Cumartesi, 14 Şub 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Cehaletin hikâyesi: Bilinmeyeni anlatıyla bastırmak

Metin Duyar
Son güncelleme: 28 Aralık 2025 16:09
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

İnsan zihni belirsizliğe uzun süre dayanabilen bir yapı değildir. Bilmediğiyle karşılaştığında durup beklemektense, o boşluğu anlamla doldurmayı tercih eder.

Bu anlam her zaman bilgiyle kurulmaz; çoğu zaman hikâyelerle, sezgilerle, yarım açıklamalarla ve alışkanlıklarla inşa edilir. Tam da bu nedenle, bilmediğini hikâyeyle telafi etmek yalnızca masum bir bilişsel refleks değil, aynı zamanda tarih boyunca büyük kırılmalara yol açmış ürkütücü bir eğilimdir.

Bilimsel düşüncenin ayırt edici niteliği, bu refleksi dizginleme çabasında yatar. Bilim, “bilmiyorum” demeyi bir zayıflık olarak değil, düşüncenin başlangıç noktası olarak kabul eder. Gündelik akıl yürütme biçimleri ise bilinmeyeni çoğu zaman sabırla askıya almaz; onun yerine hızla bir neden, bir fail ya da bir anlam üretir. Bu üretim süreci belirsizliği ortadan kaldırmaz; yalnızca onu görünmez kılar. İnsan rahatlar, fakat gerçeklik yerinde durur.

Tarih bu eğilimin sayısız örneğiyle doludur. Doğal afetler uzun süre tanrısal cezalar olarak yorumlandı, salgın hastalıklar ahlaki çöküşün sonucu sayıldı, gökyüzündeki düzensizlikler yaklaşan felaketlerin habercisi olarak okundu. Bilgi eksikliği, açıklama ihtiyacını ortadan kaldırmadı; tersine, onu daha saldırgan bir kesinlik arzusuna dönüştürdü. Çünkü bilinmeyen, kontrol edilemeyen demektir ve kontrolsüzlük insan zihni için en rahatsız edici durumlardan biridir.

Evrimsel psikoloji bu noktada önemli bir ipucu sunar. İnsan zihni, hayatta kalma baskısı altında belirsizliği tolere edebilen değil, belirsizliği hızla anlamlandırabilen bireyleri ödüllendirecek biçimde evrilmiştir. Tehlikenin gerçek nedenini bilmektense, ona dair tutarlı bir hikâye üretmek çoğu zaman yeterli olmuştur. Bu eğilim bugün de sürmektedir; ancak modern toplumlarda yeni bir maliyet üretir. “Bilmiyorum” demek, bireysel düzeyde entelektüel bir erdem olsa da, kamusal alanda zayıflık olarak algılanır. Siyasal tartışmalarda, medya söylemlerinde ve sosyal ağlarda belirsizliği kabul eden değil, kesin konuşan kazanır. Böylece hikâye, bilgiden daha hızlı dolaşıma girer; çünkü kesinlik, karmaşıklıktan her zaman daha caziptir.

Modern çağda bu eğilim ortadan kalkmış değildir; yalnızca biçim değiştirmiştir. Komplo teorileri, sahte bilimsel anlatılar ve “alternatif gerçeklikler” bu ihtiyacın güncel tezahürleridir. Karmaşık ekonomik krizler, çok katmanlı jeopolitik süreçler ya da iklim sistemleri gibi zor konular, basit hikâyelere indirgenir. Nedensellik zinciri kısaltılır, belirsizlik kişiselleştirilir ve soyut süreçler somut düşman figürlerine dönüştürülür. Ortaya çıkan anlam, açıklayıcı olmaktan çok yatıştırıcıdır.

Asıl sorun bu hikâyelerin bireysel düzeyde kalmamasıdır. Bilinmeyeni hikâyeyle doldurma alışkanlığı kolektif hale geldiğinde, siyasal kararları, toplumsal yönelimleri ve hatta bilimsel tartışmaları biçimlendirmeye başlar. Tarihte pek çok felaket, eksik bilgiden değil; eksik bilginin üzerine inşa edilmiş aşırı kesin anlatılardan doğmuştur. İnsanlar çoğu zaman yanlış bildikleri için değil, doğruluğundan emin olmadıkları şeylere mutlaklık atfettikleri için zarar verir.

Bilimsel yöntem tam da bu noktada etik bir boyut kazanır. Hipotezin geçici olduğunu kabul etmek, modelin eksik olabileceğini varsaymak ve verinin değişebileceğini gözetmek yalnızca entelektüel bir disiplin değil, aynı zamanda sorumluluk gerektiren bir tutumdur. Bilim de anlatılar kurar; ancak bu anlatılar, kendilerini sürekli düzeltmeye açık olduklarını baştan ilan eder. Gücü, kesinlik iddiasından değil, revizyona açıklığından gelir.

İnsan zihni için bu tutum kolay değildir. Belirsizlikle yaşamak, tamamlanmamışlık hissini kabullenmeyi gerektirir. Bilmediğini kabul eden insan, her zaman biraz savunmasızdır. Hikâye ise güvenlidir; sınırları bellidir, karmaşıklığı sadeleştirir, sorumluluğu azaltır. Tam da bu nedenle hikâyeler bilgiye tercih edildiğinde rahatlatıcıdır; ancak aynı zamanda yönlendirici ve tehlikelidir.

Sonuçta ürkütücü olan bilinmeyenin varlığı değil, bilinmeyenin kesinlik kisvesiyle dolaşıma sokulmasıdır. Hikâyeler insanı ayakta tutabilir; fakat bilginin yerine geçtiğinde onu yanlış yönlere de sürükleyebilir. Gerçek ilerleme, her boşluğu doldurmakta değil, bazı boşlukları olduğu gibi bırakabilme cesaretinde yatar. Çünkü bazen en dürüst tutum, anlatacak bir hikâye bulamadığında susmayı bilmektir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Gökten üç İHA düştü: Hamaset, gerçekler ve milli güvenlik açığı
Sonraki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Emilie ve Helen’e kucak açan İran

Dr. Nevin Sütlaş
14 Şubat 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin Kafkasya’da yeni oyun planı

Aydın Sezer
14 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Japonya-Türkiye karşılaştırması

İnan Özbek
13 Şubat 2026
Köşe Yazıları

Güç dengesi nüfusla mı yazılıyor?

Metin Duyar
13 Şubat 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?