Cumartesi, 14 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Güç dengesi nüfusla mı yazılıyor?

Metin Duyar
Son güncelleme: 14 Şubat 2026 16:26
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

Uzun süre boyunca güç, askeri kapasite, ekonomik büyüklük ve teknolojik üstünlük üzerinden tanımlandı. Nüfus ise çoğu zaman arka plandaki bir veri olarak görüldü.

Oysa bugün dünya, sessiz ama derin bir demografik eşiğin içinden geçiyor. Bu eşik yalnızca sosyal politikaları değil, jeopolitik dengeleri ve kapitalist üretim modelinin sürdürülebilirliğini de doğrudan etkiliyor.

Batı dünyası hızla yaşlanıyor. Avrupa’nın pek çok ülkesinde doğurganlık oranı 1,5’in altında. Çalışan nüfus daralıyor, emeklilik sistemleri zorlanıyor, sosyal harcamalar artıyor. Kapitalist ekonomi sürekli genişleyen üretim ve tüketim döngüsü üzerine kurulu olduğu için, demografik daralma doğrudan büyüme dinamiklerini baskılıyor. Daha az çalışan, daha fazla emekli demek; daha düşük vergi geliri, daha yüksek kamu harcaması demek. Bu tablo uzun vadede yalnızca ekonomik değil, siyasal istikrar açısından da belirleyici.

Öte yandan Afrika, Güney Asya ve Orta Doğu’nun bazı bölgeleri genç nüfus açısından hâlâ dinamik. Ancak genç olmak otomatik olarak güçlü olmak anlamına gelmiyor. Eğer bu genç nüfus üretken istihdama dahil edilemezse, demografik avantaj hızla sosyal gerilime dönüşebiliyor. İşsizlik, göç baskısı ve siyasal istikrarsızlık riskleri artıyor. Böylece dünya iki farklı kırılganlık biçimiyle karşı karşıya kalıyor: Yaşlanan toplumların ekonomik baskısı ile genç ama işsiz toplumların istikrarsızlık potansiyeli.

Kapitalist sistem bu iki demografik gerçeklik arasında yeni bir denge arıyor. Göç politikalarının giderek daha merkezi bir jeopolitik araç haline gelmesi tesadüf değil. Avrupa, yaşlanan iş gücünü dengelemek için göçe ihtiyaç duyuyor; fakat aynı anda göçü iç siyasette bir güvenlik ve kimlik meselesine dönüştürüyor. Bu çelişki, liberal düzenin zaten zorlanan meşruiyetini daha da karmaşık hale getiriyor.

Demografi artık yalnızca nüfus istatistiği değil; güç mimarisinin temel parametrelerinden biri. Çin örneği bu açıdan dikkat çekici. Uzun süre genç ve disiplinli iş gücüyle büyüyen Çin, bugün hızla yaşlanan bir toplumla karşı karşıya. Tek çocuk politikasının uzun vadeli etkileri, üretim maliyetlerini ve sosyal güvenlik yükünü artırıyor. Bu durum Çin’in ekonomik modelini yeniden düşünmesini zorunlu kılıyor.

ABD ise görece daha dengeli bir demografik yapıya sahip; ancak orada da gelir eşitsizliği ve sosyal parçalanma, nüfusun yapısal avantajlarını sınırlıyor. Demografi tek başına güç üretmiyor; üretim kapasitesi, eğitim seviyesi ve kurumsal istikrarla birleştiğinde anlam kazanıyor.

Türkiye bu tabloda ilginç bir ara pozisyonda duruyor. Nüfus hâlâ Avrupa ortalamasına kıyasla genç; fakat doğurganlık oranı hızla düşüyor. Önümüzdeki on yıllarda Türkiye de yaşlanan toplumlar kategorisine yaklaşacak. Şu anki demografik pencere, doğru ekonomik ve kurumsal adımlar atılmazsa hızla kapanabilir. Bu nedenle mesele yalnızca nüfus büyüklüğü değil; o nüfusun hangi ekonomik yapıya entegre edildiği.

Demografik dönüşüm, kapitalizmin büyüme takıntısını da sorgulatıyor. Sürekli genişleme varsayımı üzerine kurulu bir sistem, daralan nüfusla nasıl sürdürülebilir? Robotik üretim, yapay zekâ ve otomasyon bu soruya teknik bir yanıt sunuyor gibi görünüyor. Fakat teknoloji, sosyal güvenlik sistemlerinin finansman açığını tek başına kapatamaz. Üretim verimliliği artabilir; ancak gelir dağılımı bozulursa siyasal istikrar zayıflar.

Asıl soru belki de şu: Güç gerçekten nüfusla mı yazılıyor, yoksa nüfusun nasıl organize edildiğiyle mi? Tarih, kalabalık ama dağınık toplumların güçlü olmadığını; daha küçük ama kurumsal olarak sağlam yapıların uzun süre etkili olabildiğini gösteriyor. Demografi bir potansiyel sunar; fakat potansiyelin güce dönüşmesi siyasal kapasiteye bağlıdır.

Bugün dünya, demografik bir eşikte. Yaşlanan toplumlar refahı koruma mücadelesi verirken, genç toplumlar istihdam ve istikrar arayışında. Bu iki yönlü basınç, küresel güç dengelerini yeniden şekillendiriyor. Askerî harcamalar, ticaret savaşları ve teknolojik rekabet kadar; kreş politikaları, emeklilik reformları ve göç düzenlemeleri de artık jeopolitiğin konusu.

Demografi sessiz ilerler; fakat etkisi gürültülüdür. Güç dengesi yalnızca tanklarla, rezerv para birimleriyle ya da diplomatik hamlelerle belirlenmiyor. Uzun vadede belirleyici olan, toplumların yaş yapısı ile ekonomik model arasındaki uyumdur. Bu uyum bozulduğunda, en güçlü görünen sistemler bile yavaş yavaş kırılganlaşır.

Demografik eşik tam da bu nedenle teknik bir istatistik değil; tarihsel bir dönemeçtir. Güç, belki de ilk kez bu kadar görünür biçimde nüfusun ritmiyle yazılıyor.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Japonya-Türkiye karşılaştırması
Sonraki Makale ‘Aktivist değilim gazeteciyim’

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Emilie ve Helen’e kucak açan İran

Dr. Nevin Sütlaş
14 Şubat 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin Kafkasya’da yeni oyun planı

Aydın Sezer
14 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Japonya-Türkiye karşılaştırması

İnan Özbek
13 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Kendi hâli insanın

Cumhur Deliceırmak
12 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?