Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Kayıp umudun peşinde…

Özer Arslanpay
Son güncelleme: 13 Aralık 2025 17:48
Özer Arslanpay
Paylaş
Paylaş

Papa 14. Leo’nun üç günlük ziyareti, Lübnan’ın kurumsal olarak çöktüğü, savaş tehdidi ve siyasi krizle sarsıldığı en zorlu döneme denk geldi. 

Papa, barış mesajını sadece ruhani bir teselli olarak değil, dünyaya karşı güçlü bir siyasi ve varoluşsal uyarı olarak verdi.

14. Leo ise ziyaretin uluslararası boyutunu, Türkiye’den Lübnan’a giderken uçakta, herkese net bir şekilde gösterdi. Papa yaptığı açıklamada, Lübnan halkının çığlığını duyduğunu ve İsrail saldırılarını durdurmak için aktif diplomatik çaba göstereceğini belirtti. Ayrıca ABD Başkanı Donald Trump dahil olmak üzere dünya liderleriyle temas kurduğunu ve bu iletişimi sürdüreceğini teyit etti. Vatikan, Lübnan’ı yalnızca insani bir mesele olarak değil, aynı zamanda uluslararası siyasi baskı ve diplomatik kararlılık gerektiren bir kriz noktası olarak gördüğünü belirtti. Papa’nın sözleri ise, barışın ancak güçlü uluslararası baskı ve kararlı diplomasiyle mümkün olacağı inancını yansıttı.

Papa, Lübnan halkına yaptığı hitapta, metanet ile umutsuzluk arasında sallanan bir ulusun ruhuna doğrudan seslendi. Papa, Lübnanlıların öne çıkan niteliğini, pes etmeyen bir halk olduklarını ve zorluklar karşısında her zaman cesaretle yeniden ayağa kalkmayı bildiklerini söyleyerek vurguladı. Ona göre bu, gerçek barış yapıcıların temel özelliğiydi. (*) Çünkü barışın işi sürekli bir başlangıçtır. Papa, barışa olan bağlılığın görünür yenilgi karşısında yılmamak anlamına geldiğini, aksine ileriye bakmak, tüm koşulları umutla karşılamak ve kucaklamak demek olduğunu vurguladı, “Barışı inşa etmek, yaşamı korumak ve beslemek azim ve kararlılık gerektirir” dedi.

Papa, “Halkınızı asla ezilmemiş ya da umutsuz bırakmayan bu güç nereden geliyor” diye sordu ve akabinde Lübnanlıların ortak bir dille birleşmiş bir topluluk olduklarını vurgulayarak bunun sadece Levant Arapçası değil, aynı zamanda her zaman yeniden başlamayı sağlayan bir “umut dili” olduğunu belirtti.

Lübnan, ağır bir ekonomik krizin sonuçlarından büyük acı çekmesine ve küresel istikrarsızlık ile kimliklerin radikalleşmesine rağmen, her zaman yeniden ayağa kalkmayı bilmiş bir ülkeydi.

İşte Papa, bu direncin ve umudun, barışa olan bağlılığı ve yaşamı koruma azmini besleyen temel güç olduğunu söyledi. Özellikle gençlere yönelik sözleri, toplumsal travmanın derinliğini ele alıyordu:

“Değerli gençler, belki de savaşlarla parçalanmış ve sosyal adaletsizlikten arındırılmış bir dünyayı miras aldığınız için pişmansınız.”

Ancak hemen ardından vurguladı:

“Yine de umut var ve içinizde umut var! Biz yetişkinlerin kaybettiği bir hediyeniz var. Senin umudun var! Zamanınız var! Hayal kurmak, planlamak ve iyilik yapmak için daha fazla zamanınız var. Tarihin gidişatını değiştirme hevesine sahipsiniz!” 

14. Leo kötülüğe karşı gerçek muhalefetin şiddet veya nefret olmadığını, asıl gücün kişinin kendi yaralarını iyileştirebilme ve başkalarının acılarını önemseyebilme kapasitesinde yattığını hatırlattı. Bu, barış yapıcıların ikinci temel özelliğine işaret ediyordu. Yani uzlaşmanın zorlu yolu. Papa, iyileşmesi uzun yıllar, bazen bütün nesiller süren kişisel ve kolektif yaralar olduğunu belirtti.

Uzlaşmanın kalıcı olabilmesi için ortak faydayı özelden üstün olarak tanıyan yetkililere ve kurumlara ihtiyaç duyulduğunu, barışın yalnızca aynı çatı altında yaşayan farklı gruplar arasındaki hassas bir denge olmadığını vurguladı. Ona göre gerçek barış, “bir topluluk olarak, fikir ve farklılıklarımızı kabul ederek, birlikte nasıl uyum içinde yaşayacağımızı bilmektir.”

Papa, barış yapıcıların üçüncü ve son özelliğinin fedakârlık karşısında sebat etmek olduğunu söyledi. Sürekli başlangıç yapma azmi ve uzlaşma yolunda ilerleme cesaretini tamamlayan bu sebat, özellikle göç baskısı altındaki Lübnan için hayatiydi. Bu ülkede kalmak ve zor durumlarla başa çıkmak gerçek cesaret gerektirir. Papa, gençleri başka yerde barış aramak yerine kendi topraklarında kahraman olmaya teşvik etmek için tüm toplumsal bileşenlerin, Hristiyanlar ve Müslümanlar dahil bu rolü üstlenmesi gerektiğini söyledi…  

Kadınlara ayrı parantez

Özellikle kadınların, yaşamla olan derin bağları nedeniyle, barışı korumak ve inşa etmek için temel bir rolü olduğunu işaret etti.

Papa’nın ziyareti, Beyrut Limanı’ndaki patlama alanına yaptığı kısa ve duygusal ziyarette zirveye ulaştı. Orada, bütün bir ülkenin “gerçek ve adalet susuzluğunu” yüreğinde taşıdığını ifade etti. Sonrasında cevabı Sedir Ağacı metaforuyla verdi:

“Ana vatanınız Lübnan, bir kez daha gelişecek, sedir gibi güzel ve dingin… Sedirin gücünün, genellikle dallarıyla aynı büyüklükte olan köklerinde yattığını iyi bilirsiniz.”

Halkı, “ülkenin beklediği umudun kaynağı” olmaya ve topluma hizmet etmeye adanmış olanların iyi köklerinden ilham almaya çağırdı.

Hizbullah’a mesaj

Ziyaretin en hassas diplomatik konusu olan Hizbullah ile ilgili sorulan soruya Papa’nın yanıtı, Vatikan’ın ilkesel tutumunu özetledi: “Hizbullah’ın mesajını inceledim ve yorum yapmayı tercih etmiyorum.” Ancak bu diplomatik ihtiyat, arka planda verilen güçlü mesajı gizledi: Kilise, Hizbullah’a “silah bırakmaya ve diyaloğa yönelmeye davet eden bir öneri” sundu. Papa, “Saldırılar ve düşmanlıklar sona erebilir mi? Silahlı mücadelenin hiçbir fayda getirmediğini kabul etmeliyiz. Silahlar ölümcül iken müzakere, arabuluculuk ve diyalog yapıcıdır” diyerek herkesi barışı bir hedef olarak değil, bir seçim olarak benimsemeye çağırdı.

14. Leo’nun nihai çağrısı, sadece bölgesel bir aktör olan Hizbullah’a değil, Lübnan’ın varoluşsal krizini derinleştiren tüm siyasi aktörlere yönelikti.

Papa, Lübnan’ın “eski ihtişamına” dönmesinin yolunu net bir şekilde ortaya koydu: Bu, sadece Hizbullah’ın silahlarını bırakması anlamına gelmiyor; tüm siyasetçilerin etnik ve siyasi bölünmelerin zırhını çıkarmasını da kapsıyordu. Papa, halkın kalplerinin de silahsızlandırılmasını, mezhep çekişmesinin zırhının kaldırılmasını ve birleşik bir ulus devlet hayalinin yeniden canlandırılmasını istedi. Bu çağrıyı, kendisinden önceki Papa Aziz John Paul II’nin Lübnan’a bıraktığı tarihi mirasla pekiştirdi:

“Lübnan bir ülkeden daha fazlasıdır!”

(*) Vatikan’ın Resmi Barış Doktrini’ne atıf yapıyor. Pax est Opus Iustitiae” (Barış, Adaletin Eseridir) ilkesiyle birlikte anılır.

Fotoğraf: vaticannews.va

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanÖzer Arslanpay
Takip et:
18 yıldır gazetecilik mesleğini sürdürüyor. "Dış Politika Sorunları Bağlamında Azerbaycan Kamu Diplomasisinin Değerlendirilmesi" başlıklı yüksek lisans teziyle uluslararası ilişkiler alanında akademik uzmanlık kazanmıştır. Akademik çalışmaları çerçevesinde yayımlanan ilk bilimsel makalesi “Azerbaycan-Hindistan İlişkileri”, bu alanda yapılan öncü nitelikteki çalışmalardan biridir. Gazetecilik kariyeri boyunca çok sayıda gazete yazısına imza atan Arslanpay, hem akademik hem de medya alanındaki üretimlerine devam etmekte, ulusal ve uluslararası düzeyde kamu diplomasisi, dış politika ve Türk dünyası üzerine içerikler üretmektedir. Özer Arslanpay bekardır. İngilizce, Rusça bilmektedir.
Önceki Makale ‘Gerçek Ermenistan’ aranıyor
Sonraki Makale Para sanal düş kırıklığı gerçek

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Sınıftaki “Sakıncalı Piyade”

Elif Şahin Hamidi
25 Ocak 2026
Serbest Kürsü

İlkokul anılarım…

Alper Eliçin
25 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?