Ne ki gözünle görüyorsun, elinle tutuyorsun yani ne ki algılıyor ve farkına varıyorsun o varlığa gelmiştir.
Varlığa gelen kabadır, kalındır, kirlidir, paslıdır ve yürüyüşü özüne dönmek üzeredir. Öz incedir, uçucudur, ele avuca gelmez olandır, öz eterdir. “Spirit”tir yani ruhtur, zihni dolduran şeydir, düşüncedir, hayaldir.
Varlığa gelen her şey bir mananın kaba bir temsilidir. Gül de bir temsildir, diken de. Ay da bir temsildir, güneş de. Deniz de bir temsildir, dünya da. Ve sen de bir temsilsin eyy insan. İnsanlığında açığa çıkmış bir mana vardır ve işte o sensin. Kötülük mü, iyilik mi, merhamet mi, zulüm mü, şefkat mi, gaddarlık mı? Düşün bakalım ne açığa çıkıyor senden günbegün, anbean.
Cennet de mekânda değildir cehennem de. Der ki ulular ikisi de hâldir. Nedir hallerin, hallenmelerin neyedir? Hiç durup düşündün mü? Ne açığa çıkıyor senden? Öfke mi, sevgi mi? Neye benziyorsun? Güle mi dikene mi?
Elin neye uzanıyor? Ete mi ekmeğe mi? Kimin etine, kimin ekmeğine? Senin mi tabağındaki lokma? Ne kadarı senin? Ya değilse? Ne hakla başkasının gıdasına göz dikersin? Sorulmaz mı sanıyorsun hangisi gasp eden elin, çalan hangisi, hangisi seven elin, döven hangisi?
Bir fukara tesellisi sanıyorsun Tanrı’yı. Fukaranın tesellisindeki özü bilmiyorsun ki… Fukaranın tesellisi bir öz barındırır içinde. Fukaranın tesellisinin ortalık terde tezahür etmesinde bin mana vardır.
Bilenler bedeni çarmıha gerilenler, kafası direkte gezdirilenler, derisi yüzülenler, kırk köyden kovulanlardır. Bilenler İsa’dır, Şeyh Bedreddin’dir, Hallac-ı Mansur’dur, Karacaoğlan, Âşık Veysel, Pir Sultan Abdal’dır.
Ve ne görüyorsan onların zatında ve lafında bil ki Hakk’tandır. Tanrı’dandır.
Işığa yanmak için var gücüyle ve dans ederek uçan pervaneye hiç baktın mı? Gördün, anladım da baktın mı? Sen bir tohumla toprağı kucaklayıp hiç yattın mı? Sen bir tomurcuk nergis olup açtın mı?
Sen hiç yaşadın mı eyy insan?
Yakıldın mı, yandın mı?
Yola düştün, yoldan çıktın, çamura battın, sonra kalkıp da arı duru dualarda yıkanıp, arındın, ananın ak koynunda nennilenip ak libası sunanların eteğine vardın mı?
Yürü ey insan, dünya han, sen yolcusun, hâlâ anlamadın mı?
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
