Perşembe, 7 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Küresel haydut kültür mirasını yok ediyor…

Adil Gürkan
Son güncelleme: 13 Nisan 2026 19:15
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Dünya, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşta, tamamen insan kayıplarına odaklanmış durumda ve bu esasen doğru bir tavırdır.

Ama dikkatimizi vermemiz gereken bir vahşet daha var.

Bu iki haydut devlet insanlığın geçmişin siliyor.

Köklerimize asit döküyor.

İnsanoğlunun on binlerce yıllık yolculuğunun duraklarını, izlerini bombalıyor.

Savaşın da bir etiği olmalıdır.

En başta gelen etik kural ise, insanlığın ortak mirasına saygıdır.

Bu haydut devletler bu kuralı hiçe saymaktadır. Her savaşta insanlık adına utanç verici işler yapmakta ve küresel belleğe böyle kaydedilmektedir.

Irak işgalinde de aynı barbarlığı sergilediler. İnsanlık tarihinin en değerli belgelerini, eserleri, eşyaları çaldılar ve ülkelerine kaçırdılar.

ABD liderliğindeki Batılı devletler koalisyonunun 2003’te Irak’ı işgali, ülkenin devletini ve askeri, ekonomik ve sosyal temellerini yok etmekle kalmadı, aynı zamanda kültürel ve tarihi mirasına da ciddi zararlar verdi. 

En büyük trajedi, sadece yağmalanmakla kalmayıp kasten yok edilen Irak Ulusal Kütüphanesi ve Arşivi’nin başına geldi. 

Şimdi ise, iki haydut devlet aynı barbarlığa imza atıyor.

Gelen tarafsız raporlara göre ABD ve İsrail askeri güçleri, tekrarlanan saldırılarda, en az 114 kültür mirası bölgeye onarılması güç zararlar verdi. Saldırılan yerler sadece antik şehirlerle sınırlı değil. Aralarında ibadet yerleri ve saraylar da var.

Haydutların verdiği zarar ölçülemez boyutlara varmış durumda. İran değil, küresel tarih mahvoluyor. İnsanlığın ortak geçmişi siliniyor.

ABD ve İsrail, kültüre karşı bin yıl önceki Moğolların vahşetini sergiliyor.  

1258’de Hülagü Han komutasındaki Moğollar, Bağdat’ı işgal ederek İslam medeniyetinin merkezi Beytü’l-Hikme’yi (Bilgelik Evi) yok etti. 

Yüz binlerce el yazması eser Dicle Nehri’ne atılarak nehrin günlerce siyah akmasına neden oldu, bu durum bilimsel hafızanın silinmesiyle sonuçlandı. 

İran Kültür Mirası, Turizm ve El Sanatları Bakanlığı, yerinde incelemelerin ardından hasarın ne kadar yaygın olduğunu ortaya koydu. Tahran’da 60, İsfahan’da 20, ayrıca birçok şehirde, saldırılar, 48 müze ve altı kültür mirası bölgesini mahvetti.

Haydut hevletler, İsfahan’ı adeta toz duman ettiler. 

Safevi döneminden kalma Ali Kapu Sarayı yerle bir edildi. Duvar resimleri ve ahşap bölmeler yandı. İnce aynalı mozaikler çöp yığınına dönüştü. Büyük Cami’nin meşhur mavi çinileri döküldü. Sasani zamanından kalma Falak ül Aflak Kalesi darbe aldı.

Safevi döneminden kalma İsfahan’ın geniş çarşısı, 1979 ayaklanmasında canlanmış ve modern huzursuzluklarda yankılanmışken yeni yaralar aldı. 

700’lerde Abbasiler döneminde inşa edilen, yüzyıllar boyunca yeniden şekillendirilen Masjid-e-Atiq de kadim duvarlarında hasar taşıyor.

İran yönetimi, saldırıları 1954 Lahey Sözleşmesi’nin ihlali olarak şikayet ediyor. 

Bu sözleşme, savaşlarda, kültürel miras alanlarını korumak için imzalanmıştı. Buna karşın, başta UNESCO olmak üzere, bu konu ile ilgili bütün kurumlar başlarını kuka gömmüş durumdalar ve bu vahşeti görmezden geliyorlar.

İranlı tarihçiler asıl tehlikede olanın zaman içinden nefes alarak gelen tarihi miras olduğunu bildiriyor. Haydut devletler bu miras ile İran’ın tarihini koparmak istiyorlar. 

Bu miras sadece yapılardan ibaret değil. Aynı zamanda hafıza da taşırlar. 

Saldırıların verdiği zarar telafi edilemez. Bu anlamda ABD ve İsrail İran’ın tarihi katmanlarını da mahvetmek için saldırıyor.

Barbarlar hep aynı damardan beslenir.

Bu damar da utanmazlıktan, kinden, öfkeden müteşekkildir.

DAEŞ benzer kafa yapısındadır. İnsanlık mirasını reddeder. 

Bu kafa, 2015’de Palmira’daki Baalshamin Tapınağı’nı yerle bir etmişti. Keza yıllar önce Taliban da Afganistan’daki dev Bamiyan Buda heykellerini paramparça etmişti. Hindistan’da Hindu aşırıcılık yanlıları, tarihi geri alma iddiasıyla Babri Camisi’ni yıktı. 

“Kaçınılmaz hasar” diye nitelenen olaylar, 2023’te Gazze’deki Omari Camisi’nin bombardıman altında yok olmasıyla yine gündeme geldi; yüzyıllar boyunca Filistinliler, Hristiyanlar ve Müslümanların izlerini taşıyan katmanlı bir yapıydı.

Kasıtlı veya “kazara” olduğu iddia edilse de, yüksek hassasiyetli silah sistemleriyle vurulan eserler sorumluluk konusunda ciddi sorgulamalara yol açıyor. Her yıkılan eserle birlikte yaratıcılık, topraklar arası hareket, mal alışverişi ve ortak yaşamın bağları da kopuyor.

Neyi ve nasıl koruyacağız?

İran genelinde yeni yaralar, eski soruları yeniden alevlendiriyor. 

Geçmiş kime aittir? Yalnızca uluslara mı? İnançlara mı? Yoksa hepimize mi? 

Oradaki kalıntılar çağlar öncesine uzanır; modern sınırlar oluşmadan önceki insanlık değişimlerini izler. Böyle yerler yıkıldığında, ortak yolculuğumuzun parçaları da yok olur. 

Geriye ne kalacağı, bugün verilen seçimlere bağlıdır. 

Dünya, bu haydutlara karşı insanlığın yanında saf tutmalıdır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Topsakal’dan ‘TRÇ’ mesajları
Sonraki Makale H. Cindoruk’un portresi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

Güvenliğin “sayı” oyunu

Mustafa Böğürcü
5 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

O. Doğu’da ‘şişelenmiş’ siyaset

Özer Arslanpay
5 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

TSK’nin hava araçları

Alper Eliçin
5 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Orta gelir tuzağının yeni gerçeği…

Yıldırım Aktuğan
4 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?