Eski Mısırlıların kullandığı insanlığın ilk alfabesi sayılan hiyeroglif ya da öteki adıyla resim yazısında, her bir nesneye yahut sese karşılık gelen ve onu simgeleyen resimler vardı ve iletişim bu görüntülerle sağlanmaktaydı.
Zamanla harflerden oluşan çeşitli alfabelerin geliştirilmesi ve bu alfabelerle oluşturulan yazılı metinlerin inanılmaz boyutlara ulaşan bilgi depolama ve yayma yetenekleri, resim yazısını ortadan kaldırmış ve yazılı iletişim uzunca bir süre insanoğlunun temel iletişim biçimi olagelmişti.
1900’lü yılların ortalarından itibaren insanın hayatına giren televizyonla görüntülü iletişim çağı bir nevi yeniden başlamış ve çok hızlı biçimde alanını genişleterek, etkinlik açısından yazılı iletişimle başa baş bir noktaya gelmiş hatta birçoklarına göre yazılı iletişimi geride bırakmıştı.
Günümüze gelindiğinde ise, iletişim teknolojisinin ulaştığı akıl almaz nokta ve yaşamımıza soktuğu türlü internet teknolojileri ve akıllı cihazlarla, hemen her anlamda yeni olan ve adına “sanal alem” denilen bir dünyanın içine hep beraber girmiş olduk.
İletişim biçimimizin de köklü bir biçimde değişmeye başladığı işte bu yeni çağda, görünen o ki; yazı da yerini, adına “emoji” denilen ve hemen her duyguya tekabül eden bir görüntünün olduğu adeta yeni bir alfabeye bırakmaya, iletişim de işte bu yeni tarzla sağlanmaya başlandı.
Modern kent ortamında kovalanırcasına hızlı yaşayan, hızın ve çabukluğun yaşam biçimini oluşturduğu kentli birey, başkalarıyla olan iletişiminde de hızlı olma ihtiyacına yanıt verdiği ve anı yakalayabilmesini sağladığı içindir ki, iki satır yazı yazmayı dahi zaman kaybı olarak görmekte, buna gerek duymamakta, dolayısıyla yazıyı bir kenara bırakarak emojilerle iletişim kurmaktadır çoğu zaman.
Ne var ki; ironik bir biçimde bizleri adeta başa, eski Mısırlıların resimli iletişimin çağına geri döndüren emojilerin, sanal dünyanın bir parçası olmaları itibarıyla ve sanallığın ruhuna ya da ruhsuzluğuna uygun olarak, yapaylık ve samimiyetsizlik gibi özellikleri var.
Sanal dünyada emojilerle kendini ifade eden birey, çoğu zaman gerçekten gülmediği halde kahkaha emojisiyle gülermiş gibi, gerçekten üzülmediği halde gözyaşı emojisiyle ağlarmış gibi, şaşırmadığı halde emojiyle şaşırmış gibi yapmakta, kısaca “mış gibi” yapmaktadır.
O son derece zor olan kent yaşamının içine kapatıp yalnızlaştırdığı, aynı zamanda dışarıda olup bitene karşı kayıtsız ve duyarsız bir hale koyduğu birey, sokakta gördüğü yardıma muhtaç birini görmezden gelir ya da bir yaralıya şöyle bir göz atıp geçerken, sanal dünyada gerçekten öyle hissetmediği halde bol bol üzülme, ağlama ya da şaşırma emojileri göndermekte karşısındakilere.
Sanallığın hepimizi içine çektiği bu yeni çağda, gerçek yaşamla sanal alem arasındaki mesafe gittikçe açılır, algı gerçeklikten önemli olmaya başlarken, samimiyetten ve doğallıktan gitgide uzaklaşarak “mış gibi” yapan günümüz insanı da, bu sanallığın ortasında aslında yaşamamakta, yaşarmış gibi yapmakta ne yazık ki.
Benzer yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
