Pazartesi, 1 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 1 Haziran 2026 05:40
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

‘Was will Kılıçdaroğlu?’-Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)

“Sevgili Prenses Marie,

O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim. 

Hatırlarsanız, otuz yılı aşkın araştırmamın sonunda size o büyük itirafı yapmak zorunda kalmıştım: “Was will das Weib?” (Kadın ne ister?) Kadın ruhunu çözemedim. O gün masanın karşısında bana baktığınızda gözlerinizde hafif bir gülümseme vardı. Anımsadıkça hâlâ biraz yüzüm kızarıyor.

Şimdi başka bir zamanda, mekânda karşımda yeni bir soru var: “Was will Kılıçdaroğlu?” (Kılıçdaroğlu ne ister?) Bu sefer konu “kadın” değil “bir adam”. Bu yüzden o soruya daha kolay cevap verebileceğimi düşündüm. Bu adam on altı yıldır sahnedeydi. Bol bol gözlem fırsatı bulmuştum. Deftere, 2023 parti kongresinden az önce ilk notumu düşmüştüm: Seçime giriyor ama kazanmak istemiyor.

Bir kez değil, defalarca… Her mağlubiyetin ardından kürsüye çıkıp koşullara, bağlama bakmadan “Sandığa saygı duyuyorum” diyordu. Başlangıçta bunu olgunluk saydım. Sonra anladım: Hayır, sevgili Marie, bu öz-sabotajın en kibarca icra edilmiş biçimiydi. Hasta acıyı tattıktan sonra koltuğuna geri uzanıyor ve hem rakibinden hem kendi teşkilatından nezaket bekliyordu.

İkinci bulgum daha da tuhaf. Adam muhalefet lideri ama muhalefet etmiyor. Sert demeçler veriyor ama… Seçim hileleri mi? “Sandığa sahip çıkın.” Hukuki ihlaller mi? “Hukuki yolları takip edin.” Hukuki yollar tıkalı mı? “Aziz milletimiz hükmünü verecektir.” Elinde iktidarı sarsacak bir bilgi mi var, “Gerekirse açıklarım”. Bu cümleleri not ederken şunu yazdım deftere: Bu adam iktidarı eleştirmekten değil, iktidarın kendisine kızmasından korkuyor.

Siz bunu tanırsınız, Marie. Baba figürüyle hesaplaşamayan, onu yıkmak yerine onun nazarında makbul görünmeyi tercih eden ruh yapısı. Babasız kalmak, babanın gazabını çekmekten daha büyük bir korku.

Sonra 2023 geldi. Partisi onu devirdi, bir genç adam, Özgür Özel başkan oldu; meydanlar doldu, ses yükseldi, renk değişti. Ben de deftere düştüm: Özel koltuğun kendisini değil, koltuğun iradesini, iktidar olmayı istiyor.“

Özel’in sağduyusu Bahçeli’nin hassasiyeti-Deniz Zeyrek (Nefes)

“NEFES’in 30 Mayıs 2026 tarihli nüshasında CHP lideri Özgür Özel’le yaptığımız telefon görüşmesinin detaylarına yer vermiştim.

Özgür Özel, konuşmasının bir yerinde “hem siyasi hem hukuki hem de fiziki olarak mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceğiz” deyince “fiziki mücadeleden ne kastediyorsunuz” diye sormuştum.

Özel de gülerek şu yanıtı vermişti:

“Fiziki dediysem öğle göğüs göğüse bir şeyden söz etmiyorum. Mesela İzmir’e gittik. ‘Cumhuriyet Meydanı’nda toplanacağız’ dedik. Orayı kapattılar. Biz de Gündoğdu Meydanı’na yürüyüp orada yaptık. Ankara’da da partiden çıkıp TBMM’ye yürüdük. Binlerce insan geldi. Engellemeye çalıştılar ama durmadık. Bu fiziki engellemelere karşı yaptıklarımızı kastediyorum.”

Özel, görüşmemizi aktardığım yazımın yayınlandığı gün, 100 bine yakın insanı Güvenpark’ta toplamıştı.

O coşkulu kalabalığın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik tepkisi ve öfkesi çok kolay bir şekilde Kılıçdaroğlu’na yönlendirilebilirdi.

Kılıçdraroğlu da AK Parti ağzıyla konuşarak CHP tabanındaki öfkeyi besleyen bir tavır takınmıştı.

Buna karşın Özel kolay olanı değil zor olan sağduyulu yolu seçti. O coşkulu kalabalığı CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir’e yönlendirdi.

Özel’den hemen önce otobüsün üstüne çıkan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da çok birleştirici, barıştırıcı bir konuşma yaptı.

Neticede on binlerce insan, Özgür Özel’in sağduyulu tavrı sayesinde Ankara’da barışçıl bir protesto gösterisi gerçekleştirdi.

Özel’in bu sağduyulu tavrı, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de dikkatini çekmiş. Sayın Bahçeli’yle yaptığımız telefon görüşmesinde fiziki mücadele konusunda sorduğum soruya ve Özel’in sağduyulu yanıtına dikkat çekerek, bu konuda aynı fikirde olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Sayın Bahçeli bu gelişmelerin Gezi olaylarının yıldönümünde yaşanmasına da özellikle dikkat çekti.

Türkiye gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor.

İnsanlar ciddi ekonomik sorunların cenderesinde hayat mücadelesi veriyor.

CHP’de olanlar, Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti safında hareket etmesi, CHP Genel Merkezi’nin sıkıyönetim günlerindeki gibi bir polis kuşatması altında olması, CHP tabanında sadece öfkeyi besliyor.

Yoksulluğun, ekonomik çaresizliklerin, CHP’de yaratılmaya çalışılan bölünmüşlüğün insanlarda yarattığı öfkeyi suiistimal etmek için birileri fırsat kollarken Özgür Özel’in sağduyulu hareket etmesi hayati öneme sahip. Terörsüz Türkiye sürecini tamamına erdirmek için büyük çaba harcayan ve CHP’nin bu süreçteki tavrını çok önemseyen Bahçeli’nin de bu konuda hassasiyeti elden bırakmaması çok kıymetli.

Bahçeli’nin CHP’nin Butlan yönetimini bir an önce kurultay yolunu açmaya yönlendirmesinin de sağduyu cephesini güçlendirdiğinin altını çizmek istiyorum.”

Yeni bir partide toplanmak kaçınılmaz görünüyor-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“Saray’ın CHP’nin başına kayyum olarak tayin ettirdiği Kemal Kılıçdaroğlu’nun “bayramlaşma” mitingi ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “bayramlaşma” mitingi aynı saatlerde yapıldı.

Kılıçdaroğlu kuşkusuz ki kendi mitinginin zayıflığı ile Özel’inkine yönelik büyük ilgiye bakıp “galiba yanlış yaptık, bir an önce kurultayı toplayıp Saray’ın maşalığından kurtulayım” demeyecek.

Görevinin farkında ve Saray’ın önüne serdiği bütün imkânları sonuna kadar kullanacağını söyleyebilirim.

CHP seçmeni de tahmin edildiği gibi nasıl bir oyun oynanmak istendiğinin farkında.

İlginç olan şey demokrasinin yönünün, Rusya, Azerbaycan türü bir otokrasiye döndürülmesine CHP’ye oy verenler dışındakilerin gösterdiği tepkilerin cılızlığı.

Muhalefetteki partilerden en çok sesi çıkan İyi Parti oldu.

İktidar bloğunda da MHP lideri Devlet Bahçeli de nasıl bir oyunun içine çekildiğinin farkında olduğu için net bir tavır ortaya koydu.

Gerisi birer demeçle meseleyi geçiştirdiler.

Farkında değiller ki Saray’ın kurmak istediği yeni düzende kendilerine de asla yer olmayacak.

Normal olarak sosyal demokrat olduğunu söyleyen partiye, otokratik rejim böyle el koymaya kalktığında herkesin ayağa kalkmasını beklemek gerekir.

Mesela işçi sendikaları!

Bir genel grevden, uyarı grevlerinden filan söz edenini ben duymadım.

Bu CHP’nin ideolojik tezi ve siyasi pratiği arasındaki çelişkinin de bir sonucu.

Hem sosyal demokrat olduğunu iddia edeceksin hem de işçi sendikalarıyla kurduğun ilişki bu kadar yüzeysel bir ilişki olacak.

Bu ilişkinin bugüne kadar kurulup, derinleştirilememiş olmasının sorumlusu elbette Özgür Özel değil.

Bu, Deniz Baykal ile başlayıp Kemal Kılıçdaroğlu ile devam eden bir “politikasızlaşma” sürecinin sonucu.

Bu sonuç, partinin Baykal – Kılıçdaroğlu çizgisinde ideolojik olarak iğdiş edilmesiyle ilgili.

Özel’in partinin başına geçmesinden sonra kitleler ile mitingler üzerinden bir ilişki kurma çabası yaşandı, bunu yok saymıyorum.

Zaten partiye yönelik Saray darbesinin ardından İzmir ve Ankara’da büyük kalabalıkların Özel ve ekibinin arkasında durduğunu gösteren mitingler bunun bir sonucu.

Şimdi bu tablo bize bir dönüşümün başlatılabilmesinin işaretlerini veriyor.

Kılıçdaroğlu’nun kurultayı toplamayacağını, Özel de dahil kendisine tehdit olarak gördüğü kişileri partiden atacağını hatta bu kıyımın hapishanedeki belediye başkanlarına bile uzayacağını göreceğiz.

Kılıçdaroğlu, partinin kendisine teslim edilmesine karşı şükran borcunu Saray’a böyle ödeyecek ve seçim sürecine girene kadar da partiyi bırakmayacak.

Seçime de kendi adaylarıyla girmeyi tercih edecektir.

Bunları yapmayacak olsa böylesine hain sıfatını duymaya en başından razı olmaz, mahkeme tarafından kayyum olarak atandığı gün kurultayı hemen toplayacağını açıklardı.

Tarihteki bütün hainler gibi o da kendi hikayesini yaşayacak ancak seçimde rezil olduğunda duracak.

Bu durumda CHP’den tasfiye edilmek istenenler ne yapmalı?

Kişisel görüşüm şu ki “baba ocağını terk etmiyoruz” sözleri bir politika değil.

Evet siz terk etmek istemeyebilirsiniz ama Saray’ın maşası bunu zorla yapacak.

Seçime son derece kısa bir süre varken hızlı hareket etmek gerekiyor ve bu yeni bir parti için adımların hızla atılmasını gerektiriyor.”

Politikacılık gazeteciliğin önüne geçerse-Faruk Bildirici (BirGün)

Özgür Özel yönetimindeki CHP’nin bazı gazetecilere para verdiği, düzenli ödemelerde bulunduğu iddiasının kaynağı, Barış Yarkadaş’ın sosyal medyadaki paylaşımıydı:

“…haber sitesi görünümlü troll hesaplar ayda 300 bin TL alıyormuş genel merkezden. Bir TV’ye ayda 14 milyon, diğerine 8 milyon. Bir gazeteye 4, bir diğerine ise 2.5 milyon ödeniyormuş. Faturalar bugün yarın ortalığa dökülür. Bu işlere ayda 46 milyon TL ayrılmış.”

Bekleneceği gibi, Yarkadaş’ın bu paylaşımı, iktidar medyasının ilgisini çekti. Ensonhaber sitesi, “Barış Yarkadaş duyurdu: ‘Troll’ hesaplar için genel merkez para ayırdı”, Beyaz Gazete “CHP troll hesaplara ne kadar para ödedi?” ve hatta Milli Gazete de “Barış Yarkadaş’tan çarpıcı iddia: “Troll hesaplara ve medyaya aylık 46 milyon TL!” haberi yayımladı.

Tabii Yeni Akit de devreye girdi; “Saraçhane bülbülleri parayla ötüyormuş; Fondaşların sarı zarfları açıldı” diye haber yaptı. Barış Yarkadaş’ın paylaşımının alıntılandığı haberde, ilaveten muhalif medyadan 20 gazeteci ile Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü ve bazı haber sitelerinin isimleri de sıralandı. Fuat Uğur, Zekeriya Say gibi bazı isimler de paylaşarak bu iddiayı yaydılar.

Kıyamet koptu tabii. CHP’den para aldıkları iddia edilen gazeteciler ve medya kuruluşları, birbiri ardına yalanladılar bu suçlamayı. Yeni Akit’e dava açacaklarını duyurdular. CHP’nin yeni yönetiminden “medyaya ve gazetecilere ödeme yapılıp yapılmadığını açıklamasını” istediler.

Aslında CHP’nin muhalif medya ile mali ilişkisi daha önce de gündeme gelmişti. Anayasa Mahkemesi’nin 2009 yılı mali denetim raporunda CHP’nin “canlı yayın bedeli” olarak Halk TV’ye o yıl toplam 2 milyon 233 bin lira ödediği belirtiliyordu. Ayrıca 2023’te, 38. kurultay öncesinde Kılıçdaroğlu yönetiminin Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem, Halk TV ile aralarındaki yayın anlaşmasını iptal ettiklerini açıklamıştı.

O zaman ben de CHP’nin Halk TV ile “reklam, kampanya videoları yayınlama, grup ve basın toplantılarının canlı yayınlanması anlaşması”nı etik açıdan eleştirirken, 5 TV kanalı, 3 radyo, 18 gazete ile de benzer anlaşmaları olduğunu yazmıştım.

Kılıçdaroğlu dönemindeki bu anlaşmalar, Özgür Özel döneminde de devam etti mi, ettiyse nasıl anlaşmalar yapıldı; tek tek açıklanmalı. Ancak gazetecilere bireysel ödemeler yapıldığına dair kanıt olmadan böyle iddiaları ortaya atmak, haksızlık.

AKP’li belediye ve kamu bankalarının AKP medyasını finanse etmesinden ve muhalif medyaya uygulanan reklam ambargosundan söz etmeden bunları konuşmak da adil değil.

Üstelik Yeni Akit’in gazetecileri suçlarken dayanağı “belirtiliyor” ve “öğrenildi”den ibaret. Bu da gösteriyor ki, ellerinde yeterli kanıt yok. Buna rağmen attıkları başlık ve haberin üslubu, bırakın gazetecilik ilkelerini, ahlaki açıdan sorunlu bir davranış.

Barış Yarkadaş da “…alıyormuş”, “…ödeniyormuş”, “…ayrılmış” diye yazıyor paylaşımında. Bu da belgelere değil, söyleme dayanan bir aktarım. Nitekim kendisi de “Faturalar bugün yarın ortalığa dökülür” diyerek elinde belge olmadığını dile getiriyor.

Gazeteci, değil meslektaşlarını, hiç kimseyi somut bilgi ve belgeye dayanmadan töhmet altında bırakmamalı. Ancak bir konuyu daha konuşmalıyız. Barış Yarkadaş, gazeteci midir?

Barış Yarkadaş’ın politikacı kimliği gazeteciliğinin önüne geçti. Ekran konuşmalarında ve paylaşımlarında gazetecilik nesnelliği yok. CHP Genel Merkezi önündeki mitingte de görüldüğü gibi parti içindeki kavgada da taraf konumunda, hem de aktif bir taraf. Elbette kendi bilir ama ekranda gazeteci olarak sunulması ve gazeteciliğin araç haline getirilmesi yanlış…”

Siyasi risklerin ekonomik maliyeti-Prof. Dr. Sevda Demiralp (Dünya)

Bayramdan hemen önce, Ana­yasa Mahkemesi, CHP kurul­tayı hakkında mutlak butlan ka­rarı verdi. Alınan kararın yargının bağımsızlığına bir tehdit olarak algınaması ekonomik istikrar açı­sından kritik bir tehdit unsuru­dur.

Bu sebeple ilk tepkiyi ,aşina olduğumuz şekilde, yabancı ser­maye çıkışı ile gözlemledik. BIST 100 endeksi kararın açıklanması­nın ardından yüzde 6 değer kay­betti. Döviz kurunda sert bir ta­lep artışı yaşandı. Gösterge tahvil faizi yüzde 44,24’e tırmandı. CDS primi yaklaşık 20 baz puan arta­rak 261 baz puana yükseldi.

Akabinde bildik mekanizma­lar devreye girdi. Bloomberg kay­naklarına göre TCMB’nin haberin ardından ilk yarım saatte 6 mil­yar dolar rezerv satışı yaptığı di­le getirildi. Türkiye Varlık Fonu yoğun alımlarla borsadaki düşüşü sınırladı. Haftanın sonuna gelin­diğinde BIST 100 yüzde 4,9 yük­selişle 13.808’den kapandı, do­lar kuru 45,70 civarında tutundu. Resmi tablo görece sakin görünü­yor. Ancak bu sakinliği bir iyileş­me işareti olarak okumak, mak­yajla renklendirilmiş bir yüze ba­kıp “yüzünde renk var, demek ki sağlıklı” demeye benziyor.

Söz konusu göstergelerin, serbest piyasanın oluşturduğu fiyatlar ol­madığını akıldan çıkarmamak ge­rek. 2021 sonrası dönemde net bir şekilde gözlemlediğimiz gibi, finan­sal piyasalardaki sert düşüşler, ka­mu kurumları eliyle dizginlenebili­yor. Dolayısıyla bu tür barometrele­re bakıp “siyasi şoklar gelip geçiyor, çok da bir şey olmuyor” demek, me­todolojik olarak son derece hatalı bir çıkarım olur. Uzunca bir süredir finansal piyasalarda gözlemlenen fiyatların, denge fiyatı değil; müda­hale fiyatı olduğunu biliyoruz. Kal­dı ki siyasi şokların ve politika ha­talarının yarattığı ekonomik hasarı değerlendirmek için kısa vadeli fi­nansal göstergelere değil uzun va­deli makroekonomik göstergelere bakmak doğru olacaktır.

Peki asıl tablo nerede görünü­yor? Kısa vadeli müdahaleye di­rençli olan makroekono­mik göstergeler, finan­sal göstergelerin tersine yaşanan şokların gerçek ekonomik maliyetlerini gözler önüne seriyor.

Grafik bunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Son yirmi yıllık döneme bakıldığında işsizlik hiç­bir yıl yüzde sekizin altı­na inmedi. 2018 sonrasında enf­lasyon yüzde yirminin altına düş­medi; 2022’de yüzde seksen beşi aşan resmi rakamlar, hissedilen enflasyonu yansıtamadı bile. Risk primi son yıllarda 200 baz puanın altına hiç gerilmedi. Büyüme ora­nı son dört yılda yüzde üç buçu­ğun üzerine çıkamadı.

Bu tablo tesadüf değil, birikim­li bir hasarın belgesidir. Her siyasi şok, her politika hatası, ertelenmiş her reform bu göstergelere iz bı­rakmakta ve sürdürülebilir büyü­meyi aşağı çeken, kalıcı ekonomik hasar olarak geri dönmektedir.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Tartışma kültürü neden çöktü?
Sonraki Makale Kılıçdaroğlu-BirGün kavgası

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Sinan Cemgil kimdir?

Medya Günlüğü
1 Haziran 2026
GünlükManşet

Kılıçdaroğlu-BirGün kavgası

Medya Günlüğü
1 Haziran 2026
Köşe YazılarıManşet

Tartışma kültürü neden çöktü?

Metin Duyar
1 Haziran 2026
ManşetMG Özel

Mayıs ayında çok okunanlar

Medya Günlüğü
1 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?