Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 29 Ocak 2026 19:27
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

IŞİD’e Irak görevi-Mehmet Ali Güller (Cumhuriyet)

“Suriye Savunma Bakanlığı’nın SDG’yle ateşkesi 15 gün uzattığını belirttiği açıklamasında dikkat çeken bir gerekçe vardı: “ABD’nin IŞİD’li tutukluları SDG kontrolündeki hapishanelerden Irak’a taşıma süreci sebebiyle ateşkes süresi uzatıldı.” (AA, 25.1.2026)

ABD IŞİD’lileri neden Suriye’den Irak’a taşıyor?

IŞİD’liler SDG kontrolündeki hapishanelerdeydi, şimdi o hapishaneler Suriye ordusunun kontrolüne geçiyor. Peki o hapishaneleri SDG kontrol edebiliyor da Suriye ordusu edemiyor mu? Madem öyle, ABD neden “SDG artık IŞİD’e karşı birincil ortağımız değil” diyor? Yoksa mesele başka mı?

IŞİD: Kara Terör (Kırmızı Kedi, 2015) kitabımda yazmıştım; IŞİD ABD için “kullanışlı düşman” durumundadır. IŞİD henüz Irak İslam Devleti ismini taşırken ABD sıra sıra liderlerini öldürerek Bağdadi’nin örgütün başına geçmesini sağlamıştı. Bağdadi ABD’nin Irak’taki hapishanesinden çıkıp IŞİD lideri olmuştu.

Hepsi bir yana, Trump 2016’da “IŞİD’in kurucusu Obama” diyordu.

Dolayısıyla ABD’nin IŞİD’i Suriye’den Irak’a taşıması, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.

Bugünlerde nedense HTŞ lideri Colani’nin IŞİD bağı olmadığı propaganda ediliyor. Neden peki? HTŞ lideri Colani’nin Suriye’nin geçici cumhurbaşkanı Ahmet Şara kimliğini pekiştirmek için mi?

Oysa Colani’nin IŞİD bağı var ve o bağı hem Colani’nin kendisi hem de onu görevlendiren IŞİD lideri Bağdadi açıklamıştı:

Colani El Cezire röportajında açık açık Irak İslam Devleti liderliği (IŞİD’in eski ismi) tarafından görevlendirilerek Suriye’ye geldiğini anlattı. Hatta IŞİD lideri Bağdadi’nin yayınlanan bir ses kaydında da Colani’nin görevlendirildiği net bir şekilde var: “Colani’yi atadık ve yanına çocuklarımızdan bir grup vererek Şam’daki hücrelerimizle buluşmak üzere Irak’tan Şam’a gönderdik. Onlara planlar geliştirildi, hareket ve eylem politikaları resmedildi. Her ay maaşlarını verdik ve militanlar sağladık.”

Aziz İhsan Aktaş dosyasının şifresi-Aytunç Erkin (Nefes)

“Davanın üçüncü günündeyiz.

Aziz İhsan Aktaş’ın suç örgütü lideri olduğu iddiası ve tutuklu yargılanan CHP’li belediye başkanları.

Duruşmalarda itiraz, “704 yıl hapis cezası istenen ve suç örgütünün lideri olarak değerlendirilen Aktaş neden ve nasıl tutuksuz yargılanıyor?” sorusu oldu. Aktaş’ın 10 korumayla geldiği Silivri’deki duruşmada dün CHP lideri Özgür Özel basın toplantısı yaptı ve dedi ki:

“700 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş evinde yatıyor, ceza alsa yatarı kalmamış olan arkadaşlar Silivri’de yatıyor. Bazı arkadaşlarımız, hiçbir suçluyu kötülemek istemem ama, 40 kişilik koğuşlarda psikolojisi bozuk, her an her şeyi yapabilecek bazı kişilerle kalıyorlar, Aziz İhsan Aktaş denilen suç makinesini devletin verdiği 10 koruma koruyor. Olmaz, bunun katlanılabilir bir yanı kalmamıştır, ayıptır.”

22 Ekim 2025’te yazdım ve bugün yeniden hatırlatmakta fayda görüyorum.

“…Örgütün ekonomik anlamda büyümesi bu firmaların aldığı, birbirini takip eden araç kiralama ve kent temizliği ihaleleri ile başlamıştır. İlk olarak 8 Ağustos 20l4 tarihinde Bilginay Temizlik firmasını uhdesine katmıştır. Örgüt lideri (Aziz İhsan Aktaş), dikkat çekmemesi için firmayı öz yeğeni, örgüt üyesi Hamit Ünal üzerine yapmış, sonrasında kardeşlerinin üzerine devralmıştır.”

578 sayfayı okuyorum.

Yazımın girişindeki “Suç Örgütünün Oluşumu ve Yapısı” bize çok şey anlatıyor. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Kimse yargılanamaz değil kimse dokunulamaz değil! Kamunun, halkın parasını kim çalmışsa sonuna kadar gidilsin. Ancak…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan 578 sayfalık iddianamede örgüt lideri Aziz İhsan Aktaş hakkında 704 yıl hapis cezası istendi.

Savcılık tespit etmiş: “Suç örgütünün ekonomik anlamda büyümesinde en önlemli etken ise kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı ihaleleri kazanmak olmuştur. Soruşturma kapsamında incelenen bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere bu yapı, zaman içerisinde kendisini ‘ihaleler’ yönünden geliştirmiş, mevzuat ve uygulamadaki yeniliklere ayak uydurmuş, ihale bilgisi yönünden alanında uzman kişileri şirket çalışanı olarak yakınında tutmuştur. Bu kapsamda daha büyük bedelli ihaleleri kazanmayı hedeflemiştir.”

Peki ihalelere hangi firmalar katılmış: Barka Atık, Vekontek Sağlık, Bilginay Temizlik, Turkuaz İsg isimli firmalar.

Savcılık tespit etmiş: “Bu firmaların daha önce farklı şahıslar üzerine kayıtları olduğu, örgütün ekonomik anlamda büyümesi bu firmaların aldığı, birbirini takip eden araç kiralama ve kent temizliği ihaleleri ile başlamıştır.”

Peki “örgüt” ne zaman harekete geçmiş?

Savcılık tespit etmiş: “İlk olarak 8 Ağustos 2014 tarihinde Bilginay Temizlik firmasını uhdesine katmıştır. Örgüt lideri (Aziz İhsan Aktaş), dikkat çekmemesi için firmayı öz yeğeni, örgüt üyesi Hamit Ünal üzerine yapmış, sonrasında kardeşlerinin üzerine devralmıştır.”

Kardak krizinin 30’uncu yılı: Verilmeyen 25 bin dolar iki ülkeyi savaşın eşiğine mi getirdi?-Stelyo Berberakis (T24)

“Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getiren hatta savaşın eşiğine dek getiren krizlerden biri de Kardak kayalıklarında yaşanmıştı.

1995 yılının Aralık ayı sonlarında Yunanistan’ın Kalimnos (Kilimli) adasının karşısındaki ve Bodrum’dan 3.7 deniz mili mesafesindeki Kardak ikiz kayalıklarında (Yunanistan’da İmia kayalıkları olarak biliniyor) “Figen Akat” adlı Türk bandıralı bir yük gemisi karaya oturdu.

Kaptan’ın, olayı geminin telsiziyle bildirmesi üzerine, çağrıyı alan ve kayalıklara en yakın Kalimnos adasında bulunan Yunan kurtarma ekibi olay yerine geldi. Fakat Türk kaptan, Yunan makamlarının yardım etmesini istemedi ve kayalıkların Türk karasuları içinde olduğunu söyleyerek kurtarmanın Türk kurtarma ekiplerince yapılmasını talep etti.

Dönemin gazetelerinden biri, “Bir ülkenin, başka bir ülkenin bandıralı gemisini kurtarmak için ya geminin içinde taşıdığı mallarından pay isteme hakkı ya da geminin kurtarılması için en az 25 bin ABD Doları isteme hakkı doğuyor” yazmıştı. 

Aynı gazetenin yorumlarında; “Türk kaptan, Yunan makamlarına 25 bin Dolar ödemeyi ret etmesine gerekçe olarak kayalıkların Türk kara sularında bulunduğunu gösterdi” iddiaları ortaya atıldı.

Yunan basını o günlerde karaya oturan Türk şilebi hakkında: “Büyük bir olasılıkla kaçakçılık yaptığı için ya da yardım karşılığında 25 bin Dolar vermek istemediği için Yunan makamlarının yardımını ret etmişti” iddialarını yazdı.

Olay, Yunan makamlarınca Yunan Dışişleri Bakanlığına aktarıldı. Yunan Dışişleri Bakanlığı, Türk Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçerek “Geminin kurtarılması gerektiği, aksi halde geminin tehlikede altında olacağı” mesajını iletti.

Gemi, iki Yunan römorkun yardımı ile oturduğu karadan kurtarılacak ve Bodrum’un Gümüşlük limanına çekilip bağlanacaktı.

Bu senaryoya göre Kaptan ile Yunan kurtarma ekipleri arasında pazarlık yapılıp yapılmadığı, Dışişleri Bakanlıklarının temasları sonucunda varılan mutabakattan sonra mı geminin kurtarıldığı konusunda herhangi bir bilgi verilmedi. Tarihler 28 Aralık 1995’i gösteriyordu.

O günlerde bir kahve sohbeti için ziyaret ettiğim Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Ümit Pamir’e konuyu açtığımda Pamir, “Bu gibi karaya oturma ve kurtarma olayları sık sık yapılıyor” diyerek o güne kadar herhangi, bir krize yol açmadığına dikkat çekmişti.

Gerçekten de gerek Türk gerekse Yunan basınında bu gibi oturma ve kurtarma haberleri o güne kadar tek sütun üzerinden verilirdi.

Ancak tarihler 28 Ocak 1996’yı gösterdiğinde, yani bu olaydan tam tamına bir ay sonra, Yunan TV kanallarından bir “son dakika haberi” yayınlanmaya başlandı.

Bu “son dakika” haberinde “Türkiye’nin Yunanistan’a Ege’deki Yunan adalarının statüsünü tanımayan bir nota verdiği” türündeki ifadelerle pürtelaş ediliyordu.

Evet, nota verilmişti ama bir ay önce. Yani 29 Aralık 1995’te Yunanistan’ın Ankara Büyükelçiliğine nota verilmiş; Yunan Büyükelçi de notayı Yunan Dışişleri Bakanlığına iletmişti.

Ne var ki, Yunanistan Aralık’ın son haftasında Noel/Yılbaşı furyasında bulunduğu için; üstelik Yunan Başbakan Andreas Papandreu, sağlık sorunları nedeniyle “Başbakanlık koltuğu için iktidardaki sosyalist PASOK içinde seçim yapılmasını istediği” için Türkiye’nin 29 Aralık 1995’te verdiği nota bir şekilde “kaynamış” ne Türk ne de Yunan basınına duyurulmuştu.

Aradan tam bir ay geçmişti. PASOK içinde yapılan seçimlerden sonra Yunanistan’ın Başbakanlık koltuğuna Kostas Simitis oturacaktı.

İşte tam o günlerde Yunan Antena TV özel kanalı, normal yayın akışını keserek “son dakika” haberi olarak Türkiye’nin bir ay önce Yunanistan’a verdiği notayı yayınladı.

Haber Yunan basınında bomba etkisi yarattı. Ertesi gün “Türkiye’nin Yunan adalarına göz diktiği” türünde abartılı manşetler atıldı.

Bunun üzerine Kalimnos Adası’nın Belediye Başkanı, “İmia (Kardak) ikiz kayalıklarının Kalimnos adasına bağlı olduğu” gerekçesiyle kayalıklardan birine Yunan bayrağı dikti.

Bunun yayınlanması üzerine bu kez Hürriyet gazetesi, kayalıklara bir helikopter gönderdi ve Hürriyet’in üç gazete çalışanı Yunan bayrağını indirip Türk bayrağını dikti.

Ardından Yunan Antena TV muhabiri tekrar kayalıklara giderek Yunan bayrakları salladı ve kendisine eşlik edenlere Yunan milli marşını söyletti.

Siviller (gazeteciler) arasında “bayrak yarışı” alevlenmeye başlamıştı. Türk ve Yunan TV kanalları birbirleriyle yarışırcasına savaş naraları atıyor; her iki kamuoyunu telaşa sürüklüyordu.

Başbakanlık koltuğuna yeni oturan Kostas Simitis, bir Yunan deniz devriye botunun “Türk bayrağının bulunduğu kayalığa gitmesi; Türk bayrağını indirmesi ancak Yunan Bayrağı dikilmemesi” talimatını verdi.”

Hostes fıstık getirmedi diye-Ahmet Taşgetiren (Karar)

Herhalde Trump politikaları için en çarpıcı benzetmeyi ABD’li talk-show sunucusu Jimmy Kimmel yapmış. Trump’ı “hostes fıstık getirmedi diye uçağı düşürmeye çalışan bir pilot”a benzetmiş.

ICE’ın işlediği cinayetler sebebiyle…

ICE, Amerika Birleşik Devletleri Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatının kısaltılmışı. 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarına bir tepki olarak 2003 yılında İç Güvenlik Bakanlığına bağlı olarak kurulmuş. Mevcut diğer birkaç kurumun birleşmesiyle ortaya çıkmış.

Hani “At sahibine göre kişner” diye bir sözümüz var, Trump gelip, göçmen karşıtı politikalar icra etmeye başladığında da ICE, sokak ortasında cinayet işleyen bir örgüte dönüşmüş.

Trump ile Amerika, bütün dünyaya, bu cinayetlerle ve ona yönelik protestolarla arzı endam ediyor.

Tabii Trump, sadece ICE cinayetleri ile anılmıyor.

Bir Hitler reenkarnasyonu (yeniden bedenlenmesi) da söz konusu…

Hitler’in “lebensraum”u vardı, Almanya’nın “hayat alanı” diye nitelediği Avrupa ülkelerine göz dikmişti, sonra işgalleri başlattı sonra da İkinci Dünya Savaşı…

Hitler’i destekliyordu Alman toplumu… Hitler miting konuşması yapacağı zaman meydanlarda insanlar sağ ellerini havaya kaldırıp “Heil Hitler – Selam Hitler” diye bağırıyordu.

Amerikan halkı da ikinci defa seçti Trump’ı. Onda Hitler benzeri bir damar buldu zahir. “Amerika’yı büyük yapmak” tutkusuna oy verdi epeyce bir Amerikan nüfusu.

Ve Trump geldi.

Megalomanisini besleyecek ne varsa sergilemekten geri kalmadı.”

Kartlı tüketim 2025’te hızlı büyüdü-Naki Bakır (Dünya)

“Parasal sıkılaşma prog­ramının kontrollü gev­şeme adımları ile de­vam ettirildiği 2025 yılında, banka ve kredi kartları ile ya­pılan alışverişlerin tutarında­ki artış, neredeyse yıllık enf­lasyonu ikiye katladı.

Merkez Bankası verileri­ne göre geçen yılın tümünde banka ve kredi kartları ile ya­pılan işlem sayısı önceki yıla göre yüzde 11,5 artışla 19 mil­yar 297 milyon 82 bin 980’e, ödenen toplam tutar ise yüz­de 56,3 artışla 23 trilyon 232,8 milyar liraya ulaştı.

Son yıllar­da hızlı bir artış gösteren kart­la yapılan alışverişlerde, har­cama tutarındaki artışın işlem sayısındakine göre çok daha yüksek olması dikkati çekti. Bu gelişmeye bağlı olarak; ön­ceki yıl 859 TL olan işlem ba­şına ortalama harcama tutarı, 2025’te yüzde 40,2 büyüyerek 1.204 liraya yükseldi.

Geçen yıl da kartlı işleme en çok market ve AVM alışveriş­lerinde başvuruldu. 2025’te­ki kart kullanımlarının 7 mil­yar 16,3 milyon kez ile sayıca üçte birden fazlası bu sektör­de gerçekleşti. Buralarda ya­pılan alışverişlerin parasal tu­tarı ise 4 trilyon 456,2 milyar lira ile kartla yapılan toplam harcamaların yaklaşık beş­te birini oluşturdu. Market ve AVM’lerde yapılan kartlı iş­lemlerin sayısı önceki yıla gö­re yüzde 14,8 artarken, harca­ma tutarındaki artış ise yüzde 69,4 oldu. Söz konusu alışve­rişlerde 2024 yılında 430,5 TL olan işlem başına ortalama tu­tar, yüzde 47,5 artışla geçen yıl 635,1 liraya çıktı.

Kartla yapılan işlem sayı­sında market ve AVM’yi 2 mil­yar 928,6 milyon kez ile yemek sektörü, 2 milyar 420 milyon işlemle çeşitli gıdalar, 1 mil­yar 186 milyon işlemle akar­yakıt istasyonları, 914 milyon­la hizmet sektöründen yapılan alımlar, 824,7 milyonla giyim ve aksesuar alımları, yaklaşık 732,9 milyon işlemle seyahat acentesi ve taşımacılık sektö­rü, 611,7 milyonla sağlık sek­törü, 300,9 milyon işlemle ka­mu/vergi ödemeleri ve 280,7 milyon işlemle elektrik, elekt­ronik eşya ve bilgisayar harca­maları izledi.

İşlem tutarında ise 1 trilyon 634,7 milyar liralık harcama ile çeşitli gıdalar ikinci sırada yer alırken, daha sonra 1 tril­yon 522,8 milyar TL ile ka­mu/vergi ödemeleri, 1 trilyon 500,2 milyar lira ile giyim ve aksesuar, 1 trilyon 366 milyar lira ile kamu vergi ödemeleri, 1 trilyon 408,4 milyarla hizmet sektörü, 1 trilyon 401,1 mil­yarla akaryakıt, 1 trilyon 389,6 milyarla yemek sektörü, 1 tril­yon 31,7 milyarla elektrikli, elektronik eşya ve bilgisayar ve 954,7 milyar lira ile araç ki­ralama, satış, servis yedek par­ça ödemeleri geldi.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Yasın dili ve insan kalabilmek
Sonraki Makale Yılmaz Özdil’e ÇGD tepkisi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
GünlükManşet

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
GünlükManşet

Medyanın “ahlak bekçisi”

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Savaşta 2 milyon kayıp

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?