Cumartesi, 14 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Dünya neden aynı anda yoksullaşıyor?

Metin Duyar
Son güncelleme: 18 Ocak 2026 16:12
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

Son yıllarda dünyanın farklı köşelerinde yaşayan milyonlarca insan, birbirinden bağımsız gibi görünen ama benzer sonuçlar üreten bir deneyimi paylaşıyor: daha çok çalışıp daha az geçinmek.

Paris’te bir öğretmen, İstanbul’da bir mühendis, Buenos Aires’te bir memur ya da Berlin’de bir öğrenci, farklı diller konuşsalar da benzer bir cümlede buluşuyorlar: Hayat pahalı, gelecek belirsiz, emek değersiz. Bu eş zamanlılık tesadüf değil. Küresel yoksullaşma, tek tek ülkelerin hatalarından çok, aynı anda işleyen yapısal bir düzenin sonucu.

Bu yoksullaşma ani bir çöküş şeklinde ilerlemiyor. Fabrikalar bir gecede kapanmıyor, bankalar ardı ardına batmıyor, sokaklar kitlesel ayaklanmalarla dolmuyor. Bunun yerine daha sessiz bir süreç yaşanıyor. Alım gücü yavaşça eriyor, orta sınıfın sınırları daralıyor, güvenceli yaşam biçimleri istisnaya dönüşüyor. İnsanlar yoksullaştıklarını çoğu zaman fark etmiyor; sadece “eskisi gibi yaşayamadıklarını” hissediyorlar.

Bu eş zamanlı yoksullaşmanın ilk nedeni, küresel ekonominin uzun süredir finansallaşma ekseninde işlemesi. Üretimden çok borçlanma, yatırımdan çok spekülasyon, istihdamdan çok kâr maksimizasyonu öncelik kazanmış durumda. Reel ekonomi büyüse bile bu büyüme geniş kitlelere dağılmıyor. Servet yukarı doğru yoğunlaşırken, risk aşağıya doğru yayılıyor. Enflasyon, enerji fiyatları ve barınma maliyetleri gibi temel kalemler herkes için artıyor; fakat bu artışlara karşı korunma araçları yalnızca dar bir kesimin erişiminde.

İkinci önemli etken, küresel krizlerin artık istisna değil, süreklilik kazanmış olması. Pandemi, iklim krizi, bölgesel savaşlar, tedarik zinciri kırılmaları ve jeopolitik gerilimler, ekonomik sistemi sürekli bir “olağanüstü hâl” içinde tutuyor. Bu durum, devletlerin sosyal harcamalarını kısmalarına, şirketlerin maliyetleri çalışanlara yıkmalarına ve bireylerin geleceğe dair plan yapamamalarına yol açıyor. Krizler geçici olmaktan çıktığında, yoksullaşma da geçici bir sorun olmaktan uzaklaşıyor.

Üçüncü ve daha derin boyut, emeğin küresel ölçekte değersizleşmesi. Teknolojik ilerleme, verimliliği artırmasına rağmen, ücretleri aynı ölçüde yükseltmiyor. Dijitalleşme ve otomasyon, istihdamı esnekleştirirken güvencesizliği normalleştiriyor. İnsanlar işsiz kalmıyor olabilir; fakat düşük ücretli, geçici ve sosyal güvenceden yoksun işlere sıkışıyor. Bu durum yalnızca gelişmekte olan ülkelerde değil, Avrupa’nın merkezinde de belirginleşiyor. Çalışmak artık yoksulluktan çıkış garantisi sunmuyor.

Bu tabloya devletlerin manevra alanının daralmasını da eklemek gerekiyor. Küresel sermaye hareketleri karşısında ulusal ekonomi politikaları giderek etkisizleşiyor. Merkez bankaları faizle, hükümetler bütçeyle sınırlı hamleler yapabiliyor; fakat barınma, gıda ve enerji gibi temel alanlarda kalıcı çözümler üretmekte zorlanıyor. Sosyal devlet mekanizmaları zayıfladıkça, bireylerin risklerle baş başa kalma süresi uzuyor. Yoksulluk, artık yalnızca gelir eksikliği değil; sürekli bir güvencesizlik hali olarak yaşanıyor.

Bu eş zamanlı yoksullaşmanın belki de en çarpıcı sonucu, toplumsal algıda ortaya çıkıyor. İnsanlar sistemin çökeceğine inanmıyor; fakat sistemin kendilerini korumayacağına ikna olmuş durumdalar. Bu nedenle tepkiler devrimci bir kopuşa değil, bireysel savunma reflekslerine yöneliyor. Daha çok çalışmak, daha az harcamak, birikim yapmak, güvenli limanlar aramak… Yoksulluk kolektif bir sorun olmaktan çıkıp bireysel bir baş etme meselesine indirgeniyor.

Asıl kırılma noktası da burada beliriyor. Dünya aynı anda yoksullaşıyor; çünkü aynı ekonomik mimari, farklı coğrafyalarda benzer sonuçlar üretiyor. Bu yoksullaşma ne tek bir ülkenin başarısızlığıyla ne de belirli bir hükümetin hatasıyla açıklanabilir. Sorun daha derin, daha yapısal ve daha küresel. Sistemin kendisi büyürken, insanların hayatı daralıyor.

Sonuçta yaşanan şey bir “fakirleşme krizi”nden çok, bir “gelecek kaybı”. İnsanlar yalnızca bugünden değil, yarından da tasarruf etmek zorunda kalıyor. Dünya aynı anda yoksullaşıyor; çünkü aynı anda umutlarını daha küçük hedeflere indiriyor. Büyük vaatlerin yerini küçük güvenlik arayışları alıyor.

Bu sessiz dönüşüm fark edilmediği sürece, yoksulluk yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, kalıcı bir yaşam biçimi olarak kök salmaya devam edecek.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Türkiye’yi sevmeyen Rus
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Emilie ve Helen’e kucak açan İran

Dr. Nevin Sütlaş
14 Şubat 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin Kafkasya’da yeni oyun planı

Aydın Sezer
14 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Japonya-Türkiye karşılaştırması

İnan Özbek
13 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Güç dengesi nüfusla mı yazılıyor?

Metin Duyar
13 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?