Uzun çöküş-Mehmet Ali Güller (Cumhuriyet)
“ABD’nin bir operasyonla Venezüella Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırması, emperyalist haydutluktur. (Bir devlet başkanının bu kadar kolayca ele geçirilmiş olması ise üzerinde ayrıca durulması gereken vahim bir durumdur.)
Olayın yaşanmasından saatler sonra YouTube kanalımda yaptığım yayında da vurguladığım gibi bu saldırının üç temel nedeni var: Beyaz Saray, 1) ABD’li emperyalist şirketleri kovan milli-sol Chavez programından ve bunun Güney Amerika’ya etkisinden rahatsız, 2) Venezüella’nın hammadde kaynaklarına çökmek istiyor, 3) Çin’e karşı Güney Amerika kıtasına yönelik yeni-Monroe doktrini uygulama amacında.
Çünkü Trump’ın “önce Amerika” doktrini, pratikte “önce ABD şirketlerinin çıkarları sonra diğerleri” demek. Trump yönetimi de “Amerika Birleşik Şirketleri”nin çıkarlarını koordine etme kuruludur.
Venezüella, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervine sahip. Doğalgaz rezervleri de olağanüstü. Ayrıca Venezüella altın rezervleri başta olmak üzere pek çok maden bakımından da zengin bir ülke. (ABD 25 yıldır bu kaynakların üretilmesini ve satılmasını engelliyor ki Venezüella ekonomisi zayıflasın ve Chavez programı halk desteğini kaybetsin!)
Milli-sol Chavez, 2001’de iktidar olduğunda ABD’li şirketleri kovdu ve petrolü millileştirdi. Trump’ın kovulan şirketlere atıfla, aylardır “Aslında Venezüella petrolü bizim” demesi bundan.
Kuşkusuz ABD’nin bir süredir petrole doğrudan ihtiyacı yok, üretiyor ve satıyor. Ama yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde de ifade ettikleri gibi: 1) Petrolün düşman saydıkları güçlerin eline geçmesini engelleme peşindeler, 2) “petrodolar sistemi” için petrolün satışının kontrollerinde olmasını istiyorlar, 3) enerji nakil hatlarını denetimde tutmayı amaçlıyorlar.
Bu o kadar açık ki başta eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris olmak üzere pek çok ABD’li siyasetçi, olayı “Bu demokrasi ya da uyuşturucuyla mücadele değil, petrol ve güç arayışıyla ilgili” diye yorumladılar.
Nitekim Trump Venezüella’ya saldırıdan sonra yaptığı açıklamada “ABD’nin dev petrol şirketlerini Venezüella’da devreye sokacağız” dedi.
ABD İsrail’i Ortadoğu’da saldırtıyor, doğrudan İran’ı vurdu, Grönland’ı istiyor, Panama’yı alma peşinde, Kanada’yı 52. eyalet yapma amacında, Güney Kafkasya’ya Trump Koridoru ile girdi…
Haliyle şu soruluyor: Hani ABD hegemonyası zayıflıyordu, hani çok kutuplu dünya inşa oluyordu?
Evet, burada bir değişiklik yok, ABD hegemonyası zayıflıyor ve çok kutuplu dünya inşa oluyor. Geçen yüzyılda “düzen kuran ABD” dünya üretiminin neredeyse yarısını yapıyordu şimdi yüzde 15’lere geriledi. Doların rezerv para olma oranı yüzde 60’ın altına düştü. İkili ticaretlerde ulusal paraları kullanma oranı adım adım artıyor. ABD’nin finans sistemine alternatifler ortaya çıkıyor. ABD, teknolojinin en önemli alanlarında geçilmiş durumda.
İşte tam da böyle olduğu için ABD saldırgan.”
Dik dur eğilme Maduro!-Deniz Zeyrek (Nefes)
“Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, eski bir otobüs şoförüydü.
Kendisi sendikacılıktan siyasetçiliğe terfi edip, milletvekilliği, bakanlık yapmış bir isim.
– Maduro ilk kez 2013’te (Hugo Chavez ölünce varisi sıfatıyla) seçimlere katıldı ve Henrique Capriles’e karşı zafer kazandı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Maduro’yla ilk teması 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra oldu. Erdoğan’a gelen ilk destek telefonu Maduro’dandı.
Bu temas, Türkiye’yle Venezuela arasında yeni bir kapı araladı. Ekim 2017’de Ankara’daki görüşmelerde Erdoğan Venezuela ile ilişkilerin geliştirilmesini stratejik bir tercih olarak tanımladı ve “Venezuela ile dayanışmamızı her alanda güçlendirmekte kararlıyız” dedi.
Maduro’nun ikinci seçimi 20 Mayıs 2018’deydi. Geride kalan beş yıl boyunca şeffaf olmamakla ve demokrasi karşıtı uygulamalarla eleştirildi. 2018 seçimlerinde muhalefetin boykotu vardı. Birçok muhalif seçimleri boykot etti ve Maduro sert eleştiriler altında yeniden devlet başkanı oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Latin Amerika ziyaretleri kapsamında 2-3 Aralık 2018 tarihlerinde Venezuela’yı da ziyaret etti.
2018 seçimlerinden sonra Venezuela’da sular durulmadı. Hükümet karşıtı gösteriler sürerken 23 Ocak 2019 günü Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido, kendisini “geçici devlet başkanı” ilan etti. ABD’nin başkanı o tarihte de Donald Trump’tı ve Trump, Guaido’yu tanıdı.
Maduro, aynı gün ABD’yle tüm diplomatik ilişkileri kestiklerini ilan etti ve ABD’den Venezuela’daki bütün diplomatlarını 72 saat içinde çekmesini istedi.
Bir gün sonra yani 24 Ocak 2019’da Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir duyuru yaptı ve aynen şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanımız, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu arayarak Türkiye’nin desteğini ifade etti ve ‘MADURO KARDEŞİM, DİK DUR YANINDAYIZ’ dedi. Türkiye, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın liderliğinde bütün darbe girişimlerine karşı ilkeli duruşunu koruyacaktır.”
Bu açıklama, bir gün sonra Saray’da Malta Cumhurbaşkanı Marie-Louise Coleiro Preca’yı ağırlayan Erdoğan’a soruldu.
Erdoğan aynen şöyle dedi:
“Malum 15 Temmuz darbe girişimi, bize yapılmıştı ve bu darbe girişiminde Sayın Maduro bizi hiç gecikmeden hem aramış ardından da çıkıp gelmişti. Halbuki biz ona kadar Maduro ile tanışmıyorduk.
Sandıktan çıkana saygı duyacaksınız; saygı duymuyorsanız bunun adı demokrasi değildir. Bu totaliter bir zihniyet, yapı, anlayıştır. Maduro sandıktan çıkmıştır ama onu hazmedemeyen başta Lima ülkeleri olmak üzere… Son anda doğrusu Trump’ın bu açıklaması demokrasiye inanmış bir insan açısından beni de şok etmiştir.
Rusya’dan dönerken Maduro’yu aradım ve kendisine bu noktada çok açık net, ‘Antidemokratik girişimlere asla prim verme’ dedim; ‘DİK DUR’ dedim. Eğer demokratsak, bizim de demokratların yanında yerimizi almamız gerekir. Bu konuda çekinmeye de gerek yok. Demokrasinin mücadelesini verenlerin, dünyada demokrasi mücadelesi verenlerin ve sandıkta çıkanların yanında yer alması gerekir.”
Maduro’ya desteğini 8 Haziran 2022’de Ankara’daki görüşmede de sürdürdü:
“Sayın Cumhurbaşkanı’na Venezuela’yı hedef alan tek taraflı yaptırımlara karşı olduğumuzu söyledim. İlkesel duruşumuzun altını özellikle çizdim. Türkiye olarak bugüne kadar olduğu gibi dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edeceğimizi yinelemek istiyorum. Simon Bolivar, Hugo Chavez gibi kıymetli dostum da adını ülkesinin kurtuluş mücadelesine altın harflerle yazdırdı.”
Erdoğan’ın Maduro’yla yakın olduğu bu dönemde Türkiye’yle Venezuela arasında ekonomik boyutları da büyük olan birçok anlaşma imzalandı.”
Darbe no 94: Birleşmiş Milletler hikâye, artık orman kanunu var-Yalçın Doğan (T24)
“Essequibo Nehri ve Bölgesi.
2024 Başkanlık seçimlerinde Maduro’nun kampanyasında kullandığı simge bölge.
Bu nehir bin kilometre uzunluğunda, Guyana’nın ortasından geçiyor, Atlas Okyanusu’na dökülüyor. Nehrin iki yakasında yer alan Essequibo Bölgesi Venezuela başkenti Karakas ile Guyana arasında.
Zengin petrol yataklarına sahip.
Bu nedenle Venezüela ile Guyana arasında uzun yıllardır sorun, iki ülke de bölgenin kendisine ait olduğunu savunuyor. Aralık 2023’te Maduro referanduma gidiyor.
Sadece Venezuela halkının katıldığı, Essequibo halkının oy kullanmadığı bir referandum!..
Oylama sonucunu Maduro ilan ediyor:
“Essequibo Bölgesi Venezüela’ya aittir, halk böyle karar vermiştir.”
Maduro bölgeyi Venezüela’ya katmak amacıyla adım attığında, Guyana Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na başvuruyor:
“Maduro Guyana’nın toprak bütünlüğünü ve bağımısızlığını tehdit etmektedir.”
Lahey’de dava henüz devam ediyor. Buna rağmen, Maduro hayli hızlı:
“Essequibo Bölgesi Venezuela’ya aittir.
Venezuela Uluslararası Adalet Divanı’nın vereceği kararı hiçbir koşulda tanımayacaktır.”
Kader!..
Kendisi bundan üç yıl önce bir başka ülkenin toprak bütünlüğüne göz dikmiş, o ülkenin bağımsızlığını hiçe saymışken, şimdi kendi ülkesi aynı girdabın içine düşüyor, Başkanlık da elden gidiyor.
Dünyanın en tehlikeli, en hukuk ve kural tanımaz Başkanı Trump gece yarısı operasyonu ile Maduro ve eşini filmlere taş çıkartacak askeri bir operasyonla Amerika’ya kaçırmakla kalmıyor:
“Venezüela’yı bir süre biz yöneteceğiz, oradaki petrol yataklarını Amerikan petrol şirketlerinin işletmesine açacağız.”
Aslında Trump ile Maduro birbirinin kopyası. İkisi de:
Ne kendi iç hukuklarına ne de uluslararası hukuka uymayı akıllarından geçiriyor.
Trump, Venezuela operasyonunu Kongre’ye haber vermeyerek, kendi iç hukukunu tanımadığını ilan etmiş oluyor. “
Anlaşıldı bu deli bütün dünyayı ateşe verecek-Mehmet Ocaktan (Karar)
“Amerikan Başkanı Donald Trump, bütün dünyada kafasına göre bir ‘haydut düzeni’ kurma konusunda bütün imkanlarını seferber etmiş bulunuyor. Korkarım bu gidişle dünyayı ateşe vermekten de çekinmeyecektir.
İkinci kez başkan seçildiği günlerdeki, “Kanada bizim eyaletimiz olmalı, Grönland bizim olmalı” benzeri saçma sayıklamalarını hepimiz hatırlıyoruz. Ama sonra gördük ki bunlar, sadece ön sayıklamalarmış…
Esas bu deliliğin arkasında, hiçbir uluslararası hukuk, kural tanımayan ‘haydut düzeni’nin ipuçları gizliymiş.
Önce Gazze’de çocukları, bebekleri, kadınları katleden soykırımcı Netanyahu’ya sınırsız destek vererek soykırıma ortak oldu. Hatta öyle ki aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Kahire toplantısında liderlerin gözlerinin içine baka baka “İsrail bizim silahlarımızla öldürdü” diyerek katliam ortaklığı ile övünecek kadar çılgınlığı göze aldı.
O gün bir tek yürekli lider çıkıp, “soykırıma destek vermek insanlık suçudur” deme cesaretini gösteremedi.
Galiba Trump o gün, gölgesinden korkan liderler topluluğuna bakarak içinden, “ben bu dünyada canımın istediği her ülkeyi işgal edip, kafama göre takılabilirim” diye karar vermiş olmalı.
İşte deliliğin son sınırında dolaşan bu adam, şimdi vites yükselterek Venezüella’ya saldırdı ve devlet başkanı Maduro’yu yakalayarak Amerika’ya götürdü. ABD Adalet Bakanlığı, Maduro ve eşi Flores’in “narko-terörizm” ve “kokain sevkiyatı” gibi ağır suçlardan yargılanacağını duyurdu.
Şu utanmazlığa bakar mısınız, Trump Amerikan basınına yakalama anını anlatırken, “Operasyonu TV şovu izler gibi izledim. Maduro ve eşi yatak odalarından sürüklenerek alındı. Maduro son anda pazarlık yapmaya çalıştı. Ben ‘hayır’ dedim. Dünyada bunu yapabilecek başka ülke yok” diyerek yapılan haydutlukla övünebiliyor.
Dünya hiç böyle bir utanmazlığa sahne olmamıştı, düşünebiliyor musunuz bebek katillerine destek olmaktan zevk alan, uluslararası hukuku yok sayarak bağımsız bir ülkeyi işgal etmekle övünen bir deli bütün insanlığın hayatı üzerine adeta kumar oynuyor.
Açıkçası ben de ülkesinde kurduğu kapalı rejim yüzünden özgürlükleri kısıtlayan, halkını ekonomik sefalete sürükleyen Maduro ve benzeri otokrat liderlere şiddetle karşıyım. Dolayısıyla Maduro’yu sevmeyebilirsiniz, böyle kapalı bir rejimden nefret de edebilirsiniz ama bütün bunlar, Amerika dahil hiçbir ülkeye Venezüella’ya saldırma hakkı vermez.
Trump’ın sınır tanımayan saldırganlığı gösteriyor ki bütün bir insanlık ailesi olarak hepimiz tehlikedeyiz. Kabul etmesi zor olsa da ‘haydutluk rejimi’ karşısında ne yazık ki bu partiyi kaybettik.
Maalesef bu durumun en büyük sorumluları Batılı ülkeler ve İslam ülkeleri… Çünkü Trump, Netenyahu denen tescilli katile destek verirken hepsi sustular, hatta susmakla da kalmayıp ona destek oldular. Şimdi Trump, bunları hepsini sıraya dizip tehdit etse kim ne diyebilir ki…”
Altında dalga boyu artar, petrolde hareket sınırlı olur-Ufuk Korcan (Dünya)
“Piyasalar yeni yıla da hareketli bir başlangıç yaptı. Yılın ilk günlerinde dünya genelinde pozitif bir hava hakimken hafta sonu ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği operasyon bir anda tedirginlik yarattı. ABD’den gelen ilk açıklamalar sonrasında piyasada dikkatler petrol ve her jeopolitik olayda ‘güvenli liman’ olarak görülen altına çevrildi.
Piyasaların ilk tepkisini bugün açılışta göreceğiz ama ilk gelen yorumlar, petrolde hareketin daha sınırlı altın başta olmak üzere değerli metallerde ise dalga boyunun daha geniş olacağı yönünde. Piyasalar açısından Rusya ve Çin’den gelecek açıklamalarda önemli.
ABD, aylar süren yoğun ekonomik ve askeri baskının ardından Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlerken, Maduro yakalanarak ülke dışına çıkarıldı. Amerika kıtasında artan tansiyon bir taraftan Venezuela’nın siyasi geleceğine diğer yandan ülkenin petrol endüstrisine yönelik belirsizlikleri artırdı.
Operasyon sonrası açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela’ya düzenlenen saldırıların ardından dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkenin petrol endüstrisine “çok güçlü bir şekilde” dahil olacaklarını açıklaması, Venezuela’nın petrol kaynaklarını yeniden dünyanın odak noktası haline getirdi. Trump saldırı sonrası düzendiği basın toplantısında, ABD’nin büyük petrol şirketlerini ülkede devreye sokacaklarını, milyarlarca dolar harcayarak petrol altyapısını onaracaklarını ve bunun ekonomik kazanç sağlayacağını ifade etti.
OPEC’in kurucu üyesi olan Venezuela, 303 milyar varil ile dünyadaki en büyük kanıtlanmış petrol rezervine ülke konumunda. Söz konusu rakam küresel petrol rezervinin yüzde 17’sine denk.
Venezuela her ne kadar dünyanın en büyük rezervine sahip olsa da küresel petrol üretiminin sadece yüzde 0.8’ini gerçekleştiriyor. Ülkenin bozuk altyapısı ve uluslararası yaptırımlar ülkenin potansiyelinin altında üretim yapmasına neden oluyor. Son 10 yıllık rakamlara bakıldığında Venezuela’nın petrol piyasasındaki payının hızla gerilediği görülüyor.
2023 yılında günlük 742 bin varil olan Venezuela’nın petrol üretimi 2013’teki seviyelerine kıyasla yüzde 70 gerilemiş durumda. 1970 yılında ülkenin günlük petrol üretimi 3.5 milyon varil seviyesindeydi. Geçmişte ABD, Venezuela petrolünün en büyük alıcısı konumundayken, yaptırımların devreye girmesinin ardından Çin ülkenin en büyük petrol müşterisi haline geldi.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
