Pazar, 1 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Köşe Yazıları

Suriye mutabakatı ve Türkiye’nin yüzleşmesi gereken gerçekler

Aydın Sezer
Son güncelleme: 1 Şubat 2026 16:07
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Suriye sahasında kartlar bir kez daha karılıyor ve ne yazık ki Ankara, masadaki gelişmeleri yine “güvenlik” penceresinin dar vizöründen okumakta ısrar ediyor.

Şam yönetimi ile Kürtler arasında varılan ve 30 Ocak’ta açıklanan son mutabakat, bölgedeki dengelerin Türkiye’nin iç kamuoyuna anlatıldığı gibi olmadığını bir kez daha yüzümüze çarptı.

Hatırlarsınız; geçen haftalarda ilk temaslar başladığında, ekranlarda boy gösteren kimi “uzmanlar” ve hükümete yakın kalemler, durumu büyük bir iştahla “ABD Kürtleri sattı”, “Kürtler pes etti”, “SDG çözüldü” manşetleriyle sunmuşlardı. Oysa bugün ortaya çıkan tablo, bu okumanın ne kadar sığ ve sahadan kopuk olduğunu gösteriyor. Şam ile Kürtler arasındaki anlaşma, bir teslimiyetten ziyade, askeri ve idari yapıların “entegrasyonu” üzerine kurulu yeni bir pragmatizme işaret ediyor.

Ne hazindir ki, o gün “Kürtler bitti” naraları atanlar, bugün varılan anlaşma sonrası “itidal” çağrıları yapmaya başladılar. Hükümet de bu kalemleri terbiye etmiş olmalı ki, artık aşırılığa kaçmıyorlar. Ancak gerçek şu ki; Suriye’de HTŞ ve Kürtler arasındaki denge veya Şam ile yapılan bu anlaşmalar nihai bir çözüm getirmese de, Kürtlerin Suriye’deki kazanımları -şekil değiştirerek de olsa- artarak devam edecek.

Tam bu noktada, Türkiye’nin son kırk yıldır yaşadığı paradoksu ve bugün içine düştüğü durumu şu satırlarla özetlemek, tarihe not düşmek açısından elzemdir:

Kürt meselesi ve Rojava: Kandırılan bir halk mı?

Türkiye’nin Suriye politikası başından beri Kürtleri dışlayan bir eksende yürüdü. Oysa 2011-2015 yılları arasında Suriye sınırımızda bir PKK sorunumuz yoktu; aksine en güvenli sınırımız Suriye sınırıydı. Ne zaman ki komşu bir ülkenin iç işlerine, iç savaşa müdahil olduk, PKK sorununu kendi ellerimizle ihraç edip büyüterek geri almak zorunda kaldık.

Bugün gelinen noktada, Türkiye’de bir “Kürt nefreti” körüklenirken, diğer yandan “terörsüz Türkiye” gibi kapsayıcı isimlerle yeni süreçler pazarlanıyor. Ancak ortada bir gerçek var: Suriye’de Kürtler tarihlerinde hiç olmadığı kadar haklar kazandı, daha da kazanacaklar.

Amerika ve İsrail’in iplerini elinde tuttuğu figürlerle bu kadar içli dışlı olmak, Türkiye’yi ekonomik ve sosyal anlamda büyük bir faturayla karşı karşıya bırakmıştır. Suriye bataklığına harcanan devasa kaynaklar, bugün halkın cebinden çıkan paradır. Sonuç ne olursa olsun “kazanan biziz” algısı yaratılsa da, gerçekte Türkiye hem laiklik hem de güvenlik ekseninde son derece riskli ve karanlık bir tünele doğru sürüklenmektedir. Son kırk yılda, güvenlikçi politikalar yüzünden teröre heba edilen kaynaklardan daha fazlası Suriye heba edilmiştir.

Sahadaki yeni gerçeklik: Entegrasyon ve Rusya faktörü

Yukarıdaki tespitlerin ışığında, Şam ve Kürtler arasında varılan mutabakatın detaylarına bakmak, Türkiye’nin “Rojava’yı bitirme” hayalinin sahadaki karşılığını anlamak için önemlidir.

Anlaşma metnine baktığımızda, Kürtlerin yok edilmediğini, aksine Suriye ordusu içine “entegre edildiğini” görüyoruz. Haseke ve Kamışlı’da güvenliğin ortak sağlanması, Mazlum Abdi’nin önerisiyle Haseke Valisi ve Savunma Bakan Yardımcısı atanması, petrol sahalarının  sivil entegrasyonla devredilmesi (detayları inşallah Türkiye’ye emsal teşkil etmez) gibi maddeler; Kürtlerin Şam nezdinde “meşru bir muhatap” statüsüne evrildiğini gösteriyor. Özellikle eğitim alanında Kürtçe ve müfredat konusundaki özgünlüklerin korunması maddesi, kültürel hakların da garanti altına alındığının ispatıdır. Süreç, Rusya’nın daha 2016’da, Suriye Kürtlerine kültürel otonomi verilmesi önerisi doğrultusunda ilerliyor.

Bu süreçte Rusya’nın rolünü de göz ardı etmemek gerekir. Moskova, rejimin değişmesi veya zayıflaması senaryolarına rağmen sahadan çekilmedi. Rus uzman Kirill Semyonov’un da belirttiği gibi; Moskova ile yeni Suriye yönetimi arasındaki temaslar aktifleşiyor ve Şam, AB’nin “Rusya’yı çıkarın” ültimatomlarına boyun eğmiyor. Çünkü Şam da biliyor ki, bölgedeki denge için Rusya’ya, Rusya’nın da Orta Doğu’daki varlığı için Suriye’ye ihtiyacı var.

Türkiye ne yapmalı?

Türkiye, Suriye’deki gelişmeleri sadece “terörle mücadele” başlığı altında okumaya devam ederse, son kırk yılda içeride yaşadığı Kürt sorununun, sınır ötesindeki çok daha karmaşık ve uluslararasılaşmış yansımasıyla yüzleşmek zorunda kalacak.

Artık Türkiye, Suriye’deki Kürt gerçeği ile birlikte yaşamak zorunda olduğunu idrak etmelidir. Bu realite, doğru yönetilirse, bölgede yükselen HTŞ radikalizmi ve Suudi Arabistan destekli Selefi yayılmacılığı karşısında, Türkiye için ileride bir “sigorta” görevi dahi görebilir.

Türkiye fazla zaman geçirmeden, hamaset dolu “fetih” rüyalarından uyanıp, sınırları dışındaki Kürtlerle de rasyonel bir zeminde, bir arada yaşamayı öğrenmeli. Aksi takdirde, “kazanan biziz” manşetleri atılırken, kaybeden yine Anadolu halkının refahı ve güvenliği olacaktır.

Fotoğraf: rudaw.net

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale Gazze’de “yeniden inşa” ve sömürgeci mantık

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Gazze’de “yeniden inşa” ve sömürgeci mantık

Metin Duyar
1 Şubat 2026
*MG Özel

Ocak ayında çok okunanlar…

Medya Günlüğü
1 Şubat 2026
Köşe Yazıları

“ABD’nin saldırganlığı sürecek”

Deniz Yaşayan
31 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Şiddetin ekososyolojisi

İnan Özbek
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?