Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına düzenlenen polis operasyonunun ardından kanala kayyım atandı ve yayını durduruldu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama iddialarıyla soruşturma yürütüldüğünü açıkladı. Soruşturma kapsamında 17 kişi hakkında gözaltı kararı verilirken 11 kişi gözaltına alındı.
Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına 14 Ekim Çarşamba sabahı erken saatlerde polis ekipleri girdi. Binada arama yapılırken çevrede güvenlik önlemleri alındı, kanal çalışanlarının binaya girişinde kısıtlamalar yaşandı.
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, gelişmeyi sosyal medya hesabından duyurdu. Mahiroğlu, paylaşımında CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na göndermede bulunarak, “Butlan lideri Kılıçdaroğlu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de”dedi.
Polis operasyonunun ardından Halk TV’ye kayyım atandığı bildirildi. Kanalın yayınları da durduruldu.
Halk TV programcısı Deniz Bayramoğlu, Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş’ın kayyım heyeti başkanıyla yayının devam etmesi konusunda yaptığı görüşmenin sonuçsuz kaldığını ve yayının durdurulduğunu açıkladı.
Başsavcılıktan açıklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, operasyonun ardından Cafer Mahiroğlu hakkında yürütülen soruşturmayla ilgili ayrıntıları kamuoyuyla paylaştı.
Başsavcılık açıklamasında Mahiroğlu hakkında “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiaları kapsamında soruşturma yürütüldüğü belirtildi.
Açıklamaya göre soruşturmada, Mahiroğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdindeki bağlantılarını kullanarak BUSTECH Araç Bakım Onarım Hizmetleri AŞ’nin kurulmasını sağladığı ve şirketin yönetimini belirlediği kişilere devrettiği yönünde bulgulara ulaşıldı.
Başsavcılık, belediye ihaleleriyle bağlantılı işlemler üzerinden haksız menfaat sağlandığının değerlendirildiğini ve ihale süreçleriyle ilişkili olarak 14 milyon 464 bin lira tutarında kayıtsız rüşvet ödemesi yapıldığı iddiasını açıkladı.
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) incelemelerine de yer verilen açıklamada, Mahiroğlu’nun kendisinin ve birinci derece yakınlarının banka hesaplarıyla ortaklık veya yöneticilik ilişkisi bulunan şirketlerin hesaplarında yüksek tutarlı uluslararası para transferleri bulunduğu, malvarlığı edinimleri ile beyan edilen gelirler arasında uyumsuzluklar tespit edildiği öne sürüldü.
Başsavcılık ayrıca Mahiroğlu hakkında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik ayrı bir soruşturma kapsamında “ihaleye fesat karıştırma” suçundan aranma kaydı bulunduğunu ve 10 Mart 2025’te yurt dışına çıktığının belirlendiğini bildirdi.
Hesaplara engelleme
Medyaradar’ın haberine göre, Halk TV’ye kayyım atanmasının ve televizyon yayınlarının durdurulmasının ardından kanalın dijital platformlardaki hesaplarına yönelik de erişim engeli kararı alındı.
İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) 14 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamaya göre, Halk TV’nin milyonlarca kişiye ulaşan sosyal medya hesapları 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişime engellendi.
İFÖD’ün paylaştığı bilgilere göre, erişim engeli kararı kapsamında Halk TV’nin 2,59 milyon aboneli YouTube kanalı (@Halktvkanali), 3 milyon takipçili X hesabı (@halktvcomtr) ve 1,5 milyon takipçili Facebook sayfası (halktvcomtr) yer aldı.
Ayrıca kanalın 1,2 milyon takipçili Instagram hesabı (@halktvcomtr), 256 bin takipçili TikTok hesabı (@halktv) ve 5 bin 247 aboneli Telegram kanalı (@halktvcomtr) da erişim engeli kararından etkilendi
17 gözaltı kararı
Başsavcılığın açıklamasına göre soruşturma kapsamında 17 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. 14 Ekim sabahı gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 11 kişi gözaltına alındı.
Açıklamada, şüphelilerden dördünün yurt dışında bulunduğu, birinin ceza infaz kurumunda olduğu ve bir kişinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi.
Mahiroğlu, sosyal medya üzerinden yayımladığı video mesajında gözaltına alınanlar arasında yedi aile üyesinin de bulunduğunu söyledi. Mahiroğlu, 70 yaşındaki ağabeyinin de gözaltına alındığını belirterek operasyona tepki gösterdi.
Şirketlere el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahiroğlu’nun ortağı, yöneticisi ya da ilişkili olduğu belirlenen şirketlere sulh ceza hâkimliği kararıyla el konulduğunu ve bu şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atandığını duyurdu.
Halk TV’ye kayyım atanmasıyla ilgili gelişme de aynı operasyon sırasında kamuoyuna yansıdı. Ancak başsavcılığın soruşturmaya ilişkin açıklamasında şirketlerin adları ayrıntılı biçimde sıralanmadı.
Mahiroğlu iddiaları reddetti
Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, kayyım kararının ardından sosyal medya hesabından yayımladığı video mesajında hakkındaki suçlamaları reddetti.
Mahiroğlu, MASAK raporlarına dayandırılarak ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu savundu ve soruşturmanın siyasi amaçlarla yürütüldüğünü öne sürdü.
Mahiroğlu açıklamasında, “Halk TV bizimdir, Halk TV sizindir. Kanalımızı geri alacağız ama mutlaka alacağız” ifadelerini kullandı. İktidara karardan geri dönme çağrısı yapan Mahiroğlu, kanalın yayınlarına müdahale edilmesine tepki gösterdi.
Mahiroğlu, açıklamasında Kemal Kılıçdaroğlu’nu da eleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun üç gün önce yaptığı açıklamaları operasyonun öncesinde bir işaret olarak değerlendirdiğini belirtti.
TGC açıklaması
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu Halk TV’ye yapılan operasyon ve kayyım atanmasıyla ilgili açıklama yaptı. Halkın haber alma hakkının korunması için Halk TV’de görev yapan gazetecilerin işlerinin başına dönmesi ve yayının devam etmesi talep edilen açıklamada şu görüşler yer aldı.
“Bugün sabaha karşı Halk TV binasında polis operasyonu düzenlenmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘kanal sahibi hakkında yürüttüğü rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ soruşturması kapsamında kanala kayyım atanmış ve yayın durdurulmuştur. Gazetecilerin ve medya emekçilerinin binaya girişine izin verilmediği, dayanışma için gelenlerin de içeri alınmadığı bildirilmektedir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu olarak daha önce defalarca vurguladığımız gibi, bir kez daha ısrarla hatırlatıyoruz: Kayyım uygulaması, medyayı ve muhalif sesleri susturmanın, çok sesliliği azaltmanın ve basını vesayet altına almanın aracına dönüşemez.
Soruşturmalar hukuk devletinde yürütülür ve hiç kimse yargı denetiminin dışında değildir. Ancak iddialar yayın içeriğine değil, kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkindir ve henüz kesinleşmiş bir hüküm yoktur. Mal varlığının korunması amacı, bir haber kanalının susturulmasını ve gazetecilerin görevlerinin başına geçememesini haklı kılamaz. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgemiz medya sahipliğinde şeffaflığı da esas alır; ancak sahiplik sorunlarının bedelini gazeteciler ve toplumun haber alma hakkı ödememelidir.
Anayasamızın 28. maddesi son derece nettir: ‘Basın hürdür, sansür edilemez.’ Anayasanın 30. maddesi de basın araçlarının işletilmekten alıkonulamayacağını güvence altına alır. Soruşturmanın konusu yayın içeriği olmasa da, bir haber kanalının yayınının durdurulması bu güvencenin koruma amacı bakımından ciddi bir anayasal sorundur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ve Anayasa Mahkemesi kararları da basını, demokratik toplumun gözü kulağı olan ‘kamusal gözlemci’ sıfatıyla koruma altına alır.
Yayın organlarını karartan, gazetecileri susturan keyfi tedbirlerin hukuk devleti, kanunilik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmadığını bir kez daha hatırlatıyoruz.
Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi gazeteciye halkı ilgilendiren olayları izleme ve araştırma hakkı tanır, her türlü sansür ve oto sansürle mücadeleyi gazetecinin sorumluluğu sayar. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle zor durumda kalan meslektaşlarla dayanışmayı öngörür. Halk TV çalışanlarının mesleklerini yapmaları engellenmemelidir.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak gazetecilerin ve medya emekçilerinin görevlerinin başına dönmesini ve bina girişindeki engellemelerin sona erdirilmesini, yayın akışının, halkın haber alma hakkını koruyacak biçimde yeniden başlatılmasını istiyoruz. Kayyım kararının tüm dayanak ve gerekçesiyle birlikte kamuoyuna açıklanmasını, yayın ve çalışma hakkının korunmasını talep ediyoruz.
Unutulmamalıdır ki basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil, tüm toplumun haber alma hakkının ve demokratik bir düzende yaşama hakkının güvencesidir. Basın hürdür, sansür edilemez! Halkın haber alma hakkı engellenemez!”
Basın Konseyi açıklaması
Türkiye’nin en çok izlenen bağımsız yayın kuruluşlarından biri olan Halk TV’nin İstanbul’daki merkez binasına şafak vakti düzenlenen polis baskını, ekranların karartılması ve yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atanması, basın özgürlüğü ve çok seslilik adına kapkara bir gün olarak tarihe geçmiştir.
Soruşturmanın hukuki gerekçeleri ne olursa olsun, bir medya kuruluşunun kapısına polis barikatı kurmak, gazetecilerin, editörlerin ve televizyon emekçilerinin binaya girişini engellemek ve canlı yayını tamamen durdurmak asıl amacın hukuku işletmek değil, muhalif bir sesi susturmak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Şirket ortakları ya da sahiplerine yönelik yürütülen adli süreçler, bir kitle iletişim aracının tamamen kapatılması ya da sansürlenmesi için bir araç olarak kullanılamaz.
Anayasamızın 28. maddesi hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir: “Basın hürdür, sansür edilemez.” Bir televizyon kanalının yayınını kesmek, toplumun doğru bilgiye ulaşma, sorgulama ve eleştirme hakkını elinden almaktır. Unutulmamalıdır ki, basın özgürlüğü sadece gazetecilerin çalışma hakkı değil, aynı zamanda demokratik bir toplumun nefes borusudur. Bu borunun kesilmesi, ülkeyi karanlığa ve tek sesliliğe mahkum etmektir.
Medya üzerindeki yargısal, ekonomik ve idari baskıların tırmandığı bu süreç, uluslararası endekslerde halihazırda gerileyen ülkemizin demokratik itibarını daha da zedelemektedir. Gazetecilik faaliyetinin idari kararlarla engellenmesi, basın emekçilerinin geleceğinin ve iş güvencesinin gasp edilmesi hiçbir hukuki zeminde meşrulaştırılamaz.
Basın Konseyi olarak;
. Halk TV’de de yaşanan bu anti-demokratik müdahaleyi ve sansür uygulamasını kınıyoruz.
. Ekranların derhal açılmasını ve gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını bir daha talep ediyoruz.
. Gece gündüz demeden kamusal görevini yerine getiren tüm Halk TV emekçilerinin ve meslektaşlarımızın sonuna kadar yanında olduğumuzu bildiriyoruz.
. Sadece gazetecilik yaptıkları için tutuklanan ya da ev hapsinde tutulan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını, anayasa ve yasalarla koruma altında bulunan gazetecilik mesleğinin yaşatılması için gerekli adımların atılmasını istiyoruz.”
Özgür Özel’den tepki
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, polis ekiplerinin Halk TV binasına girmesi ve kayyım atanmasının ardından yaptığı açıklamada uygulamaya tepki gösterdi.
Özel, “Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir” dedi. Kanal çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirten Özel, basın özgürlüğüne vurgu yaptı.
Halk TV’ye kayyım atanması ve yayınların durdurulması, Türkiye’de medya kuruluşlarının yönetimine müdahaleler ve basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.
Kılıçdaroğlu ne demişti?
CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KRT’de katıldığı canlı yayında Halk TV’yi eleştirmiş, kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’nun yurt dışında yaşamasını gündeme getirmişti.
Kılıçdaroğlu, Halk TV’nin “24 saat yalan haber” yaptığını öne sürmüş ve kanalı RTÜK’e şikâyet ettiklerini açıklamıştı. RTÜK’ün kendilerine konunun görev alanına girmediği yönünde yanıt verdiğini söylemişti.
Mahiroğlu ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına daha önce de sert tepki göstermişti.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
