Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazılarından

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 3 Nisan 2026 14:17
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Kütahyalı’nın parası kime gidecek?-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Gazetemiz Cumhuriyet’te yetişen ve şimdi RTÜK üyesi olarak görev yapan İlhan Taşcı ile buluştum. Sohbet ederken “Senin yazdığın davam sonuçlandı” dedi. Madem öyle, sonucu da yazayım…

2023’ün ilk günleriydi. Rasim Ozan Kütahyalı’nın “Derin Futbol” adlı programda sarf ettiği küfürler nedeniyle Beyaz TV’ye oybirliğiyle para cezası verilmişti. Bu idari para cezası üzerine, aynı Kütahyalı yine aynı ekranda RTÜK üyesi İlhan Taşcı’yı işaret ederek şöyle demişti:

“RTÜK’ün dilekçe veren adamı da ‘Bu ülkeye özgürlük getireceğiz, bu ülkede ifade özgürlüğü yok, diktatörlük var’ diyen adam. Bunlar manyak. Bunlar faşist.”

Yetmemiş, eklemişti: “O bizi şikâyet eden, ben onun her şeyini bilirim, plakasını da bilirim de şimdilik karışmıyorum, şimdilik bir şey yapmıyorum.”

Bunun üzerine İlhan Taşcı da Kütahyalı’dan şikâyetçi oldu ve 20 bin liralık tazminat davası açtı. Çarpıcı olan bir nokta vardı. RTÜK Üyesi Taşcı’nın avukatı Gökhan Tekşen’in dava dilekçesi şöyle bitiyordu:

“Müvekkil tarafından uğranılan manevi zarar sonucu elde edilecek tazminat ise yine davalının kirli bir dil kullanımı ile zarar verdiği, toplumda itibarsızlaştırmaya çalıştığı, hukuksuzluğu ispatlanmış kumpas davası mağdurları ve yakınlarının oluşturduğu, KUMPASDER ile yine davalının daha önce seviyesizce hedef aldığı Türkan Saylan’ın kurucusu olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne (ÇYDD) bağışlayacağını ifade etmek isteriz.”

Nihayetinde, yargılamayı yapan Ankara 43. Asliye Hukuk Mahkemesi 11 Haziran 2024’te kararını verdi ve İlhan Taşcı’nın kişilik haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Ancak talebi kısmen kabulle, Kütahyalı’yı 20 bin değil, 10 bin lira tazminata mahkûm etti.”

Neresinden tutsak elimizde kalıyor-Murat Muratoğlu (Nefes)

“Ekonominin sallanan diş gibi olmasının bahanesi hazır… “Küresel şartlar”, “Jeopolitik riskler”, “Geçici etkiler”… Canım ya, anlatırken nasıl da içtenler…

İyi güzel de Türkiye’nin dış ticaret açığı 100 milyar dolara dayandı. Hem de öyle hafif sıyrık gibi de değil… Bildiğin kemiğe dayanmış kırık!

Mart 2026 verisiyle birlikte dış ticaret açığı “Aylık” bazda yüzde 56.6 artarak 11.3 milyar dolara fırladı… Yıllıklandırılmış açık ise 98 milyar doların üzerine çıktı.

Psikolojik sınır dediğimiz o 100 milyar dolar artık kapıda değil… Kapıyı çalmış, içeri buyur edilmiş, soğuk içeceğini yudumlarken salonda oturuyor.

Sahi neden böyle oldu? Bayram tatili vardı… Savaş çıktı… Altın fiyatları yükseldi… Hepsi doğru… Ama eksik! Çünkü mesele sadece mart ayı değil… Mesele yanlış model…

Bakalım mı tabloya… İhracat düşüyor, ithalat artıyor. Yani biz daha az satıyor, daha fazla alıyoruz. İhracat yüzde 6.4 gerilerken ithalat yüzde 8.4 arttı. Neresinden tutsak elimizde kaldı.

Bunun anlamı ekonominin motoru geri vitese takılmış ama yakıt tüketimi artmaya devam ediyor.

Daha kötüsü var… İthalatın yüzde 70-80’i ara malı! Yani biz üretmek için bile dışarıya bağımlıyız. Yani dolar kuru artarsa maliyet patlar… Hani şu “Kontrollü değerli TL” hikâyesi…

İyi de TL’yi değerli tutuyoruz ki enflasyon düşsün… Ama o sırada ihracatçı ne yapıyor? Rakiplerine karşı fiyat tutturamıyor.”

Merkez Bankası halden anlamak zorunda mı?-Çiğdem Toker (T24)

“Üç gündür Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın ‘”Asgari ücreti yüksek bir yere çekeyim, en azından işçi kurtulsun’ demek dünyanın en kötü fikri” cümlesi tartışılıyor.

İyi de ediliyor.

Ne kadar tartışılsa yeri.

Çünkü üç yıldır başka hikayelerle süslenen “dezenflasyon programı”nın özünü hatırlamaya ihtiyaç vardı. Dolayısıyla, programın mimarı ve yürütücüsü Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, daha önce buna benzer ifadeler kullandıysa da açlık sınırının 106 bin 816 TL’ye yükseldiği mart ayında, asıl maksadın ve ne yapıldığının bu netlikte duyurulması iyi oldu.

Bu ay, yaş haddi sebebiyle görev süresinin dolmasına bağlı olarak emekli olacağı haberleri çıkan Cevdet Akçay, mevcut görevine önceki Başkan Hafize Gaye Erkan’ın davetiyle gelmişti. Akçay’ın söz konusu cümlesinin, kamuya açık olmayan bir toplantıda kapsamlı bir sunumun bağlam içindeki bir unsuru olduğunu belirtelim.

Ve kritik bir bilgi: Tarih Vakfı ve Robert Kolej Mezunlar Derneği’nin ortak etkinliğindeki bu sunumda aslında Chattam House kurallarının geçerli olacağı söylenmiş.

Chattam House kuralı şöyle: Bir toplantıdaki bilgilerin dışarıya aktarılmasına genel çerçevesiyle izin veriliyor. Tam bir kapalılık değil. Ancak konuşmacının bazen de kurumun adını kimliğini saklı tutarak paylaşılabilmesini ifade ediyor.

Söz konusu toplantı sonrasında anlaşıldığı kadarıyla bu kurala uyulmamış. Uyulmamış olmalı ki günlerdir Akçay’ın sözü tartışılıyor. İşin bu kısmı da uyarıyı dikkate almadan yazanların sorunu olmalı. Ne var ki bu saatten sonra da yani yeterince dolaşıma girip aleniyet kazanmış bir tartışmaya dair yorum yapmanın artık bir engeli kalmasa gerek.

Asgari ücret artışını (Ki temel mal ve hizmetlere erişebilecek bir düzey kastediliyor aslında) korkunç bir şey gibi gösteren Akçay’ın bu sözleri, birden çok nedenle önem taşıyor.  İlkini yazının girişinde belirttim: Şimşek programının ruhunu “dürüstçe” yansıtıyor.

Diğer gerekçe, daha simgesel belki ama tam da bu nedenle üzerine düşünmeyi hak ediyor.

Akçay’ın imzası, en yüksek değere sahip 200 TL’lik banknottaki iki imzadan biri.  Başkan Fatih Karahan’ınkiyle birlikte. 200 TL’yi 2009 yılından bu yana kullanıyoruz. 2001 krizinin ardından Kemal Derviş’in gelmesiyle uygulanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın AKP döneminde sürdürülmesi ve enflasyonla mücadelenin başarıya ulaşmasının adımlarının biri liradan altı sıfır atılmasıydı. 200 TL, bu adımı izleyen birkaç yıl içinde tedavüle girdi. O parayla kaç çeyrek altın alındığını bugün kaç taneye düştüğünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel sıklıkla gündemine alıp mitinglerde, yayınlarda anlatıyor.”

Çin bu savaşın neresinde?-Hayri Kozanoğlu (BirGün)

“Trump’ın Ulusa Sesleniş konuşmasındaki çelişkili beyanları, savaşı İran’a büyük zararlar vermeden bitirmeyeceği yolundaki açıklamaları endişeleri artırdı, petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine sıçramasını getirdi. Buna karşı Hürmüz Boğazı’nı açmaya yönelik bir operasyonu gözünün kesmediği izlenimini verdi. Çünkü, “başı siz çekin” diyerek topu müttefiklere; özellikle Birleşik Krallık ve Fransa’ya attı. Bu arada 90 milyonu aşan nüfuslu İran’ı taş devrine geri döndüreceği yolundaki insanlık dışı tehditler savurmaktan da kaçınmadı.

Son gelişmeler böyleyken, 28 Şubat’tan bu yana süren savaşta Çin’in tutumu merak ediliyor. Açıkçası, ABD ile küresel bir hegemonya savaşına tutuştuğu düşünülen, geçtiğimiz yıl ham petrol ithalatının yarısını, likit doğalgaz ithalatının üçte birini Ortadoğu’dan sağlayan Pekin’in bu süreçte “düşük profilli” bir çizgi izlediği görülüyor. Ayrıntılara girmeden önce rahatlıkla şunları söyleyebiliriz: Gerek Çin devletinin genel stratejisi gerekse Devlet Başkanı Xi Jinping’in kişiliği; ölçen, tartan, ani reflekslerden kaçınan, “itidalli” bir anlayış üzerinde yükseliyor. Konulara yaklaşırken; kısa, orta ve uzun vadeli ayrı planlar yapılıyor.

Kısa vadede, Trump’ın ölçüsüz ve saldırgan tutumunun dünya kamuoyunda tepki toplayacağı, ABD’nin inandırıcılığının ve meşruiyetinin yıpranacağı yolundaki varsayımları tutmuş görünüyor. Çin’in 1,2 milyar varil petrol rezervi biriktirerek bu türbülansa hazırlıksız yakalanmadığı anlaşılıyor. Orta vadeli sonuçlar göz önüne alınırsa; Çin fosil yakıtlara bağımlığını azaltacak yatırımları yapmış, elektrik üretimi ülkenin enerji tüketiminin yüzde 30’unu karşılar hale gelmiş durumda. Güneş ve rüzgâr kaynaklı yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin üçte biri Çin’de bulunuyor. Doğalgaz ithalatının yaklaşık yarısı Rusya ve Türkmenistan gibi müttefik ülkelerden, uzun dönemli sözleşmelerle sağlanıyor. Uzun vadede ise; Çin, halen dünyanın en büyük sanayi üreticisi ve 2025 yılında mal ihracatı Trump’ın tüm tarife uygulamalarına rağmen yüzde 5 artışla 3,77 trilyon dolara yükseldi. Bu nedenle küresel ticaret sisteminin kesintiye uğramasını asla istemiyor.”

Savaşın üçüncü haftasında ekonomik görünüm-Prof. Dr. İbrahim Ünalmış (Dünya)

“İran-İsrail ve ABD arasındaki savaşın üçüncü haftası bitiyor. Savaşın başlan­gıcında kısa süreceğine dair beklentilere göre şekillenen piyasa fiyatlamaları gide­rek savaşın uzayacağını fiyatlamaya baş­ladı. İçinde bulunduğumuz hafta içerisin­de ABD tarafında barışın yakın olduğuna dair açıklamalar piyasaları bir miktar ra­hatlatsa da İran tarafından yapılan açık­lamalar barışın bu kadar yakın olmadığını gösterdi.

Tarafların uzlaşamamasının bir kara harekatı olasılığını artırdığını düşü­nüyoruz. Bu bağlamda, kısa süre içerisinde bir ateşkes anlaşması olmazsa piyasalar daha kötü senaryoları fiyatlamaya başla­yacaktır.

Başlayan savaş piyasalar için bir şok et­kisi yaratsa da risk algısının çok fazla yük­selmediğini görüyoruz. Piyasanın tansiyo­nunu ölçen VIX endeksi stresin arttığını göstermekle birlikte geçen yıl İran-İsra­il arasında yaşanan 12-gün dron savaşla­rına göre daha düşük seviyede. Tahvil pi­yasasındaki stresi ölçen MOVE endeksi de benzer bir duruma işaret ediyor. ABD ekonomisinin bu savaştan olumsuz etki­lenmeyeceğine dair beklentilerin buna ne­den olduğu söylenebilir.

Fakat FED’den bu yıl iki faiz indirimi beklenirken faiz indi­rim beklentilerinin ortadan kalkması esa­sen ABD ekonomisinin de etkileneceğini gösteriyor. Çünkü bu mevcut durum tipik bir petrol arz şoku değil. 1973, 1978, 2022 yıllarında yaşanan petrol arzı şokların­da küresel tedarik zincirinde sorunlar ya­şanmamıştı. Fakat içinde bulunduğumuz durumda ekonomiler sadece artan ener­ji fiyatlarından etkilenmiyorlar. Petrol ve doğal gaz tedariğinde yaşanan sorun­lar, özellikle Uzak Doğu ülkelerinde, re­el ekonomiyi olumsuz etkilemeye başladı.

Bu durum küresel tedarik zincirinde Co­vid dönemine benzer sorunlar yaşanması­na neden olabilir. Diğer taraftan, ECB’nin de 2026 içinde faiz artışına gitme ihtimali yükseldi. Bu durum AB ekonomilerinin de süreçten olumsuz etkileneceklerine işa­ret ediyor. Bir süredir AB ekonomilerinde beklendiğimiz toparlanmanın ertelendiği­ni söyleyebiliriz.

Artan petrol fiyatları Türkiye ekonomi­sini alternatif kanallar üzerinden genellik­le olumsuz etkiliyor. İlk akla gelen etki ar­tan enerji ithalatı maliyetlerinin cari açık üzerindeki olumsuz etkisi. Savaş kısa süre içerisinde sonlansa dahi enerji fiyatlarının bir süre daha yüksek seyredeceğini tahmin ediyoruz. TCMB’nin yaptığı son analiz­de petrol fiyatındaki 10 dolarlık fiyat ar­tışının, petrol ürünleri ithalatını 5,1 mil­yar, ihracatını da 2,2 milyar dolar artırdığı gösteriliyor.

2026 yılı boyunca petrol fi­yatlarının ortalama 80-85 dolar civarın­da seyretmesi durumunda (baz senaryoda petrol fiyatını 60 dolar varsayarsak) cari açığa katkısının 7 milyar dolar civarında olması beklenebilir. Doğal gazın maliyeti­ni hesaplamak biraz daha karmaşık. Mev­cut kontratlar üzerinden yapılan sabit fi­yatlı ithalatın oranına bağlı olarak maliyet değişecektir. Mevcut açıklamalar 2026 yılı turizm gelirlerinde bir azalma olabile­ceğine işaret ediyor. Savaşın uzaması du­rumunda iptaller devam edebilir ve tah­minimizin altında turizm gelirleri ile kar­şılaşabiliriz.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Montrö” polemiğinin şifreleri
Sonraki Makale “Asgari”ye alıştırılan toplum

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

10 soruda Arda Güler

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026
EditörGünlük

Beğenilmek neden önemli?

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Nisan 2026
Günlük

Türkiye’ye “devşirme” yasağı

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?