Papa 14. Leo’nun, Hristiyan dünyasının Noel’i kutladığı 25 Aralık için Rusya ile Ukrayna’ya bir günlük ateşkes çağrısında bulunması karşılıksız kaldı.
Fakat tarihte Noel nedeniyle savaşa ara verildiği ilginç örnekler var.
BBC’nin derlemesine göre. 1914 yılının kasvetli kışında, Birinci Dünya Savaşı’nın çamur, kan ve kaosuyla kuşatılmış Batı Cephesi boyunca sıra dışı bir dizi ateşkes kendiliğinden yaşandı.
24 Aralık 1914 gecesi, 5. Londra Tüfek Tugayı’ndan Tüfekçi Graham Williams, nöbet sırasında Alman siperlerine bakan tarafsız bölgede endişeyle etrafı gözlüyordu. Birinci Dünya Savaşı’nı tanımlayacak olan aylar süren şiddet, kan dökümü ve yıkımı zaten yaşamıştı ki, o anda olağanüstü bir şey oldu.
Williams, “Witness History” adlı radyo programında yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“Birden Alman siperleri boyunca ışıklar belirdi. Bunun tuhaf bir şey olduğunu düşündüm. Ardından Almanlar ‘Stille Nacht, heilige Nacht’ şarkısını söylemeye başladı. Bunun üzerine ben ve diğer nöbetçiler uyandık, herkesi kaldırıp ne olup bittiğini görmeleri için çağırdık.”
Sesler, iki tarafın da hakimiyetinin olmadığı toprağın ıssızlığı üzerinden yankılandı; dil bariyerini aşan tanıdık ilahiler, ortak bir müzikal hatırlatıcı oldu.
Williams, “İlahilerini bitirdiklerinde onları alkışladık ve bir şekilde karşılık vermemiz gerektiğini düşündük. Biz de The First Noel ile cevap verdik” diyor.
1914 Noel Ateşkesi’nin kesin olarak nasıl başladığını tespit etmek zor. Ateşkes, Batı Cephesi boyunca birden fazla noktada kendiliğinden ortaya çıktı. Ama bu tek ve bütün cephelerde uygulanan bir Noel ateşkesi değildi. Bazı siperlerde ateşkes birkaç saat sürdü, izole noktalarda yeni yıla kadar uzadı. Ancak Batı Cephesi’nin bazı kesimlerinde ise hiç yaşanmadı. Nitekim 25 Aralık 1914’te çatışmalar sırasında 77 İngiliz askeri hayatını kaybetti.
O dönem genç bir subay olan ve Fransa’nın kuzeyindeki Armentières kasabası yakınlarında savaşan Albay Scott Shepherd’a göre ateşkes neredeyse tesadüfen başladı. Noel sabahı şafak vakti, tarafsız bölge yoğun bir sisle kaplıydı. Shepherd, “Sis o kadar yoğundu ki elinizi bile göremiyordunuz” diyor.
Bu hava koşullarından yararlanarak çökmekte olan siperleri onarmaya karar verdiler. Askerler kum torbaları doldurup siper setlerini düzeltmeye çalışırken sis bir anda hızla dağıldı.
Williams bundan sonra yaşananları şöyle anlatıyor:
“Şaşırtıcı bir hızla sis açıldı. O anda Almanların da açıkta, aynen bizim yaptığımız işi yaptıklarını gördük. Bir süre birbirimize baktık. Sonra bir iki asker onlara doğru yürüdü. Buluştular, el sıkıştılar, sigara değiş tokuş ettiler. Sohbet etmeye başladılar. Savaş, o an için durdu.”
General Walter Congreve, Noel Günü eşine yazdığı mektupta ateşkesi “olağanüstü bir durum” olarak tanımladı. Siperlerin birbirine çok yakın olması nedeniyle askerler birbirlerine bağırarak selam verebiliyor, sohbetler başlatabiliyordu. General mektubunda, “Bir Alman, bir günlük ateşkes istediklerini ve eğer kendisi çıkarsa bizim de çıkıp çıkmayacağımızı sordu. Bizden biri büyük bir ihtiyatla siperin üzerinden baktı ve bir Alman’ın da aynısını yaptığını gördü. İkisi de çıktı, ardından başkaları… Bütün gün birlikte dolaşıp birbirlerine puro verdiler ve şarkılar söylediler” diye yazdı.
Ateşkes, askerlere tarafsız bölgede kalan ölüleri toplama ve hayatını kaybeden silah arkadaşlarını uygun şekilde gömme imkânı sağladı. Saatler önce birbirlerini öldürmeye çalışan askerler, sigara, yiyecek ve hatıralar paylaştı. Hatta karşılıklı siperler arasındaki boş alanda doğaçlama futbol maçları yapıldığına dair anlatımlar da var. 33. Sakson Alayı’ndan Teğmen Johannes Niemann bu askerlerden biriydi.
Niemann anılarını şöyle aktarıyor:
“Birden bir İngiliz asker futbol topuyla geldi… Sonra bir futbol maçı başladı. Kaleleri şapkalarımızla işaretledik. İngilizler de aynısını yaptı. Uzun süre top oynadık. Sonunda Almanlar maçı 3-2 kazandı.”
Savaş yeniden başlıyor
Birinci Dünya Savaşı boyunca buna benzer bir ateşkes bir daha yaşanmadı. Ateşkese ve ortaya çıkan beklenmedik yakınlaşmaya hazırlıksız yakalanan komutanlar, bunun askerlerin savaşma isteğini zayıflatmasından endişe etti.
Her iki tarafta da “düşmanla yakınlaşmayı” yasaklayan emirler yayımlandı ve uymayanların askeri mahkemeye verileceği uyarısı yapıldı. Subaylara, siperlere yaklaşan düşman askerlerine ateş açmaları talimatı verildi. Zamanla cephe boyunca silah sesleri yeniden duyulmaya başladı. Savaş tüm acımasızlığıyla devam etti; dehşeti arttıkça, karşıt uluslar arasındaki düşmanlık da derinleşti. Ertesi Noel’de, yeni ateşkeslerin önüne geçmek için makineli tüfek ateşleri özellikle ilahi seslerini bastıracak şekilde zamanlandı.
1914 Noel ateşkesi savaşın gidişatını değiştirmemiş olabilir; ancak tarihçi Dan Snow’un da belirttiği gibi, bunun yaşanmış olması başlı başına mucizeydi. Snow, “Ateşkes, bürokrasiler, makineler ve yüksek patlayıcıların savaşı içinde, bireysel insanlığın kısa ama baştan çıkarıcı bir parıltısıydı” diyor.
Bu deneyim, Albay Scott Shepherd gibi ateşkesi yaşayan askerler üzerinde derin bir etki bıraktı. Kısa bir an için, karşı cephelerdeki askerler birbirlerini öldürülmesi gereken yüzsüz düşmanlar olarak değil; evlerine dönmeyi ve sevdiklerine kavuşmayı özleyen babalar, kardeşler ve oğullar olarak gördü.
Shepherd, “Birçoğu İngilizce konuşuyordu. Savaştan, hatta tüm savaştan duydukları hoşnutsuzluğu dile getiriyorlardı. Hiç agresif değillerdi. Bazıları İngiltere’ye gittiklerini söyledi. Bizimle tanışmaktan memnun olduklarını hissettirdiler” diyor.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
