ABD’nin Latin Amerika’ya yönelik siyasi ve ekonomik kuşatma politikalarının sürdüğü bir dönemde, Meksika’dan Küba’ya yönelik dikkat çekici bir adım geldi.
Yerel basına göre, Meksika’dan yola çıkan iki tankerle toplam 80 bin varil yakıt Küba’ya ulaştı. Sevkiyat, ülkenin birçok bölgesinde günde 20 saati aşan elektrik kesintilerinin yaşandığı ve Venezuela’dan petrol tedarikine ilişkin belirsizliklerin devam ettiği bir süreçte gerçekleşti. Tankerlerin Küba’ya varmasının ardından konuşan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, ülkesinin Küba’ya yönelik enerji ve finansal iş birliğini sürdüreceğini açıkladı. Ulusal Saray’da düzenlenen basın toplantısında Sheinbaum, ABD’nin Küba’ya uyguladığı yaptırımların Meksika açısından bağlayıcı olmadığını vurgulayarak, Havana’ya desteğin yasal ve tarihsel bir zemine dayandığını ifade etti.
Meksika’nın bu hamlesi, Küba’da son yıllarda derinleşen ve 2025 boyunca daha görünür hâle gelen elektrik krizini yeniden gündeme taşıdı. Son aylarda sıklaşan ve uzun saatlere yayılan kesintiler, yalnızca yakıt tedarikindeki aksamalara değil, aynı zamanda yaşlanan santral altyapısı ve kırılgan şebeke yapısının yarattığı yapısal sorunlara da işaret ediyor. Bu çerçevede Meksika’nın sağladığı yakıt desteği, kısa vadede kesintileri hafifletme potansiyeli taşısa da, Küba’nın kronikleşen elektrik krizini gerçekten çözme kapasitesine sahip olup olmadığı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Küba Ulusal İstatistik Ofisi (ONEI) verilerine göre ülkenin brüt elektrik üretimi 2023 yılında 15.331 GWh seviyesinde gerçekleşti. Bu rakam, 2022’de kaydedilen 15.732 GWh’ye kıyasla sınırlı bir gerilemeye işaret ediyor. Aynı yıl toplam elektrik tüketimi ise 16.051 GWh olarak kayda geçti. Ortaya çıkan tablo, Küba’nın mevcut üretim kapasitesinin talebi karşılamakta zorlandığını gösteriyor.
Ancak asıl yapısal sorun, üretim ve tüketim arasındaki farktan ziyade sistemdeki kayıp oranlarında ortaya çıkıyor. 2023’te toplam iletim ve dağıtım kayıpları 3.717 GWh’ye ulaştı. Bunun 636 GWh’si iletim, 3.081 GWh’si ise dağıtım aşamasında gerçekleşti. Başka bir ifadeyle, üretilen ve sisteme verilen elektriğin kayda değer bir bölümü son kullanıcıya ulaşamıyor. Bu durum, yakıt tedariki sağlansa dahi kesintilerin neden tamamen ortadan kalkmadığını açıklayan temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
İthalat mı üretim mi?
ONEI istatistiklerine göre 2023 yılında 4.424 GWh’lik bir “elektrik ithalatı” kalemi bulunuyor. Ancak bu rakam, klasik anlamda sınır ötesi elektrik ticaretini ifade etmiyor. Küba’nın ada ülkesi olması nedeniyle bu başlık, esas olarak kiralanmış veya geçici olarak devreye alınan “mobil üretim” kapasitesini kapsıyor.
Kriz dönemlerinde kullanılan yüzer santraller ve benzeri geçici çözümler, fiilen ithalat kalemi altında sınıflandırılıyor. Bu durum, Küba elektrik sisteminin süreklilikten ne derece uzak olduğunu ortaya koyuyor. Kalıcı ve modernize edilmiş bir üretim altyapısı yerine, acil durum çözümlerine artan bağımlılık, hem maliyetleri yükseltiyor hem de enerji arz güvenliğini daha kırılgan hâle getiriyor.
Ayrıca Küba’nın elektrik arzı hâlâ çok büyük ölçüde fosil yakıtlara dayanıyor. ONEI verilerine göre 2023 yılında toplam 18.825 GWh olarak hesaplanan elektrik arzının yüzde 96,4’ü fosil kaynaklardan sağlandı. Yenilenebilir enerji kaynaklarının payı ise yüzde 3,6 seviyesinde kaldı. Bu da yaklaşık 705 GWh’lik bir üretime karşılık geliyor.
Buna karşın Havana yönetimi, özellikle güneş enerjisi yatırımlarını hızlandırmaya çalışıyor. Yetkililer, 2025 yılı sonunda devreye giren 33 yeni güneş santralinin gün ortasında 600 MW’ın üzerinde üretim sağladığını belirtiyor. Ancak bu kapasite, kesintili üretim yapısı nedeniyle sistemin baz yük ihtiyacını karşılamaktan uzak. Sonuçta Küba, büyük ölçüde yakıtla çalışan termik santrallere bağımlı kalmayı sürdürüyor.
Meksika’nın rolü
Meksika’nın Küba’ya verdiği destek, doğrudan elektrik tedariki anlamına gelmiyor. Sağlanan 80 bin varil yakıt, elektrik santrallerinin çalışmasını mümkün kılan temel girdiyi oluşturuyor. Bu nedenle söz konusu destek, kesintilerin yoğunlaştığı dönemlerde kısa vadeli bir rahatlama sağlayabiliyor.
Ancak bu katkının etkisi yapısal değil. Yakıt temini, altyapı arızalarını, bakım eksiklerini ve yüksek kayıp oranlarını ortadan kaldırmıyor. Nitekim aralık 2025’te yaşanan geniş çaplı kesinti, yakıt yetersizliğinden ziyade büyük bir iletim hattındaki teknik arızayla ilişkilendirilmişti. Bu durum, krizin yalnızca tedariksel değil, sistemsel bir nitelik taşıdığını bir kez daha ortaya koymuştu.
Siyasi mesaj
Küba’nın elektrik kesintisi problemini tek başına çözmesi mümkün olmasa da Meksika’nın Latin Amerika ülkelerine yönelik baskısını artıran ABD’ye karşı cesur tutumunun siyasi açıdan güçlü bir mesaj niteliği taşıdığını belirtmek gerekir. Havana’nın Meksika’yla iş birliğini artırarak enerji arzında kalıcı bir girdi sağlayabilmesi ise Küba’nın ödeme kapasitesi, şebeke modernizasyonu, termik santrallerin yenilenmesi, -büyük ölçüde Çin’in yatırımlarıyla sağlanacak olan- yenilenebilir enerji kaynaklarının depolama sistemlerine entegre edilmesinin yanı sıra Meksika devlet petrol şirketi Pemex’in kendi üretim ve ihracat öncelikleri ve küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalara da bağlı olacak.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
