14.6 C
İstanbul
14 Nisan 24, Pazar
spot_img

Mahşerin Üç Atlısı

Çin, İran ve Rusya ilişkileri giderek daha çok göze batıyor ve Batı dünyasına karşı kurulan bir ittifak olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle Cinping, Reisi ve Putin’in kişisel benzerlikleri değerlendiriliyor, her birinin kalbinde yatan siyasi ve coğrafi ihtirasın dünya için yarattığı tehdide dikkat çekiliyor. Aslında Çin-İran, Çin-Rusya ve İran-Rusya ilişkileri kadim ilişkiler. Kerametlerinden sual olmaması gerek. Ama şimdi teknolojinin yarattığı yeni boyut denkleme yeni değişkenler ekliyor ve çözümü zor sorunlar ufukta beliriyor. Ya ortak hareket ederlerse? Ya ortak nükleer programları ile Batı’yı dize getirmeye çalışırlarsa? Galiba şimdi asıl kafaları meşgul eden endişeler bunlar. Üstelik yaptırımlar nedeni ile dünyadan soyutlanan İran ve Rusya’nın şimdi kendisi de kısmi kısıtlı olan Çin’e doğru yalpalaması, ticaret ve yatırım ilişkilerine başka bir anlam yüklüyor.

Çin ile geliştirmekte olduğu yakın ilişki, Batı’nın yaptırımlarla köşeye kıstırdığı İran için şimdi önemli bir fırsat. İki ülke arasında 2016 yılından bu yana geçerlilik kazanan stratejik anlaşmada 400 milyar dolar değerindeki ve 25 yıllık bir ortaklığın kapsamı açıklandığında İran’ın neredeyse Çin’e satıldığı konuşulmaya başlanmıştı. Çin o tarihten beri tarımdan, sulamaya, desalinasyon projelerinden, çevre korumaya, finans ve bankacılıktan, telekomünikasyona, demiryolu projeleri, limanlara, madencilikten altyapısı yıpranmış, doğal gaz ve petrol sektörlerine kadar İran’a nüfuz etme imtiyazı kazanmış duruma geldi.

Bunlar İran’ın kendi başına üstesinden gelebileceği işler. Ama yaptırımlarla uğradığı ivme kaybını şimdi Çin desteği ile telafi etme çabasında. İşler beklendiği hızla gitmiyor. Ama Çin ayağını Batı Asya’ya bir de İran üzerinden geçen Kuşak-Yol ile basmış durumda. Ancak asıl sorun Çin’in İran’a nükleer enerji santralları ve uzay araştırmaları alanlarında teknoloji transferine başlamış olması ve insan kaynaklarının eğitimi açısından imkân sağlaması.

Rusya’ya karşı başlatılan Avrupa ve Amerikan yaptırımları da Rusya’yı doğu limanlarından Çin’e, Kafkaslar ve Hazar Denizi üzerinden de İran’a daha fazla yönlendirmiş durumda. Öyle ki, hemen hiç ticari kaybı olmayan Rusya, iki yıldır süren savaşa rağmen 2023′ü yüzde 3.6 büyüme, yüzde 7.7 enflasyon oranı, yüzde 5.3 işsizlik ve yüzde 2.4 cari işlemler fazlası ile tamamladı. Ortak düşman Batı’ya karşı kurulan Çin, İran ve Rusya ittifakının en belirgin tezahürü ise şimdi izlemeye karar verdikleri ortak dış politika. Bu nedir? Ne ölçüde mümkün olabilir? Kırılma noktalarında hangi çıkar çatışmaları oyunu bozar? Bu soruların cevabını aramaya vakit yok. Çünkü Batı yaptırımları yalama oldu. Rusya, Ukrayna’da geri adım atmıyor. İran da Husi’leri Kızıldeniz’de kışkırtmaktan vazgeçmiyor. Bu arada Çin’in Rusya ile olan ilişkilerinin “sınırsız“ olduğunu açıklaması da, pek inandırıcı gelmemekle birlikte dünyanın çivisini oynatmak için yeterli.

(Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, tasam.org)

Makalenin tamamını okumak için tıklayın 

Medya Günlüğü

Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Medya Günlüğü
Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
666TakipçilerTakip Et
11,281TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler