Bendim ben, kendimi bilmezden önce.
İnsan kendini bilmeye heves etti mi uzaklaşmaya başlar kendinden.
Nedir kendini bilmek ki, “sen seni bil sen seni, sen seni bilmez isen patlatırlar enseni” diye bir deyiş musallat oldu önce Türkiye Türklerine, Türkiye Kürtlerine ve Ebulfeyz Elçibey’i tertipledikten sonraki Azerbaycan Türklerine. Türkmenistan Türklerini hiç sormayın bile, var bir Nursultan Nazarbayev’leri, var ki nur derim sultan derim amaaan hey.
Öze girmezden önce bir söze gireyim varoluşçuluk diye Türkçeleştirilen bir kavram ile.
Neyi sorgulamalı ki insan var olsun?
Girne Kalesi’nde konserinden hemen önce”Annem Ermeni, babam Azeri, ben Türk” demişti Cem Karaca ve bu duyduğum en güzel millet tariflerinden biriydi.
Oysa hiçbir sorgu ya ve soruya gerek yok var olmak için, acaba diyorum Batılı akılların, benim gibi/ bizim gibi düşünüp davranmayanlar aslında yoktur mu demek istiyordu Bay Jan Pol (Jean-Paul) Sartre ve cerbezeli eşi Simon de Bovör (Beauvoir).
Ne çirkin bir düşünme şeklidir oysa kendi gibi düşünmeyen, davranmayan insanları insandan saymamak.
Bütün peygamberler Batı’nın aşağıladığı, Orta Doğu’dan çıkarken modern zamanlarda dünyanın, insanlığın kendisini belleyen bütün vahşice davranışların kaynaklandığı yer AB’nin üstüne inşa edildiği Avrupa kıtasında yerleşik. Oradan da Amerika kıtasına sömürgeciler olarak yerleşenler ve sonradan işgal ettikleri o koca Amerika kıtasının ne kuzeyinde ve hatta ne de güneyinde yerli halk koymayıp tümünü kılıçtan geçirerek…
Az düşünün koca Brezilya, Arjantin Kolombiya, Peru, Şili, Bolivya ve hatta topraklarından Ç (Che) ve Fidel geçmiş Küba’da bile yerli dil yoktur.
Güney Amerika İspanyolca ve Kuzey Amerika İngilizce konuşuyor. (Kanada’da Fransızca da var )
Şükürler olsun ki son derece kötü yönetilmesine ve Kürtlerle Alevilere açıkça baskı uygulanmasına karşın, Türkiye Kürtleri Kürtçe biliyor konuşuyor (Evren dönemi hariç) ve Aleviler cemevleri ibadethane ve cem ibadet sayılmasa da inançların hakkıyla yerine getiriyorlar.
Ben kendimi bilmek istediğimde Batı diye, medeniyet beşiği diye yalan söyleyen ölçütleri koydular önüme.
Hiçbir yasa, kadınları mor cepken kadar koruyamaz erkek zulmünden ve hiçbir dünürcülük türü, flört dönemi filan, bu benim seçimim diye bir saygınlık yaratamaz Anadolu köylüklerinde eskiden var olan çeşme başına acı biber eken kızın eşit haklılığı için.
Birlikte yaşamayı başarabilmek için eşe saygı şart iken, erkeğin soyadını kullanmam, eşitlikten yanayım diyen Amazonların, her ne halse bekarlık soyadının da bir erkekten, babadan geldiğini önemsememesi işte tam da bu varoluşçu safsatadan neşet etmekte değil midir?
Sen seni arama, oldurduysan sensin, sen yok oldurmadıysan geçmiş ola.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
