugün bu topraklar egemenliğini çoktan yitirmiş, siyasi kabilelerin insafına terk edilmiş bir yağma alanından başka bir şey değil.

Bunun arkasında yatan en önemli neden “yağma” sözünden de anlayacağınız gibi ekonomi. Ayrıca bahsettiğim Lübnan’daki ekonomik çöküş, herhangi bir rastlantı da değil, bizzat yönetici elitin sebep olduğu bir sonuç. Eski Lübnan Merkez Bankası (BDL) Başkanı Riad Salameh eliyle gerçekleştirilen mali mühendislik ülkeyi sürdürülemez bir Ponzi (saadet zinciri) tuzağına hapsetti. Bahsedilen yapı çökünce, mudilere ödenecek 40 milyar dolarlık borç yükünün değersiz ulusal parayla fiilen sıfırlanması gerçekleşti. Bu operasyondan sonraMerkez Bankası Başkanı Salameh gibi isimlerin, Pandora Belgeleri’nde öne sürüldüğü gibi milyarlarca doları offshore hesaplara kaçırıp çıkar sağladığı anlaşıldı. Salameh yargılandı, kefaletle serbest kaldı.

Bu zimmet hadisesi ise sayılardan ibaret değil, bir ulusun ruhuna işleyen darbe etkisi yarattı. Yaşanan peşi sıra mali krizler sonrası ülke, Ekonomik Durum Endeksi’nde 142., Kurumsal Güven Endeksi’nde 134. sıraya demir attı. Ancak en acısı, bu yıl yayınlanan “Dünya Mutluluk Raporu”nda Lübnanlıların dünyanın en mutsuz halklarından biri olarak tescillenmesi oldu. Bu rapor, Lübnan toplumunda “gelecek beklentisi” kategorisinin 10 üzerinden yalnızca 1,9 puanla, araştırma tarihinin en dip noktasına vurduğunu da gösteriyordu. Yani para ile birlikte umut da tükendi…

Çünkü bu durum, yalnızca ekonomik bir kriz değil, çok daha derin bir toplumsal çöküşün işareti oldu. Devletin vatandaşına güvenlik, adalet, enerji veya finansal koruma sağlayamaması, sıradan bir yönetişim zafiyeti ötesine taşındı. Mutluluk Endeksi ile görüldü ki Lübnan’da yaşanan mali kriz, bireyin dünyayla ilişkisini yıpratan kalıcı bir travma yarattı. Yine Oxford Sosyal Dayanıklılık Laboratuvarı’nın 2024 çalışmasına göre vatandaşların yüzde 81’i, devletin günlük yaşamlarında açık biçimde yokluğunu hissediyor. Bu oran, savaş sonrası Afganistan’da ölçülen seviyelerden bile daha yüksek. 

Bu ruh hâli artık literatürde “Toplumsal Yorgunluk Sendromu” olarak ele alınıyor. Bu sendrom ortaya çıktığında bireylerde zaman algısının bozulması, geleceğe yönelik plan yapamama ve tükenmişliğin neden olduğu genel bir ilgisizlik hâli görülüyor. Yine sözü edilen araştırmaya göre Lübnanlıların yüzde 72’si “hayatımın kontrolü bende değil” diyor. Genç nüfusun yüzde 61’inin kendisini “ülkeden ayrılmakla ayrılmamak arasında sıkışmış” hissetmesi ise, bu travmatik çözülmenin sosyolojik kanıtı niteliğinde.

Geleneksel kurumların dahi insanların temel ihtiyaçları karşılayamadığı bir hal içinde, Lübnan’daki siyasi çapulcuların yüzyıllardır toplumu bir arada tuttuğunu söylediği mezhepsel aidiyet sistemi bile artık işlevsizleşiyor. Bir arada tuttuğu söylenen mezhepsel aidiyet yalanı keşmekeşliğin ana sebebi olarak burayı büsbütün bir hiçe dönüştürmekte. Bu nedenle Lübnan’ın güvenlik ve dış politika kararlarını 82 yıldır hâlâ kendi adına alamaması, ülkeyi bölgesel aktörlerin nüfuz mücadelesine açık hale getiriyor. Çarpıcı örneğini yakın zaman önce Lübnan Ordusu (LAF) Komutanı General Rodolphe Haykal’ın ABD ziyaretinin, ordunun İsrail’i eleştiren bir açıklama yapması üzerine Washington tarafından derhal iptal edilmesi, kurumların özerkliğinin ne kadar kısıtlı olduğunu gösteriyor. 

Ayrıca Lübnan’ın 2009’da yapmak isteyip yapamadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile deniz yetki alanı anlaşmasına yönelmesi, Türkiye gibi büyük bir bölgesel aktörü karşısına alma pahasına atılmış bir adımdı. Bu durum, dış politikanın ulusal çıkarı öncelemek yerine, ekonomik sıkışmışlığın Avrupa Birliği’nden gelecek destek ve dış baskılarla yönlendirildiğini açıkça gösteren de bir örnek oldu.

Lübnan her bakımdan öyle bir yer ki hemen her gün İsrail saldırılarına karşı yöneticileri ülkeyi savunmak yerine İsrail’i dünyaya şikâyet etmekle yetiniyor. Kendileri ayağa kalkıp İsrail’i durduracaklarına dünyadan İsrail’i durdurmasını istiyorlar. Bütün bunlarda ülkenin güvenlik sorunu, silahlı bir aktörün varlığı ve dış müdahalelerle sürekli bir çatışma tehdidi altında kalma durumunu meydana getiriyor. Ayrıca İsrail ve Hizbullah’ın bölgeyi sürekli savaş meydanı görmesi her geçen gün yeni bir saldırı olayı olarak ülkeye yansıyor. Son olarak İsrail ile yapılan ateşkesin birinci yılı geride kalırken İsrail’in, Hizbullah komutanı Haytham Tabtabai’yi suikastla öldürmesi, ateşkesin de kağıt üstünde olduğunu kanıtladı. 

Tüm bunların yanı sıra ABD’nin, “Hizbullah’ı silahsızlandırın, aksi takdirde İsrail harekete geçer” tehdidi, Lübnan’ın geleceğinin diplomatik bir stratejiyle değil, dışarıdan dayatılan güvenlik politikalarıyla belirlendiğini ortaya koyuyor. İfade edilen bağlamda Britanya’nın Lübnan Büyükelçisi Hamish Cowell’ın Kuzey İrlanda örneğine atıfta bulunarak kalıcı silahsızlanmanın ancak tüm tarafları kapsayan siyasi uzlaşma ile mümkün olacağını vurgulaması önemli. Belki ABD de Britanya’nın önerisine kulak verirse tepeden inmeci silahsızlanma zorlamasını ulusal uzlaşma zemine dönüştürmek için diplomatik hamleler yapabilir. Lakin henüz böyle bir adım söz konusu değil.

Lübnan görüyor musunuz?

Lübnan sadece ABD-Fransa’nın kapıştığı alan değil, İngiltere’nin de bir şekilde arı kovanına çomak sokmaya çalıştığı bir yer. Yaşanan uluslararası çekişmeye rağmen, Lübnan Ordusu’nun (LAF) Litani Nehri güneyinde sessizce yürüttüğü yıllık silahsızlanma çalışması ülkede bir iradenin varlığını gösteriyor. Ordu, yerel provokasyonlardan kaçınmak için sessiz kalarak, 30.000’den fazla operasyonla 230.000 silah ve mühimmat parçasını topladığını ve tünelleri kapattığını açıkladı. Ancak askerlerin görev sırasında hayatını kaybetmesi gibi fedakâr çabalar, siyasi parçalanma devam ettiği sürece yalnızca geçici bir çözüm sunuyor.

Lübnan’daki durum, sadece ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda toplumsal güvenin ve mezhepsel aidiyetin bile çözüldüğü bir varoluşsal krizi işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un, Papa XIV. Leon’u karşılarken kullandığı şu sözler meselenin bölgesel önemini vurguluyor:

“Eğer Lübnan bozulursa, ülkenin denklemi bozulur ve alternatif olarak bölgemizde çatışma hatları ortaya çıkar, zihinsel, maddi ve kanlı şiddetle dolu.”

Papa’nın “Siz pes etmeyen, yeniden doğmayı bilen bir halksınız” sözleri manevi bir umut kaynağı olsa da Lübnan’ın yeniden nefes alabilmesi için tek çıkış kapısı, mezhep çerçeveli yapının aşılması ve ulus-devlet formuna geçiş olarak önümüzde duruyor.

Siyasi parçalanma sürdükçe, toplumsal yorgunluk artacak, jeopolitik kontrol kaybedilecek ve ekonomik istikrarsızlık sürecek. Dahası istikrarsızlık eskiden tek bir coğrafya olan (Levant diye adlandırılan) Suriye’ye de taşınacak.

82 yıl dedik değil mi? Öyle… 82 yıldır Lübnan, bölgesel ve içsel çıkmazların pençesinde kalmış, kritik bir eşikte varlığını sürdürüyor. Ancak 82 yıl daha sürdürür mü? Bilinmez…

İlgili yazılar:

Taksi kriziyle çöken ülke
Lübnan’ın “unutulan” altınları…
Yatırımcıların kaçtığı ülke

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanÖzer Arslanpay
Takip et:
18 yıldır gazetecilik mesleğini sürdürüyor. "Dış Politika Sorunları Bağlamında Azerbaycan Kamu Diplomasisinin Değerlendirilmesi" başlıklı yüksek lisans teziyle uluslararası ilişkiler alanında akademik uzmanlık kazanmıştır. Akademik çalışmaları çerçevesinde yayımlanan ilk bilimsel makalesi “Azerbaycan-Hindistan İlişkileri”, bu alanda yapılan öncü nitelikteki çalışmalardan biridir. Gazetecilik kariyeri boyunca çok sayıda gazete yazısına imza atan Arslanpay, hem akademik hem de medya alanındaki üretimlerine devam etmekte, ulusal ve uluslararası düzeyde kamu diplomasisi, dış politika ve Türk dünyası üzerine içerikler üretmektedir. Özer Arslanpay bekardır. İngilizce, Rusça bilmektedir.
Önceki Makale “Kullan at” hayatlar…
Sonraki Makale “Akbaba Operasyonu”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Sınıftaki “Sakıncalı Piyade”

Elif Şahin Hamidi
25 Ocak 2026
Serbest Kürsü

İlkokul anılarım…

Alper Eliçin
25 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?