Pazartesi, 18 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 18 Mayıs 2026 07:02
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar-Barış Terkoğlu (Cumhuriyet)

“Dışişleri bugünlerde bir krizi konuşuyor. Hayır, kastettiğim İran savaşı ya da AB meselesi değil. Bir inşaat meselesi. Dışişleri’nin inşaatla ne krizi olabilir diyebilirsiniz.

Anlatayım.

Türkiye’nin Kazakistan’daki Astana Büyükelçiliği için 20 yıl önce kançılarya, ikametgâh ve memur konutu inşaatı yaptırmaya karar verildi. Açılan ihalenin sonunda Yapı Uluslararası İnşaat AŞ ile 2007’de sözleşme imzalandı. Sözleşme, daha sonra eklenen inşaatlarla beraber yaklaşık 31 milyon dolardı. 

Her şey yolunda görünüyordu. Astana’da inşaat başladı, ilerledi.

Devir FETÖ devriydi. Dışişleri’nde, özellikle Orta Asya’da örgütün etkisi vardı. Konuştuğum şirket yetkilisi Muzaffer Nişancı’nın anlattığına göre; inşaata gelen bürokratlar, şirketten FETÖ’nün bölgedeki okullarına parasal yardım istedi. Şirket “Hayır” demedi. Sonuçta isteyen, devletin görevlileriydi. Ancak para vermek yerine varsa çocukların ihtiyacını karşılarız yanıtını verdiler. Nişancı’nın anlattığına göre bu yanıt pek hoş karşılanmadı.

İnşaat ne oldu derseniz…

Sözleşmeye göre şirketin hak edişleri 10 ayrı parça halinde ödenecekti. Ancak 2009’dan itibaren ödemeler yapılmamaya başlandı. İnşaat ilerliyordu ama şirket Dışişleri’nden para alamıyordu. Resmi raporlara göre inşaat yüzde 96.4’üne kadar geldi. Ancak Dışişleri ile aralarında yaşanan gerilimin sonunda maaşları bile ödeyemez hale geldiler. Peyzaj işlerini tamamlayamadılar.

Bu arada Dışişleri kalan yüzde 3.6’lık inşaat için Fettah Tamince’ye ait Sembol İnşaat ile anlaştı. Yapı İnşaat’ın yetkilisi Nişancı, “Bizim 300 bin dolara bitireceğimiz işe 3 milyon dolardan fazla para ödendi” diyor. Malum, kendisinin de sıkça söylediği gibi, o dönem Tamince’nin Fethullahçılar ile yakın ilişkisi vardı. Dışişleri’nden alınan para nereye gitti haliyle bilmiyoruz.

Ancak Yapı İnşaat ile Dışişleri arasındaki kriz bitmedi. Şirket, inşaatın yüzde 96.4’ünü tamamladığını söyleyerek Dışişleri’nden yaklaşık 15 milyon dolarlık alacağının peşine düştü.

Bakanlık nezdinde girişimde bulundu.

Evraklara bakıyorum.

Önce inşaatın 89 gün geciktiği tartışması yaşanmış. Sayıştay 18 Haziran 2013 tarihinde istenen fazla işler nedeniyle gecikmenin normal olduğuna karar vermiş. Kullanılan malzemenin doğru olup olmadığı tartışması resmi mühendis raporu ile bitmiş. Şirketin Kazakistan’da Ziraat Bankası’na borcunun olduğu iddiası da Ziraat Bankası’nın borcu yoktur belgesi ile sonlanmış.

Dışişleri’nin “Biz ödeyeceğimizi ödedik” demesi, hesapları da açmaması üzerine olay mahkemelik olmuş.”

Kütahyalı: Kredi kartımdan çekildi Savcılık: Hesabında 50 milyon lira var-Aytunç Erkin (Nefes)

“SORU: Tarafınıza gönderilen bu paraların kim veya kimler tarafından, hangi ilişki kapsamında gönderildiğini açıklayınız. Bu paraların kaynağı nedir? Söz konusu şahısları ve şirketleri tanıyor musunuz? Tarafınıza gelen bu paraları ne amaçla aldınız, nerede kullandınız ve sonrasında herhangi bir kişiye veya hesaba aktardınız mı?

RASİM OZAN KÜTAHYALI: Ben 2017-2020 yılları arasında işsizdim ekranlara çıkamıyordum ve bu sebeple gelirim sıfırlandı ve kredi kartlarıma çok borcum birikti ve bir yakınımın tavsiyesi üzerine ‘Sen neden bu kadar faiz ödüyorsun git perpaya kartından para çektir düşük faizle öde bu şekilde kredi kartlarını döndür’ dedi. Bende maddi zorlukta olduğum bana mantıklı geldi ve perpada araştırmada yaptığımda bu işleri yapan resmi iş yeri vardı bende bu iş yerlerinden birisine gittim ve bu zamanla bu Mehmet Güneş ve Servet isimli şahıslara tanıştım bu şahıslarla güven oluştu ve bende kredi kartımı bilgilerimi vererek kartımdan para çekildi ve benim hesabıma aktarıldı. Bu gelen para bana ait benim kredi kartımdan gelen paradır. Kesinlikle bir başkasına veya ödeme kuruluşuna ait bir para değildir. Para birçok kez çekildiği için meblağ yüksek gözükmektedir. Hesabımdan kesinlikle Mehmet Güneş hariç bir başka bir kimseye para çıkışı olmamıştır.

Rasim Ozan Kütahyalı’nın 244 sayfalık ifadesinde verdiği bu yanıt dışında sorulan onlarca soruya- ki hepsi şema biçiminde ve MASAK raporundan- verdiği tek bir yanıt dikkat çekiyor:

“İfademde belirttiğim gibi kredi kartımdan para çekilmesi sonucu tarafıma gönderilmiş olduğu bana ait para tutarlarıdır. Bu şekilde kredi kartı borçlarımı döndürüyordum. Buradaki şahısları ve firmaları tanımıyorum bilmiyorum. Kredi kartımın ekstreleri incelendiğinde hepsinin tarihsel olarak açıklamaları olacaktır.”

Evet…

Adana merkezli 21 ilde düzenlenen ‘Yasa dışı bahis’, ‘Nitelikli dolandırıcılık’, ‘Rüşvet ve kara para aklama’ suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan, aralarında gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı’nın da olduğu 154 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Kütahyalı, sorgusunda, “Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok” dedi.

Rasim Ozan Kütahyalı’ya sorulan sorulardan önce “sistemin” nasıl işlediği de şöyle anlatıldı:

– Suç örgütünün ülkemizde phishing (oltalama) amaçlı kurulan sahte web siteleri üzerinden dolandırılan vatandaşların banka kartlarından çekilen paralar için ve yüzlerce yasadışı bahis ve kumar sitesinden gelen paralar için “PANEL” olarak tabir edilen sistemler üzerinden bu paraların “KASALARININ” tutulduğu…

– Ayrıca bu yasadışı bahis sitelerine öz çekim (selfie) ve kimlik bilgileri ile üye olan kullanıcıların bu sitelere ödeme yaparken kullandığı sistemlerin ise suç örgütünün “e-para/ödeme kuruluşları, bankalar vb.” firma yetkilileri ile yaptığı %’lik komisyonlar karşılığında temin ettikleri sanal POS cihazları başta olmak üzere çeşitli takibi zor olan ödeme seçeneklerinin sunulduğu…

– Bu “e-para/ödeme kuruluşları, bankalar” yapılan anlaşmaların örgütün “e-pin, oyun parası” amaçlı kurulmuş paravan şirketler üzerinden yapıldığı ve Açılım Bilgi Teknolojileri, Atlantik Global, Efixsoft Bilgi Teknolojileri, Kartalsoft, Avensis, Semerkand vb. çok sayıda paravan şirket üzerinden aklama ağının kurulduğu…”

İmamoğu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir: Casusluk davası beraatle sonuçlanır, İBB davası hiçbir zaman sonuçlanmaz; Ekrem Bey rejimin hedef alındığını düşünüyor-Cansu Çamlıbel (T24)

“Malumunuz İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına yönelik yargılamalar yaklaşık iki buçuk aydır sürüyor. Ekrem İmamoğlu ve Necati Özkan’ı bir kez daha tutuklatan ve gazeteci Merdan Yanardağ’ı da Silivri’ye gönderen “Casusluk” davasının duruşmaları ise geçen hafta başladı. 11 Mayıs’taki ilk duruşmayı ben de izledim, üst üste oturduğumuz salondaki herkes gibi ben de hayretler içinde kalarak onlarca soru işaretiyle ayrıldım Silivri’den. Davanın açılmasına savcılık ifadeleriyle dayanak oluşturan Hüseyin Gün’ün ise aylardır medyada tasvir edilmeye çalıştığı gibi “tuhaf” ya da “dengesiz” biri olmadığı izlenimindeyim. Ancak kendisinin istihbaratçı olup olmadığıyla ilgili herhangi bir mevzu varsa bunun İmamoğlu’ndan ziyade devleti yönetenleri ilgilendiren bir konu olduğu duruşmalarda açık biçimde ortaya çıktı.  

“Casusluk” davasının kafa karıştıran kurgusunu, İBB davasındaki gidişatı, Ekrem İmamoğlu’nun süreçteki psikolojisini ve tüm bu davalarla hedeflenen şeyin ne olduğunu en net yorumlayabilecek kişilerden biri İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir şüphesiz. Bu ismi gören pek çok kişinin şaşıracağını düşünüyorum zira kendisi kamuoyunda neredeyse hiç görünmeyen bir avukat. Ve bu bizim hiç de alışık olduğumuz bir tavır değil, özellikle de siyasi davalarda.  

Aslında Hasan Fehmi Demir, İmamoğlu’nu tek başına değil Fikret İlkiz, Tora Pekin ve cezaevinde tutuklu bulunan Mehmet Pehlivan ile birlikte savunuyor. Kuvvetli bir kolektif çalışma içindeler. Zaten İmamoğlu hakkında o kadar çok dava var ki tek bir avukatın hepsine yetişme ihtimali yok. Mesela geçen hafta Hasan Fehmi Demir ve Fikret İlkiz casusluk duruşmasındayken, Tora Pekin İBB duruşmasını takip ediyordu.  

Hasan Fehmi Demir, casusluk davasında Hüseyin Gün’ün mahkeme salonunda ismini zikrettiği AKP’li siyasetçileri ve sunduğu yetki belgesinin altında imzası olan Fuat Oktay’ı kendileri açıklama yapmamaları durumunda ‘tanık’ olarak çağırabileceklerini söyledi. Tam da bu yüzden şu anki MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Hüseyin Gün’le o meşhur toplu fotoğrafta yer alan kişilerden birini hatırlatmam gerekiyor.  

Bugüne kadar medyaya hiç konuşmayan Hasan Fehmi Demir muhtemeldir ki yakın zamanda bu kadar detaylı bir mülakat daha vermeyecektir. Ancak burada dile getirdiği öngörülerin Türkiye’nin siyasi tarihi içinde bir yere denk düşeceğini görmek için on yıllar beklememize gerek olmayacak. Fehmi Bey’i dinlerken sıkıştırılmış siyasi takvimlere ayarlı hukuki kurguların eninde sonunda çözülüp boşa düştüğü örnekleri hatırladım. Zaten Hasan Fehmi Demir de bu davaların “sürdürülebilir” olmadığını savunuyor. Ona göre İmamoğlu ve arkadaşlarını özgür kılacak şey belli; halk desteği.  

-Ekrem İmamoğlu’nun avukatları olarak sizleri kamuoyuna açıklamalar yaparken pek görmüyoruz. Bu Türkiye toplumu olarak çok alışık olduğumuz bir durum değil. Tüm ülke gözünü kulağını bu davalara dikmişken mahkeme salonu dışında fazla görünür olmama tercihinizin bir nedeni var mı? Bu sizin ilk “siyasi dava”nız değil ama kamuoyu bunu da fazla bilmiyor. Yakın tarihte savunmasını üstlendiğiniz diğer davaları hatırlatır mısınız?  

Medyada pek görünmediğim doğrudur. Bunun birden çok nedeni var. Aslında bu biraz bilinçli bir tercih. Mesleki faaliyet alanlarımız bellidir, medya bu alanların istisnasını oluşturur. Avukatlar her ne kadar mahkemelerle kamuoyu arasında bir köprü niteliği de taşısa iletişimcilerin görevini üstlenmeleri gerektiğine inanmıyorum. Hiç inanmadım bugüne kadar. Öte yandan az sayıdaki gazeteci ve kurumu bir yana bırakacak olursak, günümüz medyasının gerçeklerden çok sansasyona önem verdiğini söyleyebiliriz. En çok bağıranın “haklı olduğuna” inanılan bir ortam.  

Siyasi dava geçmişim bakımından ise şu kadarını söyleyebilirim; politikanın hukuk eliyle çözüm aradığı davalar bakımından ülkemiz pratiği çok zengindir. Bu pratik içerisinde benim de birçok davayı üstlendiğim olmuştur.  
 
-Siz söylemeyeceksiniz, ben hatırlatayım o halde okuyucularımız için; Gezi Davası, Balyoz, Ergenekon’da, Çağdaş Hukukçular… 
 
Evet. Saydığınız ve daha birçok davada müdafi olarak bulundum.”

Demokrasi yoksa ilkeli gazetecilik olamaz mı?-Faruk Bildirici (BirGün) 

“Kemal T. adıyla mail gönderen bir okur, “Demokrasinin olmadığı yerde gazetecilik ilkeleri de olamaz” diyerek eleştirdi beni:

“Hâlâ anlayamadınız! İslamcılar demokrasi tramvayından indi. Demokrasiyi rafa kaldırdılar. CHP’ye karşı savaş hukuku uyguluyorlar! Ve siz hâlâ gazetecilik ilkeleri ‘falan’ diyorsunuz. Siz hâlâ sanki demokratik bir rejimde yaşıyormuşuz gibi anlamsız yazılar yazıyorsunuz.”

Böyle düşünen başkaları da olabilir, anlatayım. Ben okurun savunduğunun aksine, gazetecilik ilkelerinin her zaman gerekli ve geçerli olduğuna, hatta demokrasinin bugünkü gibi ağır saldırı altında olduğu koşullarda daha da büyük önem kazandığına inanıyorum.

İlkeli gazetecilik iyi gazeteciliktir bana göre. İyi gazetecilik de insanları doğru, eksiksiz bilgilendirir. Gerçeği bilen insanlar, demokrasi ve özgürlük için mücadele edebilir. O yüzden de demokrasi ve özgürlüklere düşman olanlar aynı zamanda gerçeğin de düşmanıdırlar; ilkeli gazetecilik değil, yandaş gazetecilik isterler; gazeteciliği kontrol altına almaya çalışırlar.

Siyaset bilimci Prof. Dr. Murat Somer de sosyal medyada “Doğru bilgilenen halk demokrasiyi ve hukuk devletini seçecektir” diyerek tam da bu noktaya dikkat çekiyordu:

“Bunu söylersek muhalefeti yaralar, muhalif seçmeni ümitsizliğe sevk eder’ kaygısı demokrasiye ve muhalefete iyilik yapmıyor.”

İşte benim çabam da bu. Gazetecilerin görevi, insanları doğru ve eksiksiz bilgilendirmektir. İyi gazeteci, yazdığının, söylediğinin kimin hoşuna gidip gitmeyeceğine bakmaz. İyi gazetecilik için de eleştiri ve özeleştiri şarttır.”

TCMB’nin hesapları petrolün ortalama 89 dolarda kalmasına bağlı-Alaatin Aktaş (ekonomim.com)

“Merkez Bankası yılın ikinci enfl asyon raporunda 2026 ve sonraki iki yılın enfl asyon tahmin ve hedefl erini revize ederken hiç kuşku yok ki bir dizi değişkeni göz önünde bulundurdu. Bunların başında da bazı temel ham maddelerin fiyatında ortaya çıkan artışlar ve bundan sonraki dönemin fiyat seyri geliyor. Bu maddelerin en önemli olanı da tabii ki ham petrol. Doğal olarak ham petrol fiyatı, petrol ürünü fiyatlarının da temel belirleyicisi…

Merkez Bankası yılın ilk enfl asyon raporunda bu yılın ortalama ham petrol fiyatını 60,9 dolar olarak öngörmüştü. İkinci raporda ortalama fiyat öngörüsü 89,4 dolara çıkarıldı. Neredeyse yüzde 50’lik bir artış var.

Peki Merkez Bankası’nın bu yeni fiyatı gerçekçi mi, değil mi?

Bu soruya yanıt verebilmek için aslında ya falcı olmak gerekir ya da Trump’ın planlarının ne olduğunu bilmek.

Merkez Bankası’nın bu yılın tümündeki petrol fiyatı öngörüsünün 89,4 dolar olduğunu biraz önce belirttim. Yıl ortalamasındaki fiyatın bu düzeyde oluşması bir varsayıma bağlı. Gelin şimdi o varsayımın ne olduğuna bakalım…

Yılın ilk dört buçuk ayındaki ortalama Brent petrol fiyatı yaklaşık 90 dolar oldu. İlk iki ay 60 dolarlar düzeyinde geçildi, martta 100 dolar aşıldı, nisan ortalaması 117 dolar civarında oluştu, bu ayın ilk yarısındaki fiyat ise yaklaşık 106 dolar oldu. Bu şekilde dört buçuk ayın ortalaması
90 dolar düzeyinde oluştu.

Buna göre yılın kalan yedi buçuk ayındaki ortalama fiyat 89 dolar olursa Merkez Bankası’nın yılın tümü için öngördüğü 89,4 dolarlık ortalama fiyat gerçekleşecek.

Bu 89, yılın kalan yedi buçuk ayı için öngörülen ortalama fiyata ilişkin 89.

Petrolün mayıs ayı ortalaması 106 dolar, son fiyat ise 109 dolar.

Yani mayıs ortalamasından 89’a inmek yüzde 16’lık, son fiyat olan 109’dan 89’a inmek ise yüzde 18’lik bir ucuzlama gerektiriyor.

Savaşın seyrine bağlı olarak 89’a da inilebilir, daha aşağıya da ama işte ne zaman ne olacağı bilinemiyor ki. Bu yüzden de Merkez Bankası’nın “Yılın kalan yedi buçuk ayında beklediği 89 dolarlık ortalamaya bağlı olarak yılın tümü için öngördüğü 89,4 dolar gerçekçi” de denilemiyor, “Gerçekçi değil” de… Çünkü petrol fiyatı 89 dolara ya da daha aşağıya gelebileceği gibi şimdiki düzeylerde bir ortalamaya da oturabilir.

Yıl sonuna kadarki ortalama fiyat 89 dolar değil de örneğin 100 dolar olursa yılın ortalaması 96 dolar düzeyinde oluşur. Daha kötü senaryoda kalan yedi buçuk aydaki ortalama fiyat 110 dolar olursa yılın tümündeki ortalama 102 doların üstüne çıkar.

Merkez Bankası’nın öngördüğü 89,4 dolarlık ortalama fiyata göre oluşacak her fark, 2026’ya ilişkin bir dizi hesabın fena halde bozulması demek.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Savaşta sürpriz değişim
Sonraki Makale Bir diploma bir sessizlik

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Rasim Ozan Kütahyalı kimdir?

Medya Günlüğü
18 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Bir diploma bir sessizlik

Metin Duyar
18 Mayıs 2026
GünlükManşet

Savaşta sürpriz değişim

Medya Günlüğü
18 Mayıs 2026
EditörGünlük

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
18 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?