Lübnan’da bulunan Kilikya Ermeni Katolikosluğu, Türkiye’ye karşı 11 yıl önce açtığı davanın ileriki aşamalarında önce Anayasa Mahkemesi’ne (AYM), ardından da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuracağını açıkladı.
Kilikya Katolikosluğu, 2015 yılında Türk hükümetine karşı Kozan (Sis) Katolikosluğu’na ait taşınmazların iadesi talebiyle dava açmıştı. 1915 olaylarının 100. yılına denk gelecek şekilde açılan dava Türkiye’ye, yurt dışındaki bir Ermeni dini kuruluşu tarafından açılan ilk dava olma niteliğini de taşıyordu.
Katolikosluk, talebin alt mahkemelerin yetki alanını aşan tarihsel mülkiyet hakları meseleleri içerdiği gerekçesiyle davayı başlangıçta doğrudan AYM’ye sundu. Ancak Adalet Bakanlığı’nın yönlendirmesi üzerine AYM davayı alt mahkemeye sevk etti.
Katolikosluk bunun üzerine 2016 yılında konuyu AİHM’e taşıdı. Ancak mahkeme 2017’de, 900 sayfalık başvuruyu Türkiye’deki yerel hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle kabul etmedi.
Bunun üzerine Katolikosluk 2019 yılında yeniden dava açtı; bu kez Kozan’da bir alt mahkemeye başvurdu. Koronavirüs salgını nedeniyle iki kez ertelenen sürecin ardından, davanın esasa girilmesini sağlayacak hukuki dayanak olup olmadığını belirlemek için 30 Mart 2021’de Kozan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ön duruşma yapıldı.
Ermeni Asbarez gazetesinin haberine göre, Kilikya Katolikosluğu Salı günü yaptığı açıklamada Türk devletine karşı açılan davanın ilerlemeye devam ettiğini, konunun ulusal bir dava olarak görüldüğünü ve Ermeni taleplerinin takibinde dönüm noktası niteliğinde bir hukuki adım olduğunu bildirdi.
Açıklamaya göre, Türkiye’deki alt mahkemelerden geçen ve reddedilen davayı şu anda Yargıtay inceliyor. Katolikosluk, bir sonraki aşamada yeniden AYM’ye, ardından yine AİHM’e başvurulacağını duyurdu.

AYM’nin 2016 yılındaki kararı
Açıklamaya göre, Kiliky Katolikosu I. Aram, davayı yürüten hukuk ekibinin üyeleri Dr. Nora Bayrakdaryan, Prof. Teni Simonyan ve avukat Cem Sofuoğlu ile bir görüşme yaptı. Toplantıda hukuki sürecin önceki aşamaları gözden geçirildi ve bundan sonra atılacak adımlar ele alındı.
Kilikya Antik Çağ’da günümüzdeki, Mersin, Tarsus, Adana, Osmaniye ve kısmen Hatay illerini kapsamakta bölgeye verilen ad.
Kilikya Ermeni Krallığı (Kilikya), 1080-1375 yılları arasında Çukurova bölgesinde bulunan ve başkenti önce Tarsus, sonra da Sis olan bir devletti. Memlûk Sultanlığı tarafından fethedilen krallık 1375 yılında yıkıldı.
Sis, Osmanlı döneminde aynı adı taşıyan bir sancaktı. 1700’lü yıların başlarından itibaren Kozanoğulları Türkmen beyleri önce Feke Belenköy yöresinde dağlık bölgeyi kontrolleri altına aldı ve kısa sürede Sis şehrinin idaresini ellerine geçirdi. Kozanoğullarının derebeylik tarzı yönetimi 1700-1865 yıları arasında devam etti. Bu zaman içinde bölge coğrafyasının adı “Kozan” olarak değişime uğradı.
Osmanlı Devleti, Çukurova genelinde göçebeleri toprağa yerleştirmek için 1865 yılında Derviş ve Cevdet paşalar kumandasında Fırka-i Islahiye ordusunu gönderdi. Kozanoğulları ailesinin sürgün edilmesinden sonra “Kozan Sancağı” kuruldu. Sis, Kadirli, Feke ve Haçin kazaları Kozan Sancağı’na bağlandı.
Kilikya Katolikosluğu ise, bölgedeki siyasi belirsizlikler nedeniyle birkaç kez değiştirdikten sonra 1295 yılında, Kilikya Krallığı’nın eski başkenti olan Kozan’a yerleşti. 1915 olaylarının ardından Osmanlı makamları Katolikos II. Sahak Khabayan’dan buradaki manastırın boşaltmasını istedi.
Demokrat Haber’de yer alan yazıya göre, 13 Eylül 1915 çıkarılan Emval-i Metruke Kanunu’yla manastıra el kondu.
Katolikos Sahak, Kilikya’dan ayrıldıktan sonra önce Halep’e, sonra Kudüs’e gitti. Orada Osmanlı İmparatorluğu tarafından birleştirilen Ermeni kiliselerinin başına getirildi. 1917’de Kudüs’ün İngiltere tarafından ele geçirilmesi üzerine Sahak’la birlikte din görevlileri Şam’a geçti.
1918’de Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca koşullar yeniden değişti. Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca tehcir kararı kaldırılınca Ermeniler topraklarına yeniden dönme hakkını elde etti.
Katolikos Sahak, önce Adana’ya, oradan da Sis’teki makamına döndü.
1921 yılında, bölgeyi işgal eden Fransa Çukurova’yı terk etmeye karar verdi. Fransızlar, 31 Mayıs 1921’de Sis’teki Ermenilerin de bölgeyi terk etmesini isteyince Sahak aynı yıl diğer dini görevlilerle birlikte Halep’e döndü.
Katolikosluk, 1921-1930 arasında Halep-Beyrut-Şam-Zahle-Halep şehirleri arasında yer değiştirdi. O dönemde yönetimi elinde bulunduran Fransız Hükümetine başvurarak 1924 yılından itibaren Beyrut’a yerleşti. O günden beri Beyrut’un Antilyas semtinde faaliyetlerini sürdürüyor.
Katolikosluk’un Türkiye’den iadesini talep ettiği manastır günümüzde büyük ölçüde yıkılmış durumda.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
