Perşembe, 1 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazılarından

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 1 Ekim 2026 20:15
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

FBSK-GATE!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“AKP hükümetlerinin uzun yıllar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı yaptıktan sonra aynı sorumluluğu genel başkan yardımcısı olarak yürüten Fatma Betül Sayan Kaya (FBSK) fon soygununun simge ismi oldu.

Herkesin üzerinde birleştiği gerçek şu:

FBSK yalnız değildir!

Rakamsal boyutlar bunu doğruluyor.

Nisan ayında 163 milyon lira yatırıp 5 ay sonra, soygunun patlamasından hemen önce 2.2 milyar lira olarak çeken FBSK’nin cüzdanına koyduğu miktar kabaca soygunun 500’de biri. Rakamlara göre, vurgunun 455 bin 758 “mağduru” olmasının yanı sıra FBSK gibi pek çok “faili” var.

Öyle anlaşılıyor ki FBSK’nin başlıca “suçu”, işlemleri kendi adına yapması. Zaten bu da yazının başlığında vurguladığımız tanımın unsurlarından biri. Yani, pek çok fail “aracı” kullanmış!

Bazen bir olay, insandan alınan bir tüp kanın tahliliyle bütün beden yapısının anlaşılması gibi her şeyi ortaya koyabilir.

FBSK’nin gerek kişisel yükselişi gerekse yükselişten kardeşlerinin de pay alması pek çok aileyi imrendirmiştir.

Kendisi İBB bursuyla yurtdışında okuduktan sonra AKP saflarında bakanlığa, genel başkan yardımcılığına kadar yükseliyor. Sonuçta eşi Dr. İlyas Kaya’yla bir kalemde 163 milyon liralık yatırım yapabiliyor. Kazancı bir yana tulumbaya su dökme parası bile kolay ulaşılabilecek miktar değil. Sanırız bu konularda kamuoyunu bilgilendirecektir.

Kız kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak, 2014’te FBSK bakanken aynı bakanlığın müsteşar vekilliği, 2017’de Kuveyt, 2024’de Bahreyn Büyükelçiliği yapıyor. 5 Eylül 2026’da Finlandiya Büyükelçiliği’ne atanıyor. Kutluyoruz.

Erkek kardeşi 2014-2018 arasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu (BTK) yöneticiliği ve başkanlığı, 2018’den 2026’ya dek ulaştırma ve altyapı bakan yardımcılığı yapıyor. Temmuz 2026’da Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK) üyeliğine atanıyor. Kutluyoruz.

FBSK’ye gelirsek… AKP şu aşamada kendisini feda ederek sıyrılmak istiyor. “Nefsine yenileni atıyoruz” diyor. Ancak FBSK sadece bir örnek ve YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre her şeyi milimetrik açıklamasaydı hâlâ bir derginin “21. Yüzyılın Nene Hatun’u” olarak kapak yaptığı gibi kabul görecekti.”

Gammazlama furyasına dikkat-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Fatma Betül Sayan Kaya’nın Özata Denizcilik hisselerine yatırım yaparak kısa sürede 2.17 milyar lira kazandığının ortaya çıkmasıyla iktidar çevrelerinde tuhaf bir “gammazlama” furyası başladı.

Bazı AK Partililerin isimleri yine iktidar çevresinden olduğunu düşündüğüm kaynaklar tarafından değişik mecralarda dillendirilmeye başlandı.

Bazı Genel Başkan Yardımcılarının, bazı milletvekillerinin isimleri açıkça dillendiriliyor. Ben somut bir bilgi olmadan o isimleri yazmayı doğru bulmuyorum.

Şu ana dek,

İlk Fatma Betül Sayan Kaya’nın ismi Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre tarafından açıklandı. Kaya yalanlayamadığı iddiayı kabul edip istifa etti. Ayrıca kazandığı parayı iade ettiği ve mal varlıklarına tedbir konulduğu bilgisi paylaşıldı. Fatma Hanım eşiyle birlikte 163 milyon lira koyup 2.17 milyar lira kazanmıştı. Kendisinin TERA Portföy’le bağlantısının Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel olduğuna dair bilgiler geliyor.

İsmi konuşulan bir başka isim de Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’ydi. Ancak Zeybekci, bu işten mağdur olduğunu duyurdu. Zeybekci’nin (paralarını kat be kat artırıp hisselerini satıp yüksek miktarda bir parayla çıkmak bir yana) fonlardaki parasını kurtarmayı bekleyen “mağdurlardan” biri olduğu anlaşıldı.

Bu arada Zeybekci’nin kriz patlak verdiğinde ilk tepki gösteren ve SPK’yı görevini yapmamakla itham eden isim olduğunu unutmamak gerek.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da Nihat Zeybekci’den durumuyla ilgili bilgi aldığını, Zeybekci’nin mağduriyetini ve SPK’nın eksik yaptığı işleri anlattığını öğrendim. Affını istemediğine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan Zeybekci’nin mağdur olduğuna ikna olmuş olabilir.

– İsmi gündeme gelen bir başka isim eski Milletvekili Ertan Aydın. Erdoğan’ın 2023’te Cumhurbaşkanlığı adaylık kampanyasını da yürüten Aydın’ın Ocak 2025- Mayıs 2025 arasında (TERA fonu TEFAS’a açılmadan önceki dönemde) TERA Holding’de dört ay bağımsız yönetim kurulu üyeliği yaptığı bilgisi var. Aydın’ın bu dönemde yöneticisi olduğu şirkete bağlı fonlardan herhangi bir hisse alışverişi olmadığı, son iki yılda ise borsadaki faaliyetlerinde de zarar ettiği tespit edilmiş. Dolayısıyla, fon kriziyle ilişkisi parasal değil, yönetimsel olmuş ve çok kısa sürmüş.

– Bir gazetecinin sosyal medyada fonla ilişkili AK Partililer arasında ismini paylaştığı Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya’yla dün telefonla görüştüm. Kendisine doğrudan tartışmalı fonlarla ilişkisi olup olmadığını sordum. O da çok net bir şekilde “Bırakın o fonu, herhangi bir fonu, borsanın önünden geçmişliğim yoktur” dedi.”

Para nerede hesap nerede?-Fikri Sağlar (BirGün)

“2003’ten bugüne Türkiye’de iktidar değişmedi…  Değişen ise skandalların adresleri oldu: “Bakanlıklar, belediyeler, ihaleler, imar dosyaları, altın ticareti, kamu bankaları, kara para iddiaları, bahis, uyuşturucu ve şimdi de fon soruşturmaları… 17–25 Aralık 2013 bunun en büyük dönemeçlerinden biriydi…

Dönemin bakanları; “Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar”, rüşvet, görevi kötüye kullanma, nüfuz ticareti, kaçakçılık ve imar usulsüzlükleri iddialarıyla TBMM soruşturmasının konusu oldu… Meclis belgelerinde Çağlayan hakkında Gana’dan Türkiye’ye sokulmak istendiği iddia edilen,”5 ton altın”, Güler hakkında bazı kişilere ayrıcalık sağlandığı, Bayraktar hakkında imar planları ve projelerle ilgili usulsüzlük iddiaları yer aldı… Sonunda ne oldu? Dört bakan, Yüce Divan’a gönderilmedi…

Dosya siyasi bir hesaplaşmanın gölgesinde kaldı… İktidar ise bütün soruşturmayı, “darbe girişimi” olarak niteledi… Sonra başka dosyalar geldi…  “Melih Gökçek,” görevde olduğu yıllar boyunca çeşitli yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kaldı… ANKAPARK, yaklaşık 800 milyon dolara yapılmıştı! Yerine gelen ABB Başkanı Mansur Yavaş defalarca bu yolsuzluk dosyasını Savcılığa sevk edilmek üzere İç İşleri Bakanlığına verdi…

Kimseden çıt çıkmıyor! Şimdi bu  “PARK” çürümeye terk edildi ve ülkenin  milyon dolarları çöpe atılmış oldu… Hesap soran da veren de yok… Ama Gökçek ailesinden Almanya’ya giden para çok(!)  “Melih Gökçek ve Çocukları”, 2026’da kaynağı açıklanamayan paralarla Almanya’da gayrimenkuller aldığı iddiasıyla hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı haberleştirildi…  Ayrıca Alman Makamları da “para para” iddiasıyla soruşturma başlattığı haberleri basına yansıdı. Şimdilik bilgi bu kadar! İstanbul, Ankara ve birçok AKP’li belediyede yapılan yolsuzluklara dair iddialar yerlerine gelen CHP’li Belediyeler tarafından gündeme getirildi…

Ancak ilgili kurumlar, “AKP zamanını tam soruşturmadığı gibi önemli bölümünde ise takipsizlik kararları verdi… 2021’de bu kez Sedat Peker’in videoları, Türkiye gündemini sarstı… Peker;” Binali Yıldırım ve oğlu, Mehmet Ağar ve oğlu ile başka siyasiler hakkında çok ağır iddialar ortaya attı…  Peker’in açıklamaları arasında, uyuşturucu ticareti, organize suçlar, kamu gücünün kötüye kullanılması, bazı iş insanlarıyla, mafya ve siyasilerin kirli ilişkileri, öldürme ve suikastler olduğu iddiaları da vardı…

İlgili kişiler, iddiaları reddetti veya farklı açıklamalar yaptı…”

Ekonomi kimin için büyüyor?-Öner Günçavdı (Dünya)

“Genellikle siyasilerin büyümeden taviz vermeleri zordur. Açıkça itiraf etmezler ama enflasyonla büyüme arasında bir tercih yapmaları gerektiğinde çoğunlukla enflas­yona rıza gösterip, pozitif büyümeden taviz vermemeye çalışırlar. Ekonomide zorla kar­şılaşmadıkları müddetçe siyasetçilerin ge­nel tavrını bu şekilde olacağı kabul edilir.

Bu tercih şekli hemen hemen her yerde böyle. Ama bizim kendi tarihimizde siyasi­lerin böyle tercihte bulunmasının birçok ör­neği mevcut. En bilinen, 1990’lı yıllar ve ön­cesinde çok uzun süreli, neredeyse kronik hale gelmiş enflasyonla yaşanmasının nede­ni budur.

Siyasilerin enflasyon pahasına çoğunluk­la büyümeyi tercih etmelerinin siyasi gö­rüşlerle ve ideoloji ile de ilgisi yoktur. Bu tercihin arkasındaki ana neden siyasi prag­matizmdir. Özellikle kontrol edilebilir bir düzeyde enflasyonist bir ortamda pozitif bü­yüme iktidarların siyasi rıza üretebilmesin­de önemli bir koşul olarak görülür.

Tabi ki büyüme lehine yapılan bu tercih­leri yapanlar büyümenin nimetlerinin dağı­tımıyla çok fazla ilgilenmezler. Siyasi kadro­lar ne kadar iyi niyetli olursa olsun netice de bu büyümenin nimetlerinin paylaşım soru­nu ciddi bir siyasi rekabetin konusu olur.

Bu büyüme ve bölüşüm sorunu iktisatçılar tarafından büyümenin “kapsayıcılığı” me­selesi olarak ele alınır. Bir ülkedeki büyüme geniş halk kitlelerinin gelirlerinde artışlara neden oluyorsa, bu büyümenin kapsayıcı­lığından bahsedilebilir. Aksine büyümenin nimetlerine çok dar bir kesim tarafından el konuluyorsa o büyümenin kapsayıcı oldu­ğundan bahsedilemez.

Meslektaşların Ayşe Aylin Bayar ve Haluk Levent ile birlikte yazdığımız ve çok yakın­da yabancı bir dergine yayımlanacak olan bir araştırmamızın sonuçları son 24 yıllık dönemde elde edilen büyümenin kapsayıcı­lığı bakımında önemli ipuçları vermektedir.

Bu araştırma TÜİK’in gelir yaşam koşul­ları araştırmalarında elde edilen verilerden yararlanarak, hane düzeyde yapılan hesap­lamalara dayanmaktadır.

kapsayıcılık bağlamda araştırma üç temel sonuca dikkat çekiyor. Bunlardan ilki ülke­de ekonomik büyüme düştükçe, büyümenin kapsayıcılığı da beraberinde düşüyor. Eğer amaç siyasi olarak kamuoyu desteği yarat­mak ise bu desteğin en azından geniş kitle­lerden elde edilemeyeceği anlamı çıkmak­tadır. Büyüme dar bir kesimin gelirlerinde kayda değer bir etki yaratabiliyor.

İkincisi eğer gelir eşitsizliği siyasilerin önemli bir endişe kaynağı ise büyümenin seviyesinden ziyade o elde edilen büyüme­nin kapsayıcılığının yüksek olması ve bunu sağlayacak politikaların uygulanması önem­lidir. Nihayet üçüncüsü ise, siyasi rıza üret­mede pozitif büyüme önemlidir. Ama bun­dan daha önemlisi bu büyümenin kapsayıcı­lığının yüksek olmasıdır.”

Fon krizinin gösterdiği-Servet Yıldırım (ekonomim.com)

“Yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler, yalnızca tasfiye edilen fonları ve yatırımcıların uğradığı zararları değil, sermaye piyasalarında denetim mekanizmasının ne kadar etkin çalıştığını da gündeme taşıdı. Tartışmanın odağında ise “Mevzuatta boşluk mu vardı, yoksa kurallar zamanında uygulanmadı mı?” sorusu bulunuyor.

Günlerdir yatırım fonlarında yaşananları konuşuyoruz.. SPK 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyordu. Fonların TEFAS üzerinden alım satıma kapatılması ve tasfiye sürecinin başlatılması, önce “Ne oldu da buraya geldik?” sorusunu gündeme getirdi. Ardından soru değişti. Şimdi ise “Neden daha önce müdahale edilmedi?” sorusuna yanıt aramaya başladık.

Pazartesi gecesi CNBC-e’de Emre Doğru’nun Strateji Masası programını izledim. Ekonomistler Emrah Lafçı ve Burcu Ünüvar’ın konuşmasında öne çıkan bir nokta vardı; aslında benim de üzerinde durduğum mesele tam olarak buydu.

Lafçı, ortada bir “şişkinlik” olduğunu, bazı fonlara yatırım yapmanın bu kadar kolay olmaması ve nitelikli yatırımcı olma koşullarının daha ciddi bir filtre oluşturması gerektiğini söyledi. Ama aynı zamanda Türkiye’nin fon piyasasının uzun süre “pırıl pırıl” işleyen bir piyasa olduğunu da hatırlattı. TEFAS sayesinde yatırımcıların farklı fonlara kolayca ulaşabildiğini, valör ve ödeme sistemlerinde genel bir sorun yaşanmadığını belirterek meselenin altyapısal ve sistemsel bir arızadan çok, denetim ve gözetim eksikliği ile bazı yönetim şirketlerinin riskli davranışlarına dayandığını savundu.

TSKB baş ekonomisti Dr. Burcu Ünüvar ise aynı programda meselenin belki de en önemli tarafına işaret etti. Dedi ki; “Yatırımcıdan her şeyi kendisinin görmesini ve anlamasını bekleyemeyiz.

Gerçekten de bireysel yatırımcıya yıllarca “Yatırım fonuna yatırım yapın. Bireysel yatırımcı tek tek hisseleri ve finansal araçları takip edemez. Onun yerine bu işi SPK lisanslı uzmanların takip ettiği fonlara yatırım yapsın,” demiştik. Onlar da bu tavsiyeye uydular.

Yatırımcı karar verirken mevcut durumun devam edip etmeyeceğine bakar. Bir şey olması gerekenden güzel görünüyorsa ve yatırımcı bunun devam edeceğine inanıyorsa yatırım yapar. Peki, yatırımcıya bunun sürdürülebilir olmadığını kim gösterecek?

Ünüvar’ın cevabı netti. “Düzenleme ve denetleme”. Ve diyordu ki; yatırımcıdan sürekli olağanüstü bir feraset bekleyemeyiz. Finansal piyasanın güveni, yalnızca yatırımcının bilgisine, fon yöneticisinin iyi niyetine veya şirket sahibinin ahlakına bırakılamaz. Yani sistemin bir de hakemleri vardır.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Terörist” Rus süper model
Sonraki Makale Futboldaki operasyon hakkında bilinenler

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

S-400 füzelerinin kronolojisi

Medya Günlüğü
1 Ekim 2026
GünlükManşet

Kaşıkçı cinayetinin 8. yılı

Medya Günlüğü
1 Ekim 2026
GünlükManşet

14. Antakya Film Festivali

Medya Günlüğü
1 Ekim 2026
EditörKöşe Yazıları

Putin’in konuşmasının şifreleri

Aydın Sezer
1 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?