Pazar, 1 Kas 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

İki farklı ülke, iki kriz, bir taktik

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 31 Ekim 2026 16:14
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, son iki yılda önce Rusya, şimdi de Türkiye ile ciddi diplomatik gerilimler yaşadı.

Moskova ile ilişkilerdeki ilk büyük kırılma, 25 Aralık 2024’te Rus hava savunma sisteminin müdahalesi sonucu düşen AZAL yolcu uçağı oldu. 38 kişinin hayatını kaybettiği facianın ardından iki ülke arasındaki ilişkiler uzun süre gerilimli seyretti. Haziran 2025’te Rusya’nın Yekaterinburg kentinde Azerbaycan kökenli kişilere yönelik operasyonlar krizi daha da derinleştirdi.

Ankara ile yaşanan gerilim ise Azerbaycan’daki okul kıyafetleri düzenlemesi ve başörtüsü tartışmasıyla görünür hale geldi. Nedenleri ve boyutları farklı olsa da iki krizde Bakü’nün kullandığı diplomatik dil ve yöntemlerde dikkat çekici benzerlikler bulunuyor. Egemenlik vurgusu, karşılıklılık ilkesi, sert siyasi mesajlar ve gerektiğinde diplomatik karşılık verme bunların başında geliyor. Ancak Bakü, gerilimi tırmandırırken iki ülkeyle stratejik ilişkilerin tamamen kopmasını da önlemeye çalışıyor.

AZAL faciası

25 Aralık 2024’te Azerbaycan Havayolları’na (AZAL) ait Embraer 190 tipi yolcu uçağı, Bakü’den Rusya’nın Grozni kentine giderken Kazakistan’ın Aktau kenti yakınlarında düştü. Uçakta bulunan 67 kişiden 38’i hayatını kaybetti, 29 kişi kurtuldu.

Uçak, Grozni yakınlarında Ukrayna insansız hava araçlarına yönelik Rus hava savunma faaliyetlerinin sürdüğü sırada hasar gördü. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ilk açıklamalarında uçağın Rusya hava sahasında dışarıdan fiziksel ve teknik müdahaleye maruz kaldığını belirterek Moskova’dan sorumluluğun kabul edilmesini istedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 28 Aralık’ta Aliyev’i telefonla arayarak Rus hava sahasında yaşanan “trajik olay” nedeniyle özür diledi. Ancak Kremlin açıklamasında uçağın Rus hava savunma sistemleri tarafından vurulduğu kabul edilmedi. Aliyev ise ertesi gün yaptığı açıklamada uçağın Rusya tarafından yanlışlıkla düşürüldüğünü söyledi; Moskova’dan özür, suçun kabulü, sorumluların cezalandırılması ve tazminat talep etti.

Böylece iki ülke arasında uzun süre çözülemeyen bir güven sorunu ortaya çıktı. Bakü, Moskova’nın yalnızca üzüntü bildirmesini yeterli görmedi; olayın bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını ve sorumluların hesap vermesini istedi.

Yekaterinburg olayları

AZAL faciasından kaynaklanan gerilim devam ederken 27 Haziran 2025’te Rusya’nın Yekaterinburg kentinde Federal Güvenlik Servisi (FSB), Azerbaycan kökenli kişilerin evlerine operasyon düzenledi. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre operasyon sırasında iki kişi hayatını kaybetti, bazı kişiler ağır yaralandı ve dokuz kişi gözaltına alındı.

Bakü, 28 Haziran’da Rusya’nın Bakü Büyükelçiliği maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası verdi. Rusya’dan acil soruşturma yürütülmesini ve sorumluların cezalandırılmasını istedi.

Ancak, Rusya’dan tatmin edici bir yanıt alamadığını belirten Azerbaycan yönetimi, diplomatik ve siyasi karşılıklarını artırdı. 30 Haziran’da Azerbaycan polisi, Rus devlet medya kuruluşu Rossiya Segodnya bünyesindeki Sputnik Azerbaijan’ın Bakü ofisine operasyon düzenledi. Kuruluşun Rus yöneticileri ve çalışanlarından bazıları gözaltına alındı.

Rusya da Azerbaycan’ın uygulamalarına tepki gösterdi. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, kültürel etkinliklerin iptal edilmesini eleştirdi. İki ülke arasındaki parlamentolar arası görüşmeler ve Rusya Başbakan Yardımcısı’nın Bakü ziyareti de iptal edildi.

Türkiye ile gerilim

Ankara-Bakü geriliminin görünür başlangıç noktası, Azerbaycan’da devlet okullarındaki kıyafet düzenlemesi oldu. Bakanlar Kurulu 21 Eylül 2026’da okul üniformalarının bütünlüğünü bozan ve laik eğitim ilkesiyle bağdaşmadığı değerlendirilen diğer kıyafet unsurlarına izin verilmemesine ilişkin değişikliği kabul etti.

Düzenleme metninde başörtüsü açıkça yasaklanmadı. Ancak başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına ilişkin haber ve görüntüler Türkiye’de tepkiye yol açtı. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve bazı siyasetçiler uygulamayı eleştirdi.

Azerbaycan’daki iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) ise bu açıklamaları ülkenin içişlerine müdahale olarak değerlendirdi. Tartışma kısa sürede eğitim ve din özgürlüğü meselesinin dışına çıkarak egemenlik ve iki ülke arasındaki ilişkinin niteliği konusuna dönüştü.

İsrail faktörü

Türkiye ile Azerbaycan arasındaki görüş ayrılıklarının en belirgin olduğu alanlardan biri de İsrail politikası. Ankara, Gazze savaşının ardından İsrail’e karşı sert bir siyasi tutum benimserken 2 Mayıs 2024’te bu ülkeyle bütün ürün gruplarında doğrudan ihracat, ithalat ve transit ticareti durdurduğunu açıkladı. 15 Ekim 2026’da Bakü’de düzenlenen CICA Zirvesi’nde İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog konuşmaya başladığında Hakan Fidan ve Türk heyetinin salonu terk etmesi, Ankara’nın tutumunun en görünür örneklerinden biri oldu.

Bakü ise İsrail’le ilişkilerini sürdürmekle kalmıyor, geliştirmeye de çalışıyor. İsrail, Azerbaycan’ın önemli silah tedarikçilerinden biri. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre İsrail, 2016-2020 döneminde Azerbaycan’ın büyük silah ithalatının yüzde 69’unu karşıladı. Dolayısıyla Ankara’nın Filistin meselesi üzerinden şekillenen siyasi yaklaşımı ile Bakü’nün savunma, enerji ve güvenlik öncelikleri zaman zaman doğrudan karşı karşıya geliyor. İki ülke arasındaki gerilimin arka planında bu stratejik çıkar farklılığını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Aliyev’in mesajı

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 2 Ekim’de iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi’nin kurultayında yaptığı konuşmada dışarıdan gelen eleştirilere karşı sert bir tutum izleneceğinin işaretini verdi.

Aliyev, konuşmasında kendilerine yönelik hiçbir darbenin karşılıksız bırakılmayacağını, verilen karşılığın iki, beş veya on kat olabileceğini söyledi. Başka ülkelerin Azerbaycan’ın işlerine ve yaşam tarzına karışmaması gerektiğini vurguladı.

Bu açıklamada Türkiye’nin adı geçmese de, sonrasında yaşanan gelişmeler, Bakü’nün egemenlik ve karşılıklılık vurgusunun Ankara ile tartışmanın da temel unsurlarından biri olduğunu gösterdi.

Diplomatik yaptırımlar

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, 21 Ekim’de 31 Türkiye vatandaşını istenmeyen kişiler listesine aldığını ve ülkeye girişlerini yasakladığını duyurdu. Bakanlık, kararın gerekçesi olarak sosyal medya ve internet platformlarında Azerbaycan’ın egemenliğini, ulusal güvenliğini ve anayasal düzenini hedef alan paylaşımları, hükümeti zorla değiştirme çağrılarını ve dinî temelli nefret söylemini gösterdi.

Bakü, Türkiye’de bulunan bazı kişiler hakkında da hukuki işlem yapılmasını istedi. Azerbaycan Başsavcılığı, Türkiye’de faaliyet gösteren yedi kişi hakkında gıyabi tutuklama kararı verildiğini ve uluslararası arama başlatıldığını açıkladı.

Gerilimin Ankara ayağında ise Saral’ın 26 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevinden ayrılması dikkat çekti. DW Türkçe, edindiği bilgilere dayanarak, Bakü’nün Saral’ın görevden alınmasını istediğini yazdı.

İki krizde ortak yöntem

Rusya ve Türkiye ile yaşanan gelişmeler karşılaştırıldığında Bakü’nün üç temel diplomatik refleksi öne çıkıyor.

1-Her iki olayda da mesele egemenlik ve içişlerine müdahale çerçevesinde ele alındı. Rusya dosyasında AZAL uçağının düşmesi ve daha sonra Azerbaycan vatandaşlarına yönelik güvenlik operasyonları, Türkiye dosyasında ise okul kıyafetleri düzenlemesine yöneltilen eleştiriler bu çerçevede değerlendirildi.

2-Bakü yalnızca sözlü protestoyla yetinmedi. Rusya ile yaşanan krizde kültürel etkinliklerin ve resmî temasların iptali, Sputnik ofisine operasyon ve karşılıklı diplomatik çağırmalar gündeme geldi. Türkiye ile yaşanan gerilimde ise 31 kişiye giriş yasağı, bazı kişiler hakkında adli süreçler ve Saral’ın görevden ayrılması öne çıktı.

3-Azerbaycan yönetimi karşılık verme iradesini kamuoyu önünde açıkça ortaya koydu. Aliyev’in kurultay konuşmasındaki sözleri bu yaklaşımın en belirgin örneğiydi.

Stratejik kopuş yok

Bakü’nün iki krizinde dikkat çeken bir başka ortak nokta, siyasi gerilimin ekonomik ve stratejik ilişkilerin tamamına yayılmaması oldu.

Carnegie Endowment’da yayımlanan ve gazeteci Bashir Kitaçayev tarafından kaleme alınan 7 Temmuz 2025 tarihli analizde, Aliyev yönetiminin Rusya ile gerilimden hem ülke içinde hem de uluslararası alanda siyasi kazanım sağlamaya çalıştığı, ancak Moskova ile ekonomik ilişkileri tehlikeye atacak bir kopuş istemediği savunuldu.

Nitekim 9 Ekim 2025’te Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de bir araya gelen Aliyev ve Putin, AZAL uçağı kazasını da görüştü. Putin, ilk kez Rus hava savunma sisteminin kazadaki rolünü açıkça kabul etti, Rusya’nın mağdurlara tazminat ödeyeceğini ve sorumlular hakkında hukuki değerlendirme yapılacağını açıkladı.

İki ülkenin dışişleri bakanlıkları 15 Nisan 2026’da yayımladıkları ortak açıklamada, AZAL kazasının sonuçlarının, tazminat meselesi de dahil olmak üzere, uygun şekilde çözüme kavuşturulması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Türkiye ile ilişkilerde de siyasi tartışmalara rağmen savunma, enerji, ulaştırma ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) kapsamındaki iş birliği devam ediyor.

Aliyev’in Ankara’ya gitmemesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim’de Aliyev’le yaptığı telefon görüşmesinde kendisini 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenecek TDT Zirvesi’ne davet etti. Ancak Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın zirveye katılmayacağı açıklandı.

Aliyev’in katılmama kararının diplomatik gerilimle bağlantılı olduğu resmen doğrulanmadı. Buna karşılık 29 Ekim’de Ankara’da bir araya gelen iki ülkenin dışişleri bakanları Hakan Fidan ve Ceyhun Bayramov, ikili ilişkilerin gündemindeki konuları ve TDT bünyesindeki iş birliğini ele aldı. Bu temas, siyasi gerilime rağmen diplomatik kanalların açık tutulduğunu gösteriyor.

Sonuç

Rusya ve Türkiye ile yaşanan krizler, Azerbaycan’ın dış politikada daha bağımsız ve eşit ortaklık temelinde hareket etme isteğini ortaya koyuyor. Bakü, kendisine yöneltilen eleştirileri veya vatandaşlarına yönelik uygulamaları yalnızca ikili anlaşmazlık olarak değil, egemenlik meselesi olarak ele alıyor.

Bununla birlikte iki kriz aynı nitelikte değil. Rusya dosyasının başlangıcında 38 kişinin hayatını kaybettiği bir uçak faciası, ardından iki Azerbaycanlının öldüğü Yekaterinburg operasyonları ve karşılıklı diplomatik misillemeler bulunuyor. Türkiye dosyası ise okul kıyafetleri ve din özgürlüğü tartışmasıyla başladı.

Bu farklılıkları göz ardı etmeden bakıldığında Aliyev yönetiminin ortak yaklaşımı daha net görülüyor: Sert mesaj vermek, gerektiğinde diplomatik karşılık uygulamak, ancak stratejik ilişkileri tümüyle koparmamak.

“Tek millet, iki devlet” söyleminin sınandığı Ankara-Bakü ilişkilerinde bundan sonraki süreç, iki tarafın yeni eşitlik ve egemenlik anlayışını nasıl yöneteceğine bağlı olacak.

İlgili yazılar:

İlham Aliyev’in portesi
Kardeşliğin ötesindeki “realpolitik…”
Elçibey’in doğum günü

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiDiplomasiJeopolitikRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Teşekkürler Meriç Keskin
Sonraki Makale Romantizmden reel politiğin duvarına Bakü ile “soğuk savaş”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
GünlükManşet

“Yahudilere yurt” mektubu

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
GünlükManşet

Trump için “sınav” zamanı

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
EditörGünlük

“Dünya”nın sahibine gözaltı

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?