Salı, 12 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 12 Mayıs 2026 06:22
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Rozetle kelepçe arasında-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“İçinden geçtiğimiz döneme damgasını vuracak pek çok tanım var. Bunların her biri Türkiye normalleştiğinde belgesellere, oyunlara başlık olacak içerikte. Biri de şu:

Rozetle kelepçe arasında!

Ne kadar demokratik bir öneri!

Seçim sizin. Hangisini tercih ederseniz!

Rozet derseniz törenler sizin! Canlı yayınlar sizin! Saray salonlarında alkışlar sizin…

Dahası var… Bütçe sizin, destek sizin, dokunulmazlık sizin, ola ki önceden davanız, soruşturmanız varsa bir kalemde aklanma sizin!

Kelepçe derseniz, siz bilirsiniz! Silivri sizin, zindan sizin, tam ortasında durup kollarınızı açtığınızda her iki duvara da birer karış mesafede olduğunuz hücre sizin!

Dahası var… Sadece bir tutuklama yetmez, ola ki mahkemenin biri boş bulunup tahliye verirse yedek tutuklamalar sizin, her türlü itibar suikastını da sürecin doğal uzantısı saymanız gerekir!

31 Mart 2024’ün ikinci yıldönümünden sonra daha ileri bir demokrasi süreci başladı. O kadar ileri ki yetişebilene aşk olsun!

31 Mart günü CHP’nin birinci parti olmasını iktidar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e eşini, kızını, kardeşini de kapsayacak şekilde şafak baskını düzenleyerek selamladı. Devamı Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’le geldi.

27 Mart’ta gözaltına alınan Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’la ilgili iki gerçek var:

1- Gözaltına alınma görüntüleri kabul edilemez.

2- O görüntülerin servis edilmesi kabul edilemez. Bu durum tartışılırken bir yıla yakındır tutuklu bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu ve gelini mayıs ayı başında tutuklandı. Özel yaşam görüntüleri de paralelinde servis edildi.

Yalım ve Böcek bu sürecin ardından etkin pişmanlıktan yararlanmak istediler. Kamuoyunda itirafçılık olarak tarif edilen bu ifadelerin alınma şekli, içeriği kamuoyunun gözü önünde seyretti. Muhittin Böcek’in oğlu 1 milyon Avro’yu kimden aldığını kime verdiğini önce hatırlamıyor, sonra yarım hatırlıyor. Özkan Yalım, Manisa’ya gitmiş Özgür Özel’in bahçe duvarına deste deste para bırakıp gelmiş!”

Ama bu haksız rekabet-Can Ataklı (Nefes)

“Bir taraftan davalar ve kirletme operasyonu sürerken CHP genel başkanı Özgür Özel çok önemli iki iddia attı ortaya.

BİRİNCİSİ: Akın Gürlek Erdoğan’la yaptığı konuşmaları kayda alıyor ve bir kasada saklıyor.

İKİNCİSİ: Akın Gürlek mal varlığının saklanması için çevre Bakanı Murat Kurum’dan tapu kayıtlarının silinmesini istedi. Murat Kurum bunun mümkün olmadığını söyledi.

Özgür Özel bu iki çok önemli iddiayı kanıtlayabilir mi?

Bunu bilmiyoruz ama herhalde bu iddialar “bir duyum üzerine” dile getirilmiş olamaz.

Bu iddialara karşı Akın Gürlek üstünkörü ve alışıldık bir üslupla cevap vererek yalanladı.

Ancak yargı boş durmadı.

Özgür Özel’in yalan söylediği ve yalan bilgiyi yayarak halkı endişeye sevk ettiğine hükmetti ve “resen” soruşturma başlattı.

Burada bir dakika durun.

Yargı “resen” harekete geçerek Özgür Özel’in “yalan söylediğini” nasıl saptadı?

Anlaşıldığı kadarıyla Akın Gürlek’in “bunlar yalandır” demesini dayanak yaptı.

İyi de başta Özgür Özel olmak üzere CHP’li yöneticilere yönelik akıl almaz iddialar ile getiriliyor, bunların çoğu da anında yalanlanıyor.

Peki Akın Gürlek “bağımsızdır, bizim yargı üzerinde hiçbir etkimiz olamaz” derken yargımız neden muhalefetin yalanladığı iddialara da kulak verip “resen” soruşturma açmıyor.

Son örneği vereyim; Antalya belediye başkanının oğlu, Veli Ağbaba’ya sırt çantasında bir milyon Euro getirdiğini söyledi. Veli Ağbaba anında yalanladı ve suç duyurusunda bulundu.

Bağımsız yargı ise yalanlamaya rağmen bir soruşturma açmadı.”

Adliyenin “manevi değerlerle” imtihanı-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman hakkında yaptığı bir şaka nedeniyle gözaltına alınıp bırakılan komedyen Tuba Ulu hakkında üç yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Ulu, “tarihi milli ve manevi değerlere hakaret” suçlamasıyla gözaltına alındığında bunun Türk Adli Tarihi için önemli bir dönüm noktası oluşturacağını düşünmüştüm.

Çünkü kanunlarımızda “tarihi milli ve manevi değerlere hakaret” suçu yok.

“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” diye özetlenebilecek bir temel hukuk kavramı da böylece tarihe karışıyor diye aklımdan geçirmiştim.

Kökeni Roma hukukuna kadar dayanan bu evrensel hukuk ilkesi, Anayasa’nın 38., Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi ile bizim mevzuatımızda da yer alıyordu.

Ancak belli ki o gün bu suçlamayla gözaltı kararı veren savcılar da aradan geçen zaman içinde hukuk fakültesinin birinci sınıfında öğrenmiş olmaları gereken bu temel kavramı hatırlamışlar.

Ulu hakkında açılan dava son yılların en favori suçlamasıyla açılmış: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik!

Bu suçun oluşabilmesi için her şeyden önce “kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması” şartı aranıyor.

Hafızamı zorladım, internetten bütün Türkiye’deki haberleri taradım, böyle bir sorun yaşandığını ya da yaşanmasına neden olabilecek bazı hareketlerin meydana geldiğini görmedim.

Yani diyeceğim şu ki savcıların işi mahkemede çok zor: Bu yakın ve açık tehlikenin ortaya çıktığını nasıl ispatlayacaklar?

Tabii şu da var: AKP hukuk anlayışında, savcıların böyle bir sorumlulukları yok. Onlar iddianameyi yazıp, mahkemeye gönderiyorlar, gerisi hâkimin bileceği iş.

Muktedirin öfkesini göze alan hâkim beraat ettiriyor, göze alamayan başından gitsin, istinaf uğraşsın diyerek mahkûmiyet kararını veriyor.

Lehistanlı bir papazın kızı olan Hürrem Sultan, köle tüccarı Kırım Tatarları tarafından kaçırıldıktan sonra Osmanlı Sarayı’na cariye olsun, padişah falan beğenirse onunla yatak arkadaşlığı da etsin diyesatılmıştı.

Kanuni’nin kızıl saçlı, yeşil gözlü, beyaz tenli Hürrem’e bayılıp cariye olarak haremine alması anlaşılabilir bir durum yani.

Kanuni ile evlenene kadar dört çocuk doğurduğu ve çocukların da leylek tarafından getirilmediği bir başka gerçek. Zaten “haseki” ünvanı da bundan ileri geliyor.

Kanuni, köle sıfatını kaldırıp, azat ettiği cariyesi Hürrem’le 1534 yılında evlendi. Saraya girip, Sultan Süleyman’ın cariyesi olması ise 1520 yılına gidiyor.

Aradaki bu 14 yıl ile ilgili bir şaka yaparak, milletin manevi değerleri nasıl zedeleniyor, halkın bir kesimi diğerine nasıl düşman olabiliyor?

Demek ki Adliyemize göre Türk milletinin bir bölümünün manevi değerleri çok gevşek, her türlü şakadan etkilenip, zedelenebiliyor.”

Suudilere, Ruslara var: Halka yok-Özgür Gürbüz (BirGün)

“Rusya ile Akkuyu Nükleer Santralı için yapılan anlaşmanın bir benzeri Suudi Arabistan’la güneş enerjisi için yapıldı ve kanun teklifi geçen hafta TBMM’ye geldi. Kapitülasyon gibi olduğu, Türkiye’ye hiç faydası olmadığı söylendi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu iddiaları reddetti. Sivas ve Karaman’da 1000’er megavatlık (MW) güneş santralı kurulması için Suudi Arabistan’a sağlanan şartları benzerleriyle karşılaştıralım, kararı siz verin.

Mevcut hükümet bir süredir Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) denen alanlarda güneş santralı kurulması için yarışmalar (ihaleler) düzenliyor. 2025 sonunda Eskişehir sahasına 260 MW gücünde güneş santralı kurulması için yapılan yarışma en büyüklerinden biriydi. Firma ürettiği elektriği devlete 20 yıllık alım garantisi kapsamında kilovatsaatini 3,25 avro sentten satmayı teklif ederek ihaleyi aldı. Ayrıca, 27 milyon 300 bin avro katkı payı ödedi. Katkı payını da düşersek devlet bu güneş santralından elektriği kabaca 3 sente alacak diyebiliriz.

Suudilerle yapılan anlaşmada ise alım garantisi 30 yıl, santrallar Eskişehir’dekinin dört katı. Daha çok elektrik üretecekler, dolayısıyla daha fazla para kazanacaklar. Alım garantisi süresi de 10 yıl daha fazla. Devlete satış fiyatı ise ilk beş yıl daha yüksek olsa da ortalamada, Sivas sahası için 2,74, Karaman için 2,41 avro sent olacak. Suudi Arabistan’dan katkı payı istenmiyor zaten ortada yarışma, ihale yok. Arazi, alım garantisi, her şey hazır. Türkiye tarihinin en düşük alım fiyatlarından biri olduğu doğru ama YEKA ihalelerinde görülen fiyatlardan çok da uzak değil.

YEKA ihalelerinde tüm izinlerle ilgili ödemeleri ihaleyi kazanan şirket ödüyor. Santral Hazine arazisindeyse, arazinin rayiç bedelinin yüzde 2’sini devlete kira olarak ödüyorlar. Gümrük vergisi, kurumlar vergisi gibi tüm vergilere de tabiler, muafiyetleri yok. Suudi Arabistan anlaşmasında ise devlet şirketi EÜAŞ Suudiler için araziyle ilgili tüm izinleri alıyor, planları hazırlıyor. Araziler 49 yıllığına bedelsiz kiralanıyor. Anlaşmadaki madde 10.3’e göre, güneş panelleri ithal edilirse, gümrük vergisi, KDV ve özel tüketim vergisinin yanında, ithalata uygulanan her türlü vergi, harç, mali yükümlülük, ücret, fon ve paylardan muaf olacak.

Suudi Arabistan’ın projelerine Kurumlar Vergisi teşviği de veriliyor. Projelerin uygulanmasıyla bağlantılı olarak kullanılacak ekipman, malzeme, makine, alet, yedek parça ve sarf malzemelerini, KDV’den muaf olacak şekilde, yurt içinden temin etme hakkı da madde 10.4’te tanınmış. YEKA projelerinde bazı teşvikler var ama Kurumlar Vergisi muafiyeti yok.”

Tasarruf eden itinayla cezalandırılır!-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)

“Çoğu anne baba çocuklarını erken yaşta tasarrufa yönlendirmeye çalışır. “Bir köşeye üç kuruş koymaya bak” diye teşvik eder. Bunun bir alışkanlığa dönüşmesi istenir. Gerçi çocuklar günümüzde tasarruf edecek harçlığı alabilmek şöyle dursun, günlük sıradan harcamalarını karşılayabilecek kadar bile harçlık sahibi olamıyor ama yine de bu istek dile getirilir.

Devlet de vatandaşın tasarruf etmesini bekler, daha da ötesi ülke olarak buna ihtiyaç duyulur.

İyi güzel de, bir anne baba nasıl ki tasarruf eden çocuğunu cezalandırmazsa, devlet de herhalde tasarruf edebilen vatandaşını cezalandırmamalıdır, değil mi…

Ama ya aksi oluyorsa… Ya vatandaş tasarruf ettikçe devletin adeta hışmına uğruyor ve ekonomik yönden kayba uğruyorsa…

“Olur mu öyle şey” demeyin, zaten bu görüşü ben dile getirmiyorum, devletin resmi verileri söylüyor.

Devlet, tasarruf eden vatandaşını ekonomik yönden göz göre göre hırpalıyor, göz göre göre cezalandırıyor.

Veriler Türkiye İstatistik Kurumu’na ait… TÜİK her ay finansal yatırım araçlarının reel getiri oranlarını açıklıyor. Son açıklama da nisan ayı için yapıldı. Nisan ayına ve yıllık döneme ilişkin verileri TÜİK’ten aynen aldım, açıklamada yer almayan ocak-nisan döneminin gerçekleşmesini de TÜİK verilerinden yola çıkarak ben hesapladım.

TÜFE’den arındırılmış reel getiri oranlarını aktaracağım. Hemen söyleyeyim, reel getiri neredeyse hiç yok.

Kaldı ki TÜFE’nin gerçek enflasyonu ne kadar yansıttığı tartışması da ortada ve o tartışmaya hiç girmiyorum bile. Açıklanan TÜFE’nin fiyat artışlarını tam olarak yansıttığını varsayıyorum.

Nisan ayında yalnızca BİST reel getiri sağlamış. Diğer yatırım araçlarının reel getirisi kan kırmızı, hepsi negatif.

İlk dört ayda durum yine değişmemiş; reel getiri yalnızca borsada.

Son bir yılın reel getiri grafiği biraz farklı. Son dönemdeki büyük reel kayba rağmen ilk sırada külçe altın bulunuyor. Borsa ikinci sırada, devlet iç borçlanma senedi sahipleri de enflasyonun üstünde reel getiri elde etmiş.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Hakan Fidan’ın ‘dijital anatomisi’
Sonraki Makale Markova’ya Rus ‘ültimatomu’

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetMG Özel

Markova’ya Rus ‘ültimatomu’

Fuad Safarov
12 Mayıs 2026
GünlükManşet

Türkiye’nin gıda dönüşümü

Medya Günlüğü
12 Mayıs 2026
GünlükManşet

“Soykırıma Müzik Yok”

Medya Günlüğü
12 Mayıs 2026
GünlükManşet

Halk TV’de “kazan kaynıyor”

Medya Günlüğü
12 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?