Gazeteci Varol Ersoy’un Medyaradar sitesinde yayınlanan “Amiral battı, gemileri haraç-mezat satışta…” başlıklı yazısı:
“Türk medyasının en kara olayı nedir?” diye sorsanız… Gazeteci suikastlerinden sonra hiç düşünmeden, “Tüpçü Demirören Grubu’nun 2011’de Doğan Grubu’ndan Milliyet ve Vatan gazetelerini satın alarak medya sektörüne girmesidir” derim…
Daha sonra başta Ziraat Bankası’ndan verilen tartışmalı krediyle Hürriyet, Posta, Fanatik gazeteleri ile CNNTürk, Kanal D, Star TV olmak üzere çok sayıda televizyon ve radyo kanalı da Doğan’dan Demirören’e geçti.
Hemen ardından grup gazetelerinde ve televizyonlarında çalışan ne kadar AKP muhalifi gazeteci varsa, hepsinin işine son verildi.
O günlerde Milliyet ve Vatan’ın toplam tirajı 280 bindi… Hürriyet Grubu gazetelerinin de katılmasıyla bu rakam 900 bini geçti.
Peki; sonra ne oldu?
Bu gazetelerin ve televizyon kanallarının tamamı yandaşlaştı.
Aradan geçen 14 yılda Demirören Medya’da çalışanların sayısı yüzde 60 azaltıldı.
Gazetecilik faaliyetlerinin propoganda faaliyetlerine dönüşmesinden sonra ise grup gazetelerinin toplam tirajı 900 binlerden 100 bine kadar geriledi.
Grup; medya sektöründeki bu büyük çöküşü, varlık satışlarıyla ve enerji sektörü başta olmak üzere diğer sektörlerde aldığı teşviklerle fazlasıyla karşıladı.
Olan Türk basınının “amiral gemisi” ve Sedat Simavi’nin emaneti Hürriyet ile Abdi İpekçi’nin emaneti Milliyet’e oldu.
Sadece onlara mı?
Bir zamanlar yaptığı muhalefetle yüksek tirajlara ulaşan Vatan da tamamen kapatıldı.
Demirören Grubu, bu küçülme operasyonunun son adımı olarak medya sektöründeki şirketlere ait arazileri ve binaları satmaya başladı.
Önce Hürriyet, Kanal D ve CNN Türk’ün içinde bulunduğu kompleks kredi borçlarından düşülecek 1,3 milyar lira karşılığında Ziraat Bankası’na satıldı.
Bunu İzmir’deki matbaa ve temsiciliklerin bulunduğu bina izledi.
Gaziemir’de 10.1 bin metrekarelik alana sahip tesis, Umran Plus Otomotiv A.Ş.’ye 130 milyon liraya satıldı.
Sıra son olarak da başkent Ankara’nın Pursaklar ilçesindeki Demirören Matbaa Binası’na geldi. Grup, basılan gazete sayısının azalmasıyla, bu matbaaya gerek kalmadığına karar verdi. Olan 50’nin üzerindeki çalışana oldu ve yılbaşı öncesinde işsiz bırakıldı.
59.1 bin metrekare büyüklüğündeki arsa üzerinde kurulu, dört katlı bu yapı, Koru 1 ve Koru 2 Gayrimenkul A.Ş.’ye 850 milyon lira karşılığında devredildi.
Demirören Grubu’ndan Kamu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada her ne kadar satışın “kaynakların etkin kullanılması ve verimliliğin artırılması amacıyla” yapıldığı söylense de gerçek, tüm yıkıcılığıyla ortada:
Demirören Grubu, üstlendiği görevi başarıyla tamamladı ve Türk medyasının en önemli kurumlarını zaman içinde etkisizleştirerek yok olma aşamasına getirdi.
Karşılığında ise faaliyet gösterdiği diğer sektörlerde büyük ödüller kaptı.
Üstün hizmet madalyası
Şimdi de medya şirketlerinin arsalarını ve binalarını satarak son darbeyi vuruyor ve sektörden tamamen çekilmeye hazırlanıyor.
Önümüzdeki yılın sonuna kadar Hürriyet’in ve Milliyet’in baskısının tamamen sonlandırılacağı, her iki gazetenin de faaliyete birer internet sitesi olarak devam edeceği gelen bilgiler arasında…
Bina ve arsa satışları, başkentte gazete basmaktan vazgeçilmesi Demirören Grubu’nun çok yakında kepenk indirmeye kararlı olduğunun göstergesi…
Başta öteki dünyaya göçen Erdoğan Demirören olmak üzere bu yıkım operasyonuna büyük emek harcayan Yıldırım Demirören, Tayfun Demirören ve Meltem Demirören üçlüsüne “üstün hizmet ödülü” verilmesini öneriyorum!
Fazlasıyla hak ettiler.
İlgili haberler:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
