Sivil darbe ve akla ziyan 5 çelişki-Emre Kongar (Cumhuriyet)
“CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun, içlerinde belediye başkanları, politikacılar, bürokratlar ve bir de ünlü gazetecinin bulunduğu yüz kadar kişiyle birlikte gözaltına alınmasını “19 Mart Darbesi” olarak niteledi.
Bu gözaltıdan önce, İmamoğlu’nun yaklaşık 35 yıl önce o zamanki usullere uygun bir yatay geçiyle aldığı üniversite diploması da iptal edilmişti!
Peki, bu darbeyle ilgili olan çelişkiler nelerdir?
1) Birinci çelişki, Ekrem İmamoğlu’na karşı yapılan bütün bu engellemelerin, onun seçmen nezdindeki itibarını artırmakta, seçim şansını yükseltmekte oluşudur.
Bu açıdan İktidar göz göre göre siyaseten kendi seçim şansını azaltan büyük bir yanlış yapmaktadır.
2) İkinci çelişki, İktidarın “Yeni Süreç” bağlamında doğrudan PKK lideri Öcalan ile görüşmeye başlamış olmasına rağmen, muhalefeti PKK ile ilişkili diye suçlaması ve belediye başkanlarını gözaltına almasıdır.
İktidar, doğrudan PKK terör örgütü lideri ile temastayken CHP’yi, “Kent uzlaşısı” adı altında meşru bir örgüt olan DEM Parti ile iş birliği yaptığını öne sürerek PKK ile ilişkilendirip teröristlikle suçlayabilir mi?
Buna kimse inanır mı?
Kamuoyu ve yargı mekanizması, bunu suç olarak kabul eder mi?”
Davul zurnayla gelen operasyon-Aytunç Erkin (Nefes)
“Aylardır dilden dile, kulaktan kulağa, ya ekranlarda ya da gazete köşelerinde, manşetlerinde “operasyonun” yapılacağını herkes biliyordu.
24 Şubat’taki yazımın başlığı şuydu:
“Ahmet Özer iddianamesindeki ayrıntı: Emniyet: İstanbul’da bir kısım belediye başkanı da ‘Kent Uzlaşısı’yla belirlendi.”
Okuyalım:
“Aşağıda delilleri ayrıntılı olarak anlatılan Esenyurt Belediye Başkanı olan şüpheli Ahmet Özer gibi İstanbul ilinde görevli bir kısım Belediye Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Belediyle Meclis Üyesi’nin 31/03/2024 yerel seçimler sonrasında terör örgütünce verilen talimatla ‘Kent Uzlaşısı’ faaliyeti kapsamında terör örgütünün uzlaşma sağladığı partiden seçilmeleri sağlanarak görev yapmaya başladıkları ve halen görevli oldukları, yukarıda da izah edildiği üzere özerlik sistemi ve kent uzlaşısı formülünün, DEM Parti üstü bir örgütlenme sistemi olduğu, özellikle örgütlenme konusunda çalışmalar yürüten örgüt bünyesindeki oluşumların (DBP, HDK) örgütün taban (halk) örgütleme sistemini geliştiren ve yöneten esas kurumlar olduğu hususu da nazara alındığında bu şahısların terör örgütünün Kent Uzlaşısı faaliyeti kapsamında faaliyet yürüten örgüt mensuplarından oldukları anlaşılmıştır.”
“Ekrem Projesi” çöktü-İbrahim Karagül (Yeni Şafak)
“Diplomasının sahte olduğunun tescil edilmesinden sonra, İstanbul Büyükşehir Belediye’sinde (İBB) adeta devlet içinde devlet kuran, bir “Paralel Devlet” yapılanmasına giden yapının çökertilmesi başladı.
Bir proje çöktü. Artık FETÖ projesi mi, AB projesi mi, İsrail projesi mi, terör bağlantılı proje mi ortaya çıkacak.
TERÖRE PARA AKTARIP
ÖRGÜT DESTEĞİ ALDI.
Ama çok net bir şey var:
Devlet imkanlarıyla örgütlenen, siyasetle kamufle olan, kitleleri manipüle edip arkada başka bir iç darbe örgütlenmesi yapan, Türkiye için bir milli güvenlik meselesi haline gelen, Türkiye ile savaşan bütün yapılarla ortaklık kuran, terör örgütlerine finansal destek sağlayan ve onlardan örgütsel destek alan, FETÖ’nün 15 Temmuz öncesi örgütlenme modelini izleyen bir yapı çökertildi.”
Ekrem Bey neden başsavcıya mesaj attı!-Okan Müderrisoğlu-Sabah
” İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çıkar amaçlı suç örgütü kurucusu olma ve terör örgütüne yardım suçlamalarıyla gözaltına alınması ya CHP’de temiz eller hareketine vesile olacak ya da proje bir isim üzerinden Ankara’yı dizayn etmeye hevesli kayıt dışı siyasi unsurların planlarını güncellemesine yol açacak!
İmamoğlu’nun, sınırlı bir çevrenin bildiği yerel aktör iken CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na nasıl aday gösterildiği halâ muamma. Bu işe vesile olduğu düşünülen isimler, zamanla Ekrem Bey’le ters düştü veya sırtından hançerlendi! İmamoğlu’nun, İstanbul özelinde elde ettiği seçim başarısına gelince… Sonuçta, milletin tercihi idi. Ama sayısal üstünlüğün ortaya çıkmasında organize işler dönüp dönmediği, CHP ile yan yana bile gelmeyen grupların ne pahasına bir araya getirildiği de ortaya çıkarılamadı. 2019 yazında, seçimi kaybeden taraf ilk şoku atlatmaya çalışırken, kazanan taraf da bu durumu hızla fırsata çevirdi. İmamoğlu sözde halk kahramanı olarak pazarlandı, sempatizanlarının çıkardığı kuru gürültü arasında gerçek yüzü, arkasındaki sıkıntılı ajanda görmezden gelindi.”
Atlantik sistemiyle hesaplaşan iç ve dış siyaset-Şule Perinçek (Aydınlık)
“Türkiye bir süredir Atlantik sistemiyle bir hesaplaşma içinde.
Sabah yedide yazımı yazmak üzere bilgisayarımın başına geçtiğimizde “Cumhuriyet Başsavcılığımız Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında…” diye başlayan bir açıklamayla karşılaştık.
Şöyle bir yakın geçmişe bakalım.
Neden durduk yere birden erken seçim ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı hararetli biçimde gündeme taşındı…
Hemen ertesinde planlı bir yurtiçi propaganda gezisine başlandı.
Bu süreç içinde CHP’den bir uzaklaşma vardı.
Yetersiz bulunuyordu.
Birbirlerine düştükleri bir görünüm çok güven sarstı…
PKK’yla gizli-açık kol kola girme zaten uzun süredir alınlarında kara leke.
Bu arada PKK’nın üzerine gidiliyor. Silah bırakma dayatılıyor.
Bu soruşturmayla birden sorgusuz sualsiz haksızlık yapılan duruma yükseldiler.
Haksızlık var mı, yok mu…
Yargıyı mı tartışalım…
Ya da diploma sahte mi, gerçek mi…
Harvard’dan olsa çözüm mü olacak…”
Kalan demokrasi kırıntıları da temizlenirken-Ali Bayramoğlu (Karar)
“Sonunda büyük hedefe atış yaptı iktidar. İmamoğlu gözaltına alındı. Hem yolsuzluk soruşturması, hem terör örgütüyle bağlantı iddiasıyla…
Ülkede kalan demokratik kırıntıların da süpürüldüğü bir anı yaşıyoruz.
Türkiye’nin en büyük kenti İstanbul’un seçilmiş ve güçlü belediye başkanı ve Erdoğan’ın gelecek seçimlerdeki en büyük rakibinin, üniversite diplomasını sudan sebeplerle iptal edip seçimlere katılmasını engellemek, yetmedi terör örgütüyle ilişki ve yolsuzluk iddiasıyla gözaltına almak başka nasıl açıklanır? Siyasi iktidarın kanunları ve adliyeyi keyfi bir şekilde kullanarak siyasi rakibini ekarte etmeye soyunması dışında bir anlam taşır mı?
Bir yazar arkadaşım şunları söylemişti bir süre önce:
“Erdoğan cumhurbaşkanlığı yarışında kimin yarışacağını seçer. Alt edemeyeceği kişileri devre dışı bırakır, yenebileceği kişiyi karşına alır. Muhtemelen İmamoğlu’nu devre dışı bırakmaya çalışacak…”
Yazar arkadaşımın haklı çıktığı, işin bu istikamette geliştiği açık.”
Demokrasi ve hukuk devleti sorunu-Fikret Bila (halktv.com.tr)
“Türkiye bir soruşturmalar ülkesi oldu. İktidar, rakipleriyle demokratik yollardan yarışmak yerine muhalefet partisi lideri, cumhurbaşkanı adayı ve özgürce işini yapmaya çalışan gazeteciler hakkında soruşturma açarak gözaltına aldırmayı, tutuklatmayı tercih ediyor.
Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, meslektaşımız İsmail Saymaz’ın da aralarında bulunduğu 106 kişinin gözaltına alınması, sadece gözaltına alınanların sorunu değil, bir demokrasi ve hukuk devleti sorunudur.
İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklamasından sonra 35 yıllık üniversite diplomasının iptal edilmesinin hukukta bir yeri yoktur.
Birçok idare hukuku öğretim üyesi İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesinin hukuksuz olduğunu gerekçeleriyle birlikte açıkladılar.
İmamoğlu’nun avukatları iptal kararını yargıya taşıyacaklar.
Ancak üzücü olan yargıya tam güven duyulmaması.”