Çarşamba, 4 Kas 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazılarından

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 3 Kasım 2026 19:25
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Dikkat, Erdoğan 4 gün yok-Can Ataklı (Nefes)

Hiç haberim yoktu. Sadece benim değil, sanıyorum medyanın tamamının haberi yoktu. Erdoğan dün Güney Kore’ye gitti, 4 günlük ziyaret için. Bu ziyaretin açıklaması ise geziye saatler kala yapıldı. Neden son ana kadar bilgi verilmedi, açıkçası çok merak ediyorum. Ama benim konum başka.

Erdoğan 4 gün yurt dışında.

Geçmişi hatırlamaya çalışıyorum, Erdoğan uzun yurt dışı gezilerine gittiğinde Türkiye’de önemli bazı gelişmeler yaşanıyor. CHP’li bir belediyeye operasyon, kara para, bahis, uyuşturucu operasyonları gibi operasyonlardan bazıları hep dış gezilere denk geldi. Böylelikle Erdoğan’ın bu konudaki görüşlerini olayın yaşanmasından bir-iki gün sonra öğrendik. Örneğin Terra ve Pusula’ya el konulması, yöneticilerinin tutuklanması sırasında Erdoğan Amerika’daydı.

Şimdi Erdoğan 4 gün yok.

Ortalık çok karışık ve her gün yepyeni şaşırtıcı gelişmelerle karşılaşıyoruz.

Benimki tamamen tahmin ama bu 4 gün içinde (üçü kaldı) beklenmedik bir operasyon daha gelebilir. Hiç aklımıza gelmeyen kişi ya da kurumlarla ilgili adli gelişmeler yaşanabilir.

Bir an kahinlik gibi düşündüm bu görüşümü ama geçmişte örnekleri olduğu için ister istemez böyle bir beklenti oluştu bende.

Bakalım.

Hayırlısı.

Göreceğiz.

Serkan Korkutata’yı bir de benden dinleyin-Murat Ağırel (Cumhuriyet)

Benim de halihazırda tutuklu bulunduğum soruşturmaya bana çok tanıdık bir isim girmiş: Serkan Korkutata…

Parsel Parsel kitabımı okuyan dostlar bu ismi çok iyi tanıyorlar. Serkan Korkutata’nın kim olduğunu anlatacağım ancak öncelikle bu soruşturmaya nasıl dahil olduğundan bahsedeyim.

Her şey Emir Sarıgül’ün ifadesiyle başlıyor.

Sarıgül’e ifadesinde şirketleri soruluyor. O da Maritza İnşaat’tan bahsediyor. Yönetim kurulu üyelerini de saymış. O üyelerden biri Serkan Korkutata. Yani Emir Sarıgül’ün ortağı. İfadesi alınmış ve Serkan Korkutata serbest bırakılmış!

Kim bu Serkan Korkutata?

Eski Refah Partisi milletvekili Hüsamettin Korkutata’nın oğlu. Hacı Bayram Veli Türbesi’ne özel izinle mezar yeri tahsis edilen önemli şahsiyetlerden biri!

Melih Gökçek döneminde, Serkan Korkutata dahil Korkutata ailesinin dokuz şirketine 2013-2017 yılları arasında toplam 256 milyon TL tutarında 56 ihale verildi.

Bu tutarın, kitapları yazdığım dönemdeki karşılığı 2.5 milyar TL’nin üzerindeydi.

Bugünkü TÜFE verileriyle hesaplandığında ise söz konusu ihalelerin toplam bedeli 3.41 milyar TL’ye ulaşıyor.

Firmaları da sayayım: Ayaz Taahhüt, Binko İnşaat (bu firmayı unutmayın), Elit Kent Mobilyaları, Koru Grup, Poyraz İmar, Zencefil İnşaat.

Serkan Korkutata aynı zamanda Beyaz TV yönetiminde de yer aldı. Ailenin diğer bireyi Sinem Şenbaş, Gökçek ailesinin SOS Vakfı’ndaydı.

Sönmez, Oyuncak Araçlar, Başkent Eğlence Merkezi gibi şirketleriyle ANFA’da ve iştiraklerinden işler aldı.

Gökçeklerle öyle bir bağı var ki anlamak mümkün değil. Gökçek istifa ettirilmeden üç ay önce metro ve Ankaray istasyonlarına 60 büfe kurulması talimatını vermiş ve büfeleri Serkan Korkutata ile Sinem Şenbaş’a kiralamıştı.

Sadece bunlar mı?

Sönmez firmasına verilen 1546 araçlık Göksu otoparkının yıllık 315 bin TL’ye kiralandığı belgelendi. Üstelik 315 bin TL’nin alınmadığını müfettişler tespit etmişti.

Gökçek döneminde, Göksu Parkı’nın içindeki 62 kişilik sinema, iki adet tuvalet, altı adet spor sahası, altı adet eğlence alanı ve kafe, KDV dahil aylık 10 bin TL’ye 10 yıllığına kiralandı.

Yine Gökçek döneminde, Ankara’daki Harikalar Diyarı Parkı’nın içindeki üç adet büyük oyun alanı, altı adet büfe, iki adet dükkân, üç çay bahçesi, üç açık oturma alanı, masa adası işletmesi, iki adet tuvalet, depolar ve trenler, KDV hariç aylık 7 bin TL’ye 10 yıllığına kiralandı.

Gökçek döneminde, Mogan Gölü Parkı’nın içindeki raylı tırtıl ve tren alanı, zincirli uçan sandalye ve trambolin, bir adet açık havuz, bir adet akülü araç pisti, bir adet Go-Kart pisti ve bir adet büfe, KDV hariç aylık 4 bin 500 TL’ye 10 yıllığına kiralandı.

Ülke sorunlarını kaç ille çözeriz?-Yaşar Aydın (BirGün)

Türkiye uzun süredir yalnızca bir ekonomik daralma ya da geçici bir yönetim krizi yaşamıyor. Karşı karşıya olduğumuz tablo; ekonomiden siyasete, toplumsal dokudan adalete kadar tüm yaşam alanlarını saran çoklu bir rejim krizidir. Toplumun en az yüzde 80’ini derin bir yoksulluğa, borç batağına ve koyu bir mutsuzluğa mahkûm eden bu tablonun birinci dereceden sorumlusu hiç kuşkusuz AKP iktidarı ve onun inşa ettiği tek adam rejimidir. Milyonların her sabah “Bugünü nasıl geçireceğim, kirayı nasıl ödeyeceğim?” kaygısıyla uyandığı bir ülkede, en temel insanca yaşam talepleri dahi lüks haline getirildi.

Bir yanda ay sonunu getiremeyen geniş halk kesimleri, diğer yanda kayıt dışı milyon dolarların bavullarla taşındığı çürümüş bir düzen… Bu skandallar münferit ahlaki zaaflar ya da birkaç açgözlü bireyin suçu değildir; Saray rejiminin beslediği sermaye birikim modelinin, cezasızlık zırhının ve kuralsızlığın doğal sonucudur.

Barınma çözülemez bir krize dönüştü; emekçiler maaşının tamamını kiraya verse dahi başını sokacak insanca bir ev bulamıyor. Kamusal eğitim tarikatların ve piyasanın kuşatması altında can çekişirken, sağlık sistemi randevu dahi veremez noktada iflas etmiş durumda. Gıda enflasyonu mutfakları yakıyor, çocuklar okula aç gidiyor, yetersiz beslenme kitlesel bir halk sağlığı sorununa evriliyor.

Yukarıda anlatılanların tamamı bu ülkede ve yaşamın her alanında konuşulan, paylaşılan bir hakikat. Bir alan dışında; o da ne garip bir durum ki siyaset alanının kendisi oldu.

MHP lideri Bahçeli konuştu ve yine gündemi belirledi. Bahçeli il sayısının artması gerektiğini söyledi. Kimi “seçimde oy devşirmeye çalışıyor” dedi, kimi “eyalet sisteminin altyapısı”. En az iki günümüzü alacağı kesin.

Gündem belirlemek, saptırmak, gerçeği karartmak iktidar blokunun en temel mesailerinden biri oldu. İl sayısı gündemde ama kentlerin sorunlarını, yerel yönetimlerin demokratikleşmesini konuşmuyoruz. Ülkeyi 100 değil 500 il yapsanız da halkın ekmek ve adalet talebini idari sınırlarla bölemezsiniz

Çözüm süreci deniliyor; neyin çözüleceği ise bir gizli özne. Kürt kelimesi ağza alınmadan iki yıl geçti. Yeni anayasa temel gündemlerden biri ama demokratikleşme talebi suç sayılıyor. Ekonomik büyümeden, zenginleşmeden bahsediliyor ama yoksullaşan milyonlardan bahsetmek yasaklanıyor. Yolsuzluğu yazmak bile suç oldu.

Muhalefet televizyonu diye bilinen ekranlarda bile Mustafa Sarıgül’ün oğlunun Özgür Özel’e ilişkin “350 bin dolar verdik” suçlaması, neredeyse 150 milyar dolarlık fon skandalıyla yarışacak kadar kendine yer bulabiliyor.

Bankaların döviz kalkanı ‘eksi’de-Naki Bakır (Dünya)

Bankaların olası kur şoklarına karşı en büyük emniyet supabı olan yabancı para (YP) özkaynakları eylülde eksi (-) 26,2 milyar TL seviyesine inerek negatife düştü. Mevduatta yüzde 60’lık TL payı zorunluluğu, ek komisyon cezaları ve dövizli kredilere getirilen katı sınırlar, bankaları ellerindeki serbest döviz varlıklarını piyasada veya TCMB swaplarında TL’ye çevirmeye zorladı.

Enflasyonu düşürmek, finansal istikrarı sağ­lamak için uygulanan parasal sıkışma kapsamında, makro ihtiyati tedbirler ve ka­tı kredi kısıtlamaları, banka­cılık sektörünün bilanço ana­tomisinde ezber bozan dip dalgalarına yol açtı. Sektörün yabancı para cinsi özkaynak­larının eylül itibarıyla eksiye geçmesi, “Bankaların kur şok­larına karşı döviz kalkanı çök­tü mü?” sorusunu gündeme getirdi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BD­DK) açıkladığı bilanço verile­ri kâğıt üstünde büyüyen ha­cimlerin arkasında, banka­ların adeta iki ateş arasında kaldığını ve ciddi bir finansal sıkışmanın eşiğine itildiğini ortaya koyuyor. Yasal düzen­lemelerle “Liralaşma” baskı­sı sektörü döviz kalkanından mahrum bırakırken; kredi kı­sıtlamalarına rağmen, yüksek faizlerin getirdiği muhasebe­sel reeskont şişmesi, kısıtla­madan muaf olan alanlara ya­pılan canlı fon akışları ve ta­kipteki alacaklardaki hızlı büyümenin de etkisiyle top­lam brüt kredi hacminin şiş­mesi ve kredi/mevduat oranı­nın yükselmesi dikkati çekti.

Sektörün eylül ayı toplu bi­lançosunun en çarpıcı ve eko­nomi yönetimince mercek al­tına alınması gereken verisi, bankaların olası kur şoklarına karşı en büyük emniyet supa­bı olan yabancı para (YP) öz­kaynak kalemine ait. Geçen yıl eylül sonunda 26 milyar TL, yıl sonunda 52,1 milyar, bu yıl ağustos sonunda 12,7 mil­yar TL ile artıda olan YP öz­kaynaklar, eylülde şok bir ge­rilemeyle eksi (-) 26,2 milyar TL seviyesine inerek negatife düştü.

Sektörün toplam özkay­nakları 4 trilyon 861,9 milyar TL ile güçlü ve artıda durdu­ğu için YP özkaynakların ek­siye düşmesi teknik bir iflas anlamına gelmiyor. Ancak Merkez Bankası’nın bankala­ra şart koştuğu “toplam mev­duatta TL payını yüzde 60’ın üzerinde tutma” zorunluluğu, ek komisyon cezaları ve dö­vizli kredilere getirilen katı sı­nırlar, bankaların elini kolunu bağlıyor. Bankalar, yasal yap­tırımlardan kaçabilmek ve bi­lançolarını Liralaşma kalıbı­na uydurabilmek için ellerin­deki serbest döviz varlıklarını piyasada veya TCMB swapla­rında Türk Lirası’na çevirmek zorunda kaldılar. Bu yüzden bankalar döviz korumalarını tamamen tüketerek, kendi­lerini olası kur şoklarında bi­lançoya doğrudan yansıyacak devasa kur zararlarına karşı tamamen savunmasız hale ge­tirdiler.

2027 için YDO ile TÜFE uyumlu mu?-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)

2027 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı (YDO) büyük olasılıkla yüzde 28 dolayında olacak. Zaten bu satırları TÜİK’in ekim ayı enflasyon verilerini açıkladığı saat 10.00’dan sonra okuyorsanız 2027’nin yeniden değerleme oranını öğrenmiş durumdasınız.

Yeniden değerleme oranını bir kişi ya da kurumun belirlemediğini, bu oranın ekim ayı sonunda Yİ-ÜFE’de on iki aylık dönemlerin kıyaslamasına göre oluşan yıllık artış oranı olduğunu bir kez daha belirteyim.

Yİ-ÜFE ekim ayında hiç artmasa yıllık ortalama artış, yani 2027’de uygulanacak yeniden değerleme oranı yüzde 27,6 olacak. Ekim artışının yüzde 3’ü bulması durumunda ise yıllık ortalama artış yüzde 28’e çıkacak.

Dolayısıyla TÜİK’in bugün saat 10.00’da yapacağı (yaptığı) açıklamadan sonraki oran kabaca yüzde 28, bunu rahatlıkla söylemek mümkün.

Yeniden değerleme oranına göre 2027 yılında vergi ve cezalarda nasıl bir artış olacağını ve tutarların hangi düzeye çıkacağını sevgili meslektaşım Hüseyin Gökçe dün Ekonomi’de detaylı olarak yazdı.

Yeniden değerleme oranı yüzde 28 dolayında olacak ama Cumhurbaşkanının bu oranları para cezaları hariç bazı kalemlerde değiştirme yetkisi var.

Toplumun en çok ilgilendiği kuşkusuz motorlu taşıtlar vergisi. Cumhurbaşkanı yüzde 28 düzeyindeki YDO’yu, motorlu taşıtlar vergisi için yüzde 50 oranında artırarak yüzde 42’ye çıkarabilir ya da yüzde 80 oranında indirerek yüzde 5,6’ya çekebilir.

Ancak ne yüzde 42 söz konusu olur, ne yüzde 5,6.

Bu yıl için yüzde 25,49 olan YDO’ya karşılık MTV artışı yüzde 18,95 düzeyinde tutulmuştu. Yani YDO yaklaşık dörtte bir indirimli uygulanmıştı.

2027 yılı için de yüzde 28’lik bir YDO artışı yine dörtte bir indirimli uygulansa yüzde 21’lik bir MTV artışı ortaya çıkar.

İyi bir tesadüf! 2027 yılının enflasyon hedefi de zaten yüzde 21.

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedyaPolitika
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Türk dünyası Ankara’da toplandı…
Sonraki Makale Ahmet Nazif Zorlu kimdir?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Günlük

ABD’de Demokratlar Meclis’i aldı

Medya Günlüğü
4 Kasım 2026
GünlükManşet

Alman medyası ne yazdı?

Medya Günlüğü
4 Kasım 2026
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
4 Kasım 2026
GünlükManşet

Bakü’deki “Türk Şehitliği”

Medya Günlüğü
4 Kasım 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?