Günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 40’ının ısınma ihtiyacını kalorifer sisteminin sağladığı tahmin ediliyor. Türkiye’deki konutların ise yaklaşık yüzde 60’ı kaloriferle ısınıyor.
İnsanlık tarihi biraz da ısınma teknolojilerinin tarihi aslında. Kalorifer sistemi ise bu uzun serüvenin modern halkası.
Yaklaşık 400 bin yıl önce insanlar ateşi kontrol etmeyi öğrendi. Mağaraların ortasında yakılan ateş hem ısı hem ışık sağlıyordu. Ancak duman, zehirlenme ve yangın riski büyük sorundu.
Kaloriferin atası sayılabilecek ilk sistem Antik Roma’da ortaya çıktı.
Romalılar özellikle hamamlarda ve zengin evlerinde fırında yakılan ateşten çıkan sıcak hava zeminin altındaki boş kanallardan geçirilir ve duvar içlerindeki kanallarla yükselirdi. Bu sisteme “Hypocaust” deniyordu; yani yerden ve duvardan ısıtma. Bugünkü yerden ısıtma sistemlerinin atası kabul edilebilir.
Roma’nın çöküşünden sonra Avrupa’da bu teknoloji unutuldu. İnsanlar tekrar şömine, soba ve açık ateş kullanmaya başladı ama ısı yereldi, yani bir odada sıcaklık varken diğer odalar buz gibiydi.
Sanayi Devrimi ile birlikte şehirleşme arttı, büyük binalar yapıldı. Tek tek sobalar yetersiz kalmaya başladı. 18. yüzyılın sonlarında buhar gücüyle çalışan ısıtma sistemleri geliştirildi. 19. yüzyılda gerçek anlamda merkezi ısıtma ortaya çıktı.
İngitere’de Angier March Perkins 1830’larda yüksek basınçlı sıcak suyla ısıtma sistemleri geliştirdi. Bu sistemlerde sıcak su borularla binanın farklı odalarına dağıtılıyordu. Bu, günümüzde kaloriferin temel çalışma prensibi.
Isıyı odaya daha verimli yaymak için metal yüzeyler kullanıldı. Dökme demir radyatörler 19. yüzyılın sonlarında yaygınlaştı. Geniş yüzey alanı sayesinde sıcak suyun ısısını havaya aktarıyordu. İşte “kalorifer peteği” böyle doğdu.
20. yüzyılda kalorifer apartmanların, hastanelerin, okulların ve kamu binalarının standart sistemi haline geldi. Yakıtlar değişti, kömür, fuel-oil, doğal gaz ve elektrik kullanıldı.
Bugün kalorifer sistemleri artık yoğuşmalı kazanlar, termostat kontrollü sistemler, yerden ısıtma, akıllı ev sistemleri ile çok daha verimli ve tasarruflu. Ama temel çalışma mantığı hâlâ aynı.
Yani bugün evlerimizde otururken aslında biraz Roma mühendisliği, biraz Sanayi Devrimi’nin zekâsı sayesinde ısınıyoruz.
Benzer yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
