Salı, 18 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 10 Temmuz 2026 19:44
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Bu ne yaman çelişki anne!-Barış Pehlivan (Cumhuriyet)

“Hakkını verelim, ilk olarak T24’ten Asuman Aranca dikkat çekti: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB davalarının itirafçısı Aziz İhsan Aktaş’a suikast iddiasına dair soruşturmayı tamamladı. 19 kişi hakkında hazırlanan iddianameden, eski Ankara Başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz hakkında rüşvet iddiaları çıktı. İddianamede ifadesine yer verilen avukat Semra Ilık, Ankara’daki Demir Yumruk operasyonunda gözaltına alınan Çağrı Silahtaroğlu’nun malvarlığındaki tedbirin kaldırılması için o dönem operasyonu yöneten Ankara Başsavcıvekili Ahmet Yıkılmaz’a 300 bin dolar rüşvet verdiklerini ve tedbirin bu şekilde kaldırıldığını anlattı.

Sonra öğrendik ki HSK 1. Dairesi, hakkındaki bu iddialar nedeniyle, şu anda Ankara Batı Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan Yıkılmaz’la ilgili inceleme kararı aldı. Ne güzel.

Ankara’da iki numaralı isimken Ayhan Bora Kaplan soruşturmasını da yürüten ve soruşturduğu örgütle ilişki içinde olduğuna dair hakkında iddialar da bulunan savcı Ahmet Yıkılmaz’ın akıbetini takip edeceğiz.

Tam da burada bir parantez açıyorum…

‘ENDİŞE, KORKU, PANİK YARATAN’ SÖZLERİM

Tarih: 8 Ekim 2024.

O gün Halk TV’de imza attığımız Kayda Geçsin programında adalet sistemine dair görüşlerimi paylaşırken “Rüşvetle adam bırakan savcı haberlerini yaptık, rüşvetle adam tahliye eden hâkim haberlerini yaptık” diyorum. Bazı AKP’li avukatların zaman içinde savcı ve hâkim olduğunu, siyaset içinde edindiği ilişkileri de yargıdaki kimliklerine bulaştırdıklarına dair tespitlerde bulunuyorum. Ve yargıya dair “Rüşvet ve irtikap ile insanları tahliye edebiliyorlar” olgusunu tekrarlıyorum.

Sonra ne mi oldu? Köşelerimizde, kitaplarımızda, yayınlarımızda onlarca kez isim isim resmi referanslarla belgelediğimiz bu konuşmaya dair yargılandım. Ve nihayetinde 1 yıl 3 ay hapis ile cezalandırıldım. Zira, mahkemeye göre benim bu sözlerim “kamuoyunda endişe, korku ve panik yaratabilecek nitelikte, doğruluğu teyit edilmemiş ve kamu barışını bozabilecek ifadeler” imiş! Bu gerekçeyle “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işlemişim.

Cezayı almadan önceki savunmamda, o an yargılandığım adliye binasında bile suç örgütlerine rüşvet karşılığı yardım edenler olduğuna dair soruşturmaları hatırlattım. Ama ne fayda!

Yetmedi. Aynı gün aynı yayındaki aynı sözlerimden dolayı aynı başsavcılık ayrı bir soruşturma daha başlattı. Savcıya göre, meğer ben ayrıca bu sözlerim ile “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunu işlemişim! Yani 301. maddeden ayrıca iki yıla kadar daha hapisle cezalandırılmalıymışım.

Yahu, bu ülkede terör savcısının uyuşturucu sevkiyatı ile ilgili talimatlar verdiği ortaya çıkmadı mı? Bir savcının, iş insanlarından aldığı para karşılığında tefecilere operasyonlar yaptığı ortaya çıkmadı mı? Bir savcının İran istihbaratı için Türkiye’deki kişileri kaçırdığı ortaya çıkmadı mı? Borsa kuran hâkimlere para alırken suçüstü operasyonlar yapıldığı ortaya çıkmadı mı? Bizzat bir başsavcı, “Benim adliyemde parayla kararlar çıkarılıyor” diye dilekçe vermedi mi? Hangi birini sayayım?”

CHP’de kalamayacaksak sıfırdan parti kuracağız-Deniz Zeyrek (Nefes)

“➜ Öncelikli hedefimiz CHP’de kalmak ve partiyi geri alabilmek için mücadele etmek.

➜ Yargı partiyi geri alma yolunu tıkarsa, yeni bir parti kurup ana muhalefet yapacağız.

➜ Baskın seçime karşı milletvekili listelerini YSK’ya verecek partiyi yedekte tutacağız.

CHP lideri Özgür Özel, yargının butlan sürecini uzatmak için elinden geldiğini yaptığına dikkat çekerek, yargının bu tavrı nedeniyle partiyi geri alamama durumuna karşı sıfırdan bir parti kuracaklarını açıkladı. Özel, yol haritasını üç adımda açıkladı:

– Birinci adım: CHP’de kalmak ve geri almak için mücadele etmek.

– İkinci adım: Yargının tavrı nedeniyle geri alma yolu tıkanırsa sıfırdan bir parti kurup o partiyi ana muhalefet partisi yapmak.

– Baskın bir seçim olursa: Seçime girebilecek ve milletvekili listesini YSK’ya verecek bir partiyi yedekte tutmak. O partide bir devralma kurultayı yapılacak ve çok yakın bir arkadaşımız genel başkan olacak. O partinin yönetimi de de gelecekte siyaset yapmayı planlamayan önceki dönem milletvekili arkadaşlarımızdan oluşacak.

CHP lideri Özgür Özel’e dün sorduğum sorular ve yanıtları şöyle:

– CHP Milletvekili Süleyman Bülbül “20 Temmuz’dan sonra 100 milletvekiliyle yeni partiyi kuruyoruz” demiş. Bu doğru mu?

TEDBİR KALDIRILIR BEKLENTİSİ: Hukuk konusunda çok standart yapılması gereken uygulamalar, butlanın sürmesi için yapılmıyor. Yaptığımız başvurular geciktiriliyor. Belli ki adli tatilden önce Yargıtay bunu görüşmesin istiyorlar. Çünkü bir bölge idare mahkemesinin sonuç doğuracak bir tedbir kararı almasının, Yargıtay’ı yok saymak olduğu görüşü bütün Yargıtay’da hâkim. Bu tedbirin kaldırılmasını kuvvetli ihtimal olarak görüyor herkes. Bu olmazsa, bundan sonra kamu hukukunun dikiş tutmayacağı söyleniyor. Biz de bir yandan adli tatil olmadan önce dosyamız ele alınsın diye ümit ediyoruz. Tabii burada 20 Temmuz günü kritik bir tarih, adli tatil başlıyor ve artık sonbahara kadar Yargıtay görüşmeyecek.

20 TEMMUZ KESİN DEĞİL: O nedenle 20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil. Milletvekili sayısı vermek doğru olmaz ama eğer bir başka parti ya da grup kurarsak bunun ana muhalefet olaca- ğına bir şüphe yok. Bu doksan olur, yüz olur, seksen beş olur, yüz beş olur. Bunlar milletvekillerimizin kendi vereceği kararlar. Ben ‘yüz milletvekilinin iradesi cebimde’ diye bir ifade kullanmayı da doğru bulmam.

ÜLKEYİ MAHKUM ETMEYİZ: Kesin rakamlar, kesin tarihler yerine partinin geleceğini düşünen, gelecek seçimleri kaybetmek istemeyen ekibin ortak yol arayışı var burada. Ancak şunu söyleyeyim: Yüzün üzerinde milletvekiliyle, 110 milletvekiliyle mütemadiyen istişare halindeyiz ve doğrusunu yapmak istiyoruz. Temel motivasyonumuz bir an önce partimizi geri almak. Bu olmazsa da ana muhalefet görevinin ve iktidara yürüyen bir parti görüntüsünün ortadan kalktığı bir sürece Türkiye’yi mahkûm edemeyiz. Aylarca sürecek, yıllarca sürecek bir “Ne olursa olsun, parti içinde kalalım” gibi bir noktada da değiliz.”

Sütlü Nuriye-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Sonsuza dek huzur içinde uyusun. Hayata çok erken veda eden sevgili kız kardeşim Öznur’un aile içinde hepimizin unutamadığı bir esprili seslenişi vardı. Meselâ, tatil evinde sabah kahvaltısına geç kalktığımızda, kapıdan seslenirdi:

“Uykucu Nuriyeler!..”

İnanması güç bir yalan uydurana “palavra atma” anlamında “Seni gidi yalancı Nuriye” derdi. İş yaparken kaytarana “Dalgacı Nuriye” lafını yapıştırırdı.

Çarşamba günü, NATO liderleri ile heyetlere sunulan “Saray Mönüsünde” de tatlı olarak bu “Sütlü Nuriye”yi görünce canım Öznur’u hatırladım.

Çok meraklıydı yemek yapmaya, yeni ve ilginç tarifleri denemeye.

Hayatta olsaydı, mutlaka “Şunu bulun bana internetten de, yapayım hemen” derdi, herhalde.

Kulağa çok hoş gelen bir isim. Eminim damaklara da hoş gelmiştir.

Küresel Haydut Teşkilatı NATO’nun liderleri, Beştepe mutfağından çıkan bir harikulade tatlıyı da midelere indirip kürdanla dişlerini karıştırırken, ettikleri sohbette izlenimlerini paylaşmaya başlamışlardır bile.

“Uyanık Nuriye” Donald Trump’ın, gelmeden önce Washington’dan bulunduğu “Çok güzel hediyeler götürüyorum dostum Tayyip’e” mealindeki vaatlerinin boş bir balondan ibaret olduğunun ortaya çıkması kendisini tam bir “Palavracı Nuriye”ye dönüştürdüğü alenen ortadadır.

Zaten Lahey Zirvesi’nde aynaya bakıp da kendi saldırgan tabiatlarını görmeden, “Rusya, Çin ve İran dünyanın başına belâ” içeriğindeki bildirgeye imza atan bu “Haydut Nuriye”ler, Türkiye’de rejimin başını “kafa kola” alarak, dünyanın bu bölgesindeki emellerine alet etmeyi sürdürme yolundaki iştahlarını da hiç yitirmediklerini göstermişlerdir.

Üstelik, Haydut Trump’ın Türkiye Cumhuriyeti’nin partili cumhurbaşkanına son derece yılışık bir üslupla yaptığı yağlı ballı iltifatların amacı da tam bir eşitsiz “al gülüm ver gülüm” ilişkisi görünümünde ayıplı bir alışveriş değil midir?

Ayıplıdır, çünkü Türkiye’ye ve Türkiye halkına hiçbir şey vermeden, sadece almaya dönük utanmazca asimetrik bir ilişkiden sözediyoruz.

Verdikleri tek şey, bu ülke halkına değil, o halkın kurtulmaya çalıştığı bir kişiye ve onun temsil ettiği ceberut rejime (kendileri nezdinde) sağlanan “Meşruiyet”ten başka bir şey değildir. Bu aslında yeni de değildir. Sadece ABD’ye münhasır bir tavır olmadığı da aşikardır. Avrupa Birliği de, kendi içindeki birkaç çatlak (demokrasi yanlısı sol klikler) sesin haricinde aynı şeyi neredeyse çeyrek asırdır yapmıyor mu?

Recep Bey’e iktidarını korumasına sorumsuzca verilen destek ve yardım karşılığında “üyelik kuyruğunda oyalamak, tek yanlı ticari ve siyasi ayrıcalıkları kendi lehlerine pekiştirmek, göçmen akımını önlemek, çöp sevkiyatını sürdürebilmek, sürekli vize ve serbest dolaşım vaatleriyle kandırmak vs.” değil midir AB’nin de politikası?

Tam bir “Üfürükçü Nuriye” tavrından söz ediyoruz.”

Ömür uzuyor, yaşlı nüfus artıyor, beşikler boş-Naki Bakır (Dünya)

“BM’ye göre dünya nüfusu 2025’te 8 milyar 231 milyon 613 bin 70’e ulaştı, Türkiye dünya nüfusunun yüzde 1’ini barındırıyor. 2025 itibarıyla yaşlı nüfus oranı dünya ortalamasında yüzde 10,4, Türkiye’de ise yüzde 11,1’le bunun üzerinde.

Türkiye, 2025 yılı itiba­rıyla 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusu ile 194 ülke arasında 18’inci sıra­daki yerini korudu. Türkiye, dünya toplam nüfusunun yak­laşık yüzde 1’ini barındırıyor. Ancak yaşlı nüfus oranı ve bek­lenen yaşam süresi giderek ar­tarken, doğurganlık hızının hız­la düşmesi Türkiye’nin geleceği için alarm veriyor.

Birleşmiş Milletler Kalkın­ma Programı (UNDP) tarafın­dan, 1989 yılında dünya nüfusu­nun 5 milyara ulaştığı tarih olan 11 Temmuz 1987 tarihi “Dünya Nüfus Günü” olarak kabul edil­mişti. Bu özel günde Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl nüfusla ilgili önemli konulara dikkat çekile­rek nüfus ve kalkınma alanında farkındalık oluşturmaya yöne­lik çalışmalar yapılıyor.

Dünya Nüfus Günü dolayı­sıyla Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), diğer ülkeler için Bir­leşmiş Milletler (BM) yıl orta­sı tahmini, Türkiye için Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre yıl sonu veri­si olmak üzere 194 ülkenin nü­fus sayılarını yayımladı. Birleş­miş Milletler nüfus tahminleri­ne göre 2025’te dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70’e ulaştı. Türkiye’nin 2024’te yüz­de 1,05 olan dünya nüfusu için­deki payı 2025’te yüzde 1’e indi.

2025 fazla nüfusa sahip ül­ke, 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişi ile Hindistan olurken, bu ülkeyi 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişi ile Çin, 347 mil­yon 275 bin 808 kişi ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) izledi. Bu üç ülke dünya toplam nüfu­sunun yüzde 39,2’sine sahip du­rumda. Nüfusa göre sıralamada daha sonra 285 milyon 721 bin 236 kişi ile Endonezya, 255 mil­yon 219 bin 555’le Pakistan, 237 milyon 527 bin 782 ile Nijerya, 212 milyon 812 bin 405’le Bre­zilya, 175 milyon 686 bin 900’le Bangladeş, 143 milyon 997 bin 393’le Rusya ve 135 milyon 472 bin 51 kişi ile Etiyopya geliyor.”

NATO Zirvesi ve Hürmüz krizinin gölgesinde altın fiyatları-Dr. Burcu Aydın (ekonomim.com)

“Altın piyasası bu hafta adeta duygu fırtınası yaşadı. Ons altın fiyatı birkaç gün içinde 4.200 dolar ile 4.000 dolar arasında sert dalgalanarak yatırımcısına oldukça geniş bir alım-satım marjı sundu. Piyasada yaşanan bu yüksek oynaklık, altın yatırımcılarının yön bulmakta ne kadar zorlandığını bir kez daha ortaya koydu.

Hafta başında yatırımcılar, ABD ile İran arasındaki gerilimin yumuşayacağı, Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin azalacağı, petrol fiyatlarının normalleşeceği ve bunun sonucunda ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni bir faiz artırımına ihtiyaç duymayacağı beklentisini fiyatladı. Bu iyimser hava, petrol fiyatlarını aşağı çekerken altın üzerindeki faiz baskısını da azaltarak fiyatların yeniden toparlanmasını destekledi.

Altını destekleyen bir diğer önemli unsur ise merkez bankalarının güçlü talebi olmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyinin yayımladığı 2026 Merkez Bankası Altın Rezervi Anketi’ne göre, merkez bankalarının yüzde 89’u önümüzdeki on iki ay içinde altın rezervlerini artırmayı planlıyor. Son yıllarda jeopolitik risklere karşı rezerv çeşitlendirmesini hızlandıran merkez bankalarının bu eğilimini sürdürmesi, altın fiyatları açısından önemli bir yapısal destek oluşturuyor.

Ancak hafta içerisinde yaşanan iki önemli gelişme, piyasalardaki iyimser havayı kısa sürede tersine çevirdi ve ons altının yeniden 4.000 dolar seviyesine doğru çekilmesine neden oldu.

ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarının ardından piyasalarda ilk tepki yine enerji fiyatlarında görüldü. Brent petrol yüzde 1 yükselerek varil başına 78,80 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 1,01 artışla 74,26 dolara çıktı.

Asıl endişe ise petrol fiyatlarının bugünkü seviyesinden çok, arz güvenliğinin yeniden risk altına girmesi oldu. Goldman Sachs, İran’da yeni bir gerilimin petrol arzındaki toparlanmayı sekteye uğratabileceği uyarısında bulunurken, müzakerelerin devam etmesi hâlinde sevkiyatların temmuz sonuna kadar toparlanmasının beklendiğini ifade ediyor. Ancak görüşmelerin başarısız olması ve tanker saldırılarının yeniden tırmanması durumunda petrol akışının tekrar azalabileceğine dikkat çekiyor.

Dolayısıyla piyasaların yakından izlediği konu artık yalnızca petrol fiyatı değil; Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve küresel enerji arzının sürdürülebilirliği.

Haftanın ikinci önemli gelişmesi ise NATO Zirvesi’nde alınan kararlar oldu. Zirvede yalnızca mevcut güvenlik riskleri değerlendirilmedi. Aynı zamanda savunma harcamalarının artırılması, yeni silah anlaşmalarının hayata geçirilmesi ve askeri iş birliklerinin güçlendirilmesi yönünde önemli kararlar alındı.

Bu gelişmeler, küresel ekonomiye önemli bir mesaj veriyor: Dünya ekonomisi artık geçici jeopolitik krizleri değil, uzun süre devam edebilecek bir güvenlik ve silahlanma dönemini fiyatlamaya başlıyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale ‘Herhalde meşguldü aramadı’
Sonraki Makale “S-400’ler satıldı” iddiası

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

“NATO savaşa hazırlanıyor!”

Medya Günlüğü
18 Ağustos 2026
GünlükManşet

Türker Ertürk kimdir?

Medya Günlüğü
18 Ağustos 2026
GünlükManşet

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
18 Ağustos 2026
EditörGünlük

Aleksey Batrakov’un portresi

Medya Günlüğü
18 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?