Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Latin Amerika siyasetinin en tartışmalı figürlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Hugo Chávez’in siyasi mirasını devralan Maduro, yaklaşık on yıldır ağır ekonomik kriz, uluslararası yaptırımlar, iç siyasi gerilimler ve bölgesel çatışmaların gölgesinde ülkeyi yönetiyor.
Maduro, 23 Kasım 1962’de Venezuela’nın başkenti Caracas’ta doğdu. Gençlik yıllarında otobüs şoförlüğü yaptı ve sendikal faaliyetlerle siyasete adım attı. Bu dönemde sol görüşlü hareketlerle yakınlaştı ve 1990’lı yıllarda Hugo Chávez liderliğindeki Bolivarcı hareketin aktif bir parçası haline geldi.
Chávez’in 1998’de iktidara gelmesinin ardından Maduro’nun siyasi yükselişi hızlandı. Önce milletvekilliği yaptı, ardından uzun yıllar Venezuela Dışişleri Bakanlığı görevini üstlendi. Bu süreçte ABD karşıtı söylemleri ve bölgesel sol hükümetlerle kurduğu yakın ilişkilerle tanındı.
2013 yılında Hugo Chávez’in kanser nedeniyle hayatını kaybetmesinin ardından yapılan seçimleri kazanan Maduro, Venezuela’nın yeni devlet başkanı oldu. Kendini “Chávez’in siyasi varisi” olarak tanımlayan Maduro, “Bolivarcı Devrim” çizgisini sürdürdüğünü ilan etti.
Ancak Maduro’nun iktidarı, Chávez dönemine kıyasla çok daha zor bir tabloyla karşı karşıya kaldı. Petrol fiyatlarının düşmesi, ekonomik yönetimdeki sorunlar ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımlar, Venezuela’yı derin bir ekonomik krize sürükledi. Enflasyon, gıda ve ilaç kıtlığı ile kitlesel göç, Maduro döneminin en belirgin sorunları arasında yer aldı.
Maduro’nun iktidarı boyunca en çok eleştirildiği konuların başında seçimler geliyor. Muhalefet ve birçok Batılı ülke, Maduro’nun kazandığı seçimlerin adil ve şeffaf olmadığını savunuyor. 2018’deki başkanlık seçimleri sonrası ABD, Avrupa Birliği ve bazı Latin Amerika ülkeleri Maduro’yu meşru lider olarak tanımadı.
Bu süreçte muhalefet lideri Juan Guaidó’nun kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etmesiyle ülke ciddi bir siyasi kriz yaşadı. Maduro ise ordu ve devlet kurumlarının desteğini koruyarak iktidarda kalmayı başardı.
ABD ile sert gerilim
Maduro, Washington ile ilişkilerinde sert bir çizgi izliyor. ABD’yi Venezuela’daki ekonomik krizden, darbe girişimlerinden ve istikrarsızlıktan sorumlu tutan Maduro, ülkesinin “ekonomik savaş” altında olduğunu savunuyor. ABD ise Maduro yönetimini insan hakları ihlalleri, yolsuzluk ve otoriterleşme ile suçluyor.
Son yıllarda artan karşılıklı yaptırımlar ve zaman zaman yükselen askeri söylemler, Maduro yönetimini uluslararası siyasetin odağına taşıdı.
Maduro’nun destekçileri, onu ABD müdahaleciliğine karşı ülkesinin egemenliğini savunan bir lider olarak görüyor. Eleştirmenleri ise Venezuela’yı otoriter bir yönetime sürüklemekle ve ekonomik çöküşten sorumlu olmakla suçluyor.
Medya Günlüğü’nde yayınlanan diğer “portre” yazılarını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
