Pazartesi, 4 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 4 Mayıs 2026 07:44
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Fenerbahçe maçıyla veda eden komutan-Barış Terkoğlu (Cumhuriyet)

“Baş ağrısı sandığımız belki de ayağımızın nasırındandır. Açıkçası ben bile haberi anlatırken şaşırdım. Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanı Tümgeneral Mete Kuş, üsteki arkadaşlarına veda mesajı yollamıştı. Mesajında “En büyük mutluluğum hiçbir arkadaşımın zarar görmemiş olmasıdır, tüm çabam bunaydı” ifadesini kullanmıştı. Bir kırgınlığın ipucu gibiydi.

Aslında tamamı okunduğunda bir şeyler olduğu belliydi. Zira “Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na görevlendirildim” diyordu. Bölgede kan gövdeyi götürürken, ortada YAŞ’ın olağan seyri yokken Türkiye’nin en önemli üssünün komutanı kızağa çekilmişti. Haliyle ortada sıradışı bir durum vardı.

Geçen salı Onlar yayınında bu konuya dair TSK’de konuşulanları anlattım. Mete Kuş’un Konyaspor ile sıradışı bir ilişkisi vardı. 21 Nisan tarihindeki Fenerbahçe maçında, sosyal medyaya, stadyum üzerinden geçen uçak ve helikopterler yansımıştı.

Aynı anda saha kenarına, F-16 fonlu “Göklerin kartallarından çimlerin kartallarına başarılar” yazan bir pankart asılmıştı. Öte yandan 12 Nisan’da, yerel medya TV42’de, “Konya 3. Ana Jet Üssü Komutanlığı, Konyaspor-Fatih Karagümrük maçı öncesinde stadyum önünde 25 bin kişilik lokma dağıtımı gerçekleştiriyor” şeklinde haber yayımlanmış, Mete Kuş’un taraftarı selamlayan görüntüleri haberde yer bulmuştu.

İşte o yayında, komutanın Konyaspor bağlantılı bir dizi olay nedeniyle görevden alındığının konuşulduğunu açıkladım. Aslında Milli Savunma Bakanlığı’nı da resmi bilgiye yer vermek için ısrarla aradım. Ama sonuç alamadım.

Meselenin ilginç yanlarından biri şuydu. Mete Kuş, popüler bir isimdi. İktidar ile yakın ilişkisi ile biliniyordu. 30 Ağustos’ta Erdoğan’ı selamlayan ama Atatürk’ü anmayan bir videosu dolaşmış, çok eleştirilmişti (Öğrendim ki o metni bakanlık iletmiş, kendisi sadece okumuş). İktidar medyasında Erdoğan’ın uçağına refakat ettiği, Erdoğan’ın ondan “bizim Mete” diye bahsettiği şeklinde haberler yer almıştı. Bu kadar popüler bir ismin görevden alınmasının kimse tarafından konuşulmaması garipti.

Olayı ortaya çıkardıktan sonra adeta Mete Kuş savaşları yaşandı. Komutanın özel ilişkisinin olduğu Yeni Şafak manşetten Kuş’a sahip çıkarken Bakanlık aynı gün yaptığı açıklamayla Kuş’un “disiplinsizlik” nedeniyle görevinden alındığını duyurdu. Öte yandan eski AKP MKYK üyesi Şamil Tayyar, parti içindeki kulisleri aktararak Kuş’un görevden alınmasının doğru olduğunu söyledi.

Olan bitenden sonra taraflarla konuştum, aktarayım.

Önce şunu söyleyeyim. Hemen herkes Kuş’un görevden alınmasının sıradan bir tasarruf olmadığı, Kuş’un Erdoğan’ın oluru olmadan görevden alınamayacağı konusunda hemfikir. Nitekim anlatılanlara göre, Bakan Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı ile Mete Kuş konusunu görüştü. Kuş, Saray’ın da onayıyla merkeze çekildi.

Butlan artık “Hukuk” değil “Zamanlama” meselesi!-Deniz Zeyrek (Nefes)

“CHP’nin 38. Kurultayının sonuçlarının iptal edilmesi (çağrı heyeti atanması-kayyum) ya da kurultayın yok sayılması (butlan-eski yönetimin yeniden göreve getirilmesi) konulu dava dosyası Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nde (İstinaf) bekliyor.

Ankara’daki yerel mahkeme böyle bir karara yer olmadığı kararı vermişti.

İstinafın normalde bu kararı onaylaması gerekiyor. Zira, (sonrasındaki iki olağanüstü kurultayı saymıyorum dahi) CHP’de 39. Olağan Kurultay yapıldı. CHP üyeleri mahalle delegelerini, mahalle delegeleri ilçe delegelerini, ilçe delegeleri il delegelerini, il delegeleri de kurultay delegelerini seçti. Peşi sıra kurultay delegeleri de Genel Başkan ile Parti Meclisi’ni belirledi. Bu süreç, seçim yargısının denetiminde gerçekleşti ve herhangi bir itiraz gelmedi.

(Butlan kararıyla ya da kayyum olarak CHP’nin başına gelmek isteyenlerin pek ala 39. Kurultay’da aday olup CHP üyelerini ikna edip mahalle, ilçe, il ve kurultay seçimlerini kazanma şansı vardı. Zaten kayyum ya da butlanla gelecek yönetimin ilk yapması gereken de sıfırdan-mahalle delegelerinin üyeler tarafından belirlenmesiyle başlayan- bir kurultay yapmak olacak.)

Hal bu kadar netken, biz niye hala “butlan olacak mı olmayacak mı?” sorusuna cevap arıyoruz?

Sebebi açık:

Birçok alanda olduğu gibi bu alanda da hukuk işlemiyor.

CHP yolsuzluk operasyonlarıyla birlikte butlan/kayyum tehdidiyle de sıkıştırılıyor.

AK Parti’deki siyasetçiler, hükümetin ekonomi kanadı butlan/kayyum kararı çıkması halinde ülkeye çıkacak faturanın da farkında ama Cumhurbaşkanlığı Sarayındaki butlan/kayyum isteyenler bunları umursamıyor.

Onlar kendi istikballerine odaklanmışlar.

Şöyle düşünün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçimleri kaybederse, hali hazırda Saray’da görev yapan bine yakın danışman, kamudaki üst düzey bürokratlar ne yapacak?

Hepsi işsiz kalacak.”

Cumhuriyet ve Kırıkkanat krizi yönetemedi-Faruk Bildirici (T24)

“Mine Kırkkanat’ın CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “Kripto kılıç artığı” paylaşımı sorunluydu. “Kılıç artığı”, Aleviler ve azınlıkları yaftalayan, onur kırıcı bir tanımlamaydı. “Kripto” da Kılıçdaroğlu’nu aşağılayan, suçlayan, hakaret içeren bir yaklaşımdı.

Bu paylaşımına gelen tepkilerin ardından ne Kırıkkanat, krizi doğru yönetebildi ne de Cumhuriyet. Kırıkkanat’ın, en baştan iki muhatabından da özür dilemek yerine, “…Kemal Kılıçdaroğlu’nun soyadına gönderme yaptığım ‘kılıç artığı’ söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum” diyerek sadece Alevilerden özür dilemesi yetersizdi.

Cumhuriyet Yönetim Kurulu’nun açıklamasında da yayın ilkeleri anımsatıldı, ama Kırıkkanat’ın paylaşımına ilişkin açıkça tavır alınamadı. Böyle olunca da Kırıkkanat, yazılarına ara verdiğini ilan etmek zorunda kaldı; Cumhuriyet’te de bir başyazı yayımlandı. Fakat bu başyazıda da yine Kırıkkanat’ın adı anılmadan “bireysel bir hatadan ötürü Cumhuriyet’in Alevilere dönük tarihsel içtenliğinin yok sayılmasının adil olmadığı” vurgulandı; Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerine dair hiçbir şey söylenmedi.

Kırıkkanat, üç gün sonra Kılıçdaroğlu’nu aradı ve ardından “Kendisi hakkında yaptığım talihsiz paylaşım için içtenlikle özür diledim. Gösterdiği olgunluğa minnettarım” dedi de kriz öyle noktalandı.

Kuşkusuz Kırıkkanat, görüşlerini hakaret etmeden dile getirebilmeliydi. Ancak Kırıkkanat’ın hakaretleri, ona da Mahmut Övür’ün “insan artığı”, Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in de “ahlaksız, hain, gazeteci müsveddesi” demesine haklılık kazandırmaz.

Bir yazara, sözlerinden ötürü ceza soruşturması açılması da kabul edilemez. Yanlışın yanıtı soruşturma değil, doğruların anımsatılmasıdır. Kaldı ki, yazılarına ara vermesi de bir ceza.”

Güç birliği zorunluluğu-Fikret Bila (halktv.com.tr)

“Mevcut sistem, cumhurbaşkanı seçilebilmek için yüzde “50 artı 1” oy almayı zorunlu kılıyor.

Bugün iktidarı oluşturan partilerin de muhalefetteki partilerin de tek başına söyle bir oy oranına ulaşması mümkün değil.

Bu durum cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidar partilerinin de muhalefet partilerinin de güç birliği yapmalarını zorunlu kılıyor.

Adına ister “güç birliği” ister “ittifak” ister “dayanışma” denilsin partilerin bir aday üzerinde uzlaşmaları gerekiyor.

İktidar partileri AK Parti ve MHP’nin, önümüzdeki seçimlerde de güç birliği yapacakları açık.

İktidarın başlattığı çözüm sürecinin amaçlarından birinin cumhurbaşkanlığı seçiminde DEM Parti seçmeninin desteğini almak olduğu da biliniyor.

Yerel seçimlerden birinci parti olarak çıkan CHP’nin de cumhurbaşkanı adayını seçtirebilmesi için diğer muhalefet partileriyle güç birliğine yönelmesi zorunlu.

Bu güç birliğinin partiler arasında resmi bir ittifakla veya seçmen nezdinde oluşturulacak bir uzlaşmayla sağlanması gerekiyor.

Bunun ilk adımı muhalefet partilerinin ortak hedeflerde buluşmaları olmalı.

En geniş ortak paydanın temelini bugünkü cumhurbaşkanlığı-hükümet sisteminden yeniden demokratik parlamenter sisteme geçiş oluşturabilir.

Bu temel üzerinde mevcut sistemi onaylamayan muhalefet partilere ortak hedefler belirleyerek yola çıkabilirler.

Cumhurbaşkanlığı-hükümet sistemi yasama ve yargı denetimini etkisizleştirirken bütün yetkilerin yürütme erkine verildiği bir sistem.

Bu sistem yerine yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsızlığının ve tarafsız yargı denetiminin sağlanması ortak hedeflerin başında olmalıdır.

Bu hedef aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin hayata geçirilmesi hedefini de kapsar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” niteliklerinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi de bu niteliklerle sorunu olmayan muhalefet partilerinin ortak hedefi olmalıdır.

Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında ekonomik kriz, dolayısıyla geçim derdi geliyor.”

Kavga, Erdoğan’ın ön bahçesine indi-Yaşar Aydın (BirGün)

“Kavga artık sadece kapı eşiğinde değil; doğrudan Erdoğan’ın ön bahçesine, iktidarın kalbine indi. AKP sermayesi, uzun süredir halı altına süpürülen krizini artık medya üzerinden, herkesin gözü önünde birbirine vurarak dışa vuruyor. Bu şiddetli çatışmanın son bir ayda zirve yapmasının elbette birden fazla sebebi var. Ancak en temel neden; iktidarın yaşadığı bariz güç kaybı ve bu kaybın yarattığı paylaşım telaşıdır.

Meselenin özündeki o derin uçurumu anlamak için, Türkiye’deki gelir dağılımının ne boyuta ulaştığını gösteren küresel raporlara bakmak yeterli. Knight Frank tarafından yayımlanan “The Wealth Report 2026” verileri, Türkiye’deki ekonomik dönüşümün sarsıcı bir portresini çiziyor: Ülkede 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93,5 gibi devasa bir oranda arttı . Bugün Türkiye’de 4 bin 208 kişi, 30 milyon doların üzerinde bir serveti yönetiyor. Yaklaşık çeyrek asırdır Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye, ultra zenginlerin en hızlı arttığı dünya üçüncüsü konumuna yükselmiş durumda.

Bu tabloyu sadece bir “başarı” ya da “zenginleşme” verisi olarak okumak hata olur. Bu verilerin siyasal ve toplumsal bir çıktısı var. Birilerinin dünya zenginler listesine hızla tırmanması, AKP içindeki kavgayla doğrudan ilintili. Zira her yeni zengin, kısıtlı kaynakların yağmalanmasında “yeni bir ortak” anlamına geliyor. Bu durum, AKP’nin yarattığı ve artık doymak bilmez bir yapıya bürünen “zengin güruhunu” ciddi şekilde rahatsız ediyor.

Yandaş medyanın tamamı; Yeni Şafak’tan Hürriyet’e kadar, sadece gazete kâğıdından ibaret değil. Bu yapıların her birinin arkasında farklı iş kollarıyla iştigal eden patronlar ve iktidar içindeki farklı sermaye klikleri var. Bugün medya üzerinden yürütülen tartışmalar ve Erdoğan’a verilen mesajlar “mal paylaşımı” savaşının birer dışavurumudur.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Trump’a davet yok!
Sonraki Makale Çalışarak zengin olunur mu?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Orta gelir tuzağının yeni gerçeği

Yıldırım Aktuğan
4 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Çalışarak zengin olunur mu?

Metin Duyar
4 Mayıs 2026
GünlükManşet

Trump’a davet yok!

Medya Günlüğü
4 Mayıs 2026
GünlükManşet

Kim bu Husiler?

Medya Günlüğü
4 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?