Berlin’deki eyalet seçimlerinden birinci çıkan Sol Parti’nin başbakan adayı Elif Eralp’in önündeki en önemli sınavlardan biri, seçim kampanyasının temel vaatlerinden olan konutların kamulaştırılması.
Eralp’in partisi, 3 binden fazla konuta sahip büyük emlak şirketlerinin mülklerinin kamulaştırılmasını savunuyor. Bu politika aslında yeni değil çünkü Berlinliler 2021’de yapılan referandumda zaten büyük konut şirketlerinin mülklerinin kamulaştırılması yönünde oy kullanmıştı. Ancak geride kalan dört yıla rağmen karar hayata geçirilemedi.
Şimdi Eralp’in seçim başarısıyla birlikte konu yeniden gündemde. Ancak bu vaadin tek başına gerçekleştirilmesi mümkün görünmüyor. Çünkü Sol Parti seçimde birinci çıkmasına rağmen eyalet hükümeti kurabilmek için koalisyon ortaklarına ihtiyaç duyuyor. Kamulaştırma konusunda özellikle Sosyal Demokrat Parti’nin (SDP) tutumu belirleyici olacak.
Eralp’in önerisi hayata geçerse yaklaşık 220 bin konut kamu kontrolüne alınacak. Bunun için ödenecek tazminat ise tartışmanın en önemli başlıklarından biri. Kamulaştırmayı savunan girişim maliyeti yaklaşık 18 milyar euro olarak hesaplıyor; Berlin yönetiminin daha önce yaptığı hesaplamalar ise çok daha yüksek rakamlara ulaşıyor.
Kamulaştırmanın maliyetinin tek seferde karşılanmasının mümkün olmadığını kabul eden Eralp, DW’ye yaptığı açıklamada, bunun yerine kredi kullanılması ve alınan konutlardan elde edilecek kira gelirleriyle finansman sağlanması gerektiğini söyledi. Eralp’e göre böylece Berlin kira piyasasının yaklaşık yüzde 40’ında kamu daha fazla söz sahibi olabilecek. Kamulaştırmanın kısa sürede tamamlanamayacağını da belirten Eralp, sürecin uzun soluklu olacağını kabul ediyor.
Dolayısıyla Eralp’in önündeki mesele yalnızca “kamulaştırma yapılacak mı?” sorusu değil. Hangi şirketlerin kapsam içine alınacağı, mülk sahiplerine ne kadar ödeme yapılacağı ve bu paranın nasıl bulunacağı da çözülmesi gereken sorunlar.
Eralp açısından bunun siyasi bir başka anlamı daha var: Seçim kampanyasında öne çıkardığı en iddialı vaatlerden biri olan kamulaştırmayı şimdi gerçek bir hükümet politikasına dönüştürmek.
Yani Berlinlilerin sandıkta verdiği destek, Eralp için yalnızca bir seçim başarısı değil, aynı zamanda ilk büyük siyasi sınavlardan birini de beraberinde getiriyor.
Hükümetin tavrı
Sol Parti’nin kamulaştırma vaadi federal hükümeti de harekete geçirdi. Fedeal hükümeti oluşturan Hristiyan Birlik (CDU/CSU)-SPD koalisyonu, Temmuz başında kiralık konutların kamulaştırılmasını yasaklayacaklarını duyurdu.
DW Türkçe‘nin haberine göre, Başbakan Friedrich Merz, “konut şirketlerinin kamulaştırılmasını yasaklayan” bir yasa çıkaracaklarını söyledi. Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) lideri Markus Söder bu yasanın “sosyalizm ve kamulaştırmaya ilişkin açık bir ret” olacağını söyledi.
Ancak söz konusu yasağın nasıl getirileceği henüz belirsiz, ayrıca uzmanlar da bu yaklaşıma kuşkuyla bakıyor.
Hukukçu Christoph Degenhart, bu konuda “anayasa hukuku açısından bazı riskler” görüyor. Bir diğer hukukçu Joachim Wieland da federal hükümetin yasama yetkisini sorgularken, kamulaştırmanın prensipte mümkün olduğunu hatırlatıyor.
Yasağın önünü açmak için anayasa değişikliği gerektiğine vurgu yapan hukukçular, bunun için de şu an gerekli siyasi çoğunluğun olmadığına dikkat çekiyor.
Fotoğraf: elif-eralp.de
İlgili yazı:
