Cuma, 17 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazılarından

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 1 Nisan 2026 19:43
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

NATO’ya karşı çıkmak yurtseverliğin gereğidir-Zülal Kalkandelen (Cumhuriyet)

“Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları birinci ayını doldururken NATO’nun sosyal medya hesabından Anıtkabir fotoğrafıyla bir paylaşım yapıldı.

“Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenecek 2026 NATO Zirvesi’ne 100 gün kaldı. Bu, Türkiye’nin 2004’teki İstanbul Zirvesi’nin ardından ikinci kez bir NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı anlamına geliyor. NATO zirveleri, müttefik liderleri bir araya getirerek İttifakın karşı karşıya olduğu önemli konularda kararlar alınmasını sağlıyor” yazan paylaşım çok dikkat çekti, büyük tepki gördü.

Aynı sıralarda Adana’da konuşlanacağı söylenen çokuluslu NATO kolordu karargâhı ile İstanbul Boğazı’nda Beykoz’da NATO Deniz Saha Komutanlığı kurulmasının planlandığı ortaya çıktı.

Bu arada Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlendiği belirlenen ve Türk hava sahasına giren dördüncü füzenin de NATO unsurlarınca etkisiz hale getirildiğini açıkladı!

Sonra birden Erdoğan’ın, New York merkezli Amerikan çokuluslu varlık yönetimi şirketi BlackRock’ın ve Dünya Ekonomik Forumu’nun Başkanı Laurence D. Fink’i Dolmabahçe Sarayı’nda kabul ettiği açıklandı. Görüşmede, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın da bulunması, trilyonlarca dolarlık sermayeyi yöneten ve savaşlardan beslenen devasa fonları elinde tutan Fink’in gözünü ucuz emek ile stratejik alanlara diktiği yorumlarına neden oldu.

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack ise Türkiye ve Suriye’nin “enerji üssü” olacağını açıkladı.

Bütün bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, emperyalist ABD’nin Ortadoğu’da ve Türkiye özelinde havuç uzatarak bazı planların peşinde olduğu çok açık.”

İktidarın “Güç ve Korku” denklemi-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Gücün ne olduğunu, başkasının korkusunu elinde tutup ona gösterirken anlarsın!”

Bu söz Amy Tan’in Çin’de geçmişte yaşadığı travmaları kızına anlatan bir annenin hikayesini işleyen “Mutfak Tanrısının Karısı (The Kitchen God’s Wife)” kitabında yer alıyor.

Amy Tan güç kavramını insan ilişkileri açısından ele almış.

Ancak ben bugün bu kavramı güncel siyaset çerçevesinde ele alıp iktidar ve muhalefet üzerinden okumak istiyorum.

Öncelikle şunu not düşeceğim:

Güncel iktidar-muhalefet ilişkisinde, uzun zamandır iktidarın güç gösterisine ve muhalefetin bu güce karşı direnişine tanıklık ediyoruz.

Muhalefetin bu direnişte (elinden geleni yapmasına karşın) yüzde yüz başarılı olduğunu söylemek zor.

Zira iktidar, elindeki gücü muhalefette ürettiği korkulardan ve o korkuları, rakibin zaaflarını, kırılganlıklarını sonuna kadar ve kuralsızca kullanma kapasitesinden alıyor.

Peki nedir bunun örnekleri?

Benim aklıma ilk gelenler şunlar:

– Bitmek tükenmek bilmeyen idari denetimler, soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar (Hukuki ve idari araçların “eşit” değil “seçici” bir şekilde kullanıldığı gerçeği ve tüm muhalif çevrelere sürekli “bunlar senin de başına gelebilir” mesajı verilmesi, bir nevi o korkunun herkes tarafından görülüp hissedilmesinin sağlanması.)

– Partinin butlan gibi icatlarla ele geçirilmeye çalışılması, kapatma ve siyasi yasak ihtimali (Bunlar yapılırken içeriden insanlarla açıktan iş birliği yapılması.)

– Partiye ve yöneticilerine sosyal/konvansiyonel medya baskısı (Medyanın itibar suikastlarıyla bir korku unsuruna dönüştürülmesi.)

İktidar bütün bunları yaparken muhalefeti yok etmek değil, kendisiyle uyumlu olacak ve kontrol edilebilecek şekilde yeniden dönüştürmek istiyor.

Böylece daha temkinli siyaset yapan, kendisine otosansür uygulayan, risk almaktan ve muhalefet safındaki diğer partilerle ittifaklar yapmaktan kaçınan bir yapı, iktidarın hedeflediği “muhalefet modeli” olarak öne çıkıyor.”

Türkiye ya da “Kötülüğün Sıradanlaşması Laboratuvarı”-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“Hacettepe Üniversitesi, 12 öğrencisi hakkında 3 ile 4 yıl arasında uzaklaştırma kararı verdi.

T24 muhabiri Nursena Kurtoğlu’nun haberine göre, üniversite yönetiminin öğrencilerine bu cezayı layık görmesinin nedenleri şunlar:

Çim alanda toplanmak, pankart açmak, müzik dinletisi yaparak halay çekmek, stand up gösterisi yapmak, slogan atmak, kırmızı renkli meşaleleri yakarak havaya doğru tutmak, yüksek sesle şarkılar söylemek ve duvarlara “Özgürlük” yazmak.

Hayli ağır suçlar yani.

Esad Suriye’sinde olsa zindana atılırlardı, Kim’in Kuzey Kore’sinde olsalar çalışma kamplarında ölüme terkedilirlerdi.

Türkiye’de eğitim haklarının ellerinden alınmasıyla yetiniliyor.

“Türkiye’de doğdukları için şanslı çocuklar” mı demeliydim?

Hacettepe Üniversitesi yöneticileri, yönettikleri kurumun bir üniversite olduğunu unutmuş görünüyorlar.

Yöneticilerin çapı belli ki ilkokul yönetmeye bile uygun değil ama yeni Türkiye’de hangi üniversitenin yönetimi gerçekten o işe layık olanların elinde diye sormak da mümkün.

Şimdi burada her zaman yaptığım gibi “şu kanuna göre, Anayasa’ya göre, AİHM kararlarına göre” filan diye malumatfuruşluk yapmayacağım.

Bu mesele, Anayasal hakların ve kanunların çok daha ötesinde bir soruna işaret ediyor.”

Operasyon üstüne operasyon-Fikret Bila (halktv.com.tr)

“CHP, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinden zaferle çıkıp birinci parti olduktan sonra iktidar operasyonlarının hedefi haline geldi.

Yerel seçimlerin üzerinden daha bir yıl geçmeden İstanbul Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla başlayan CHP’ye operasyon süreci bugün de devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu bir yıldır cezaevinde, İmamoğlu’yla beraber CHP’li İstanbul ilçe belediye başkanları da aylardır tutuklu.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar aylarca cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek de bir yıla yakındır cezaevinde.

Operasyon yapılan CHP’li belediye başkanlarına Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de katıldı.

Yalım tutuklandı, Bozbey ve ailesi gözaltına alındı.

Bozbey’in gözaltına alınması Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’yla ilgili değil. Bursa’nın Nilüfer İlçe Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin. Gözaltına alınma işlemi yaklaşık 10 yıl önceye dayandırılan iddialarla ilgili.

Bozbey’e 10 yıl önceki iddialarla gözaltı yapılıyorsa “10 yıldır neredeydiniz” sorusunu sormak gerekiyor.

CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar artık iktidarın siyaset yapma biçimine dönüştü.

İktidar birinci parti konumundaki CHP’nin iktidara yürüyüşünü kesmek istiyor.

CHP’li belediyeleri hizmet yapamaz hale getirmeyi amaçlıyor.”

Eskiden müşteriydiniz, şimdi gazetecilik size emanet-Berkant Gültekin (BirGün)

“Gazeteciliğe yönelen baskının şiddetlendiği günlerden geçiyoruz. Bu mesleği yapmak ekonomik açıdan zaten neredeyse imkânsız hale getirilmişti. Şimdi bu da yetmezmiş gibi gazetecilerin başının üstünde yargı sopası sallanıyor. Muhabirimiz ve arkadaşımız İsmail Arı tutuklanalı 10 gün oldu. İsmail “gazetecilik suçu” nedeniyle günlerdir dört duvar arasında tutuluyor. Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ve diğer birçok meslektaşımız da İsmail gibi hapis yatıyor.

20 Şubat’tan bu yana tutuklu olan Alican Uludağ hakkında, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla iddianame düzenlendi. Hakkında 9 yıl 8 aya kadar hapis cezası istendi. 27 Ekim’den bu yana, yani 5 ayı aşkın süredir tutuklu olan Merdan Yanardağ ise akla ziyan “siyasi casusluk” davası kapsamında 11 Mayıs’ta Silivri’de hâkim karşısına çıkacak.

29 Mart Pazar günü, gazeteciliği hedef alan baskıları protesto etmek için Kadıköy’de bir araya geldik. Yoğun ve aralıksız süren yağışa rağmen yurttaşlara yaptığımız çağrı karşılık buldu. Yüzlerce kişi, yağmur-çamur demeden bizimle birlikte saatlerce polis ablukası içinde bekledi. Yürüyüş hakkımız ise sebebi siyaseten belli, hukuken muamma bir engele takıldı. Otobüslerce çevik kuvvet, ellerinde tuttukları kalkanlarla önümüze dikildi. Kolluk, gazeteciler ile yurttaşların kol kola verip basın özgürlüğü ve demokrasi için Kadıköy sokaklarında yürümemesi için parkın etrafında kordon oluşturdu.

Pazar günü yaşadıklarımız, demokratik haklar ile basın özgürlüğü arasındaki ayrılmaz ilişkiyi bir kez daha gösterdi. Gazeteciliğin özgür olmadığı bir ülkede, demokratik haklar da kullanılamaz hale gelir. Tersinden düşünürsek de sonuç aynıdır. Bir ülkede demokratik haklar ve özgürlükler saldırı altındaysa, seçme ve seçilme hakkına müdahale ediliyor, tutuklama kararları kolayca verilebiliyor, eylemler ve kitlesel toplantılar keyfi olarak engelleniyorsa, orada gazetecilik de tehdit altındadır. Bugün Türkiye’de yaşanan da tam olarak budur.

Mevcut duruma bakınca, sorunun sadece tutuklu gazeteciler ve gazeteciliğin üzerindeki güncel baskı olduğu düşünülebilir. Oysa bu büyük bir yanılgıdır. Bugün bulunduğumuz noktaya, AKP iktidarının medyayı çökertme operasyonunun sonunda geldik. Geride bıraktığımız 20 yılda, medya adım adım iktidarın kontrolüne geçirildi. AKP’nin doğrudan kontrol edemediği medya kurumlarının sahipliği el değiştirildi. Daha sonra bu kurumlarda tepeden aşağıya “kadro temizliği” yapıldı. Yandaşlığa uyum sağlayanlar yerlerini korurken, çoğunluk, kurulan yeni düzenin dışına itildi. Her şeyin sonunda medya sektörü, iktidarın tek merkezden kumanda ettiği kocaman bir “kitle iletişim aygıtı”na dönüştürüldü.

Eski medya kurumlarının gazeteciliğe ilişkin ayıbı, kusuru, siyasi çizgisi ayrı mesele… Elbette tartışılacak ve masaya yatırılacak çok mevzu var. Bu konuda hatırı sayılır düzeyde eleştiriler yapıldı, yapılmaya da devam edecek. Ancak şunu bilmeliyiz ki sermayenin tüm müdahalesine, sansürüne ve türlü engeline rağmen oralarda gazetecilik yapılıyordu. Bu kurumlarda gazeteciler vardı ve topluma gerçekleri anlatmak için mesai harcıyorlardı. Medyanın iktidarın eline geçmesiyle birlikte geniş kesimlere seslenen medya organları; gazete, TV ve internet haber siteleri, içeriden çökertildi. İşte bu çökertmeyi hesaba katmadan, bugün gazeteciliğin yaşadığı bunalımı anlamlı bir zemine oturtamayız.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Kosova zaferi manşetlerde
Sonraki Makale 4.5G-5G arasındaki farklar

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Türkiye’ye “devşirme” yasağı

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
17 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
17 Nisan 2026
Günlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
16 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?