ABD’nin, dördüncü yılına girmek üzere olan Rusya-Ukrayna savaşının son bulmasını sağlamak amacıyla yoğunlaştırdığı diplomatik girişimlerde önemli sayılabilecek ilerlemeler sağlandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner son bir aydır hem Rusya hem Ukrayna hem de Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler arasında mekik diplomasisi yürütüyor. Moskova’da Devlet Başkanı Vladimir Putin’le görüşen ikili, son olarak Berlin’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve AB liderleriyle bir araya geldi.
ABD’nin geçen ay hazırladığı 28 maddelik barış planı süren temasların ardından 20 maddeye indirilmiş durumda. ABD’li yetkililerin açıklamalarına bakılırsa taraflar barış planı taslağının yüzde 90’ı üzerinde uzlaşmaya vardı. Kalan yüzde 10’un içinde Ukrayna açısından en kritik iki başlık yer alıyor: Güvenlik garantileri ve toprak konusu.
Zelenski son açıklamasında, Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçebileceğini ilk kez söyledi, ancak Batılı ülkelerden, öncelikle de ABD’den güvenlik garantileri istedi. Moscow Times’ın haberine göre, ABD’li bir yetkili, Kiev’e son derece kapsamlı ve güçlü garantiler önerdiklerini bildirdi.
Ancak, zor kararlar vermesi gereken Ukrayna bir yandan da ABD’nin zaman baskısı altında buluyor. Trump, resmen bir tarih açıklamamakla birlikte, barış anlaşmasının Katolik dünyasının Noel’i kutlayacağı 25 Aralık’a kadar tamamlanması için Zelenski’yi sıkıştırıyor. ABD’li bir yetkilinin, Ukrayna’ya verilen güvenlik garantilerinin sonsuza kadar geçerli olmayacağını söylemesi de baskı taktiğinin bir parçası görünüyor. Batı dünyası, acı ilacı Ukrayna’ya AB üyeliği sözü vererek tatlandırmaya çalışıyor. Diğer yandan, ABD planının Rus tezlerine çok yakın olduğu iddiası Zelenski dışında AB liderleri tarafından zaman zaman dile getiriliyor.
Bu koşullar altında Ukrayna, ABD’nin yanı sıra, AB, Kanada ve Japonya’dan da istediği güvenlik garantilerinin verilmesi durumunda anlaşmayı kabul edebilir.
Bu durumda, savaşın son bulması için geriye çözülmesi gereken sadece tek ama hem Ukrayna hem de Rusya açısından hayati önem taşıyan toprak meselesi kalacak. Diplomatik terimleri bir kenara bırakacak olursak, her iki ülke açısından “zurnanın zırt dediği yer” de tam burası.

Harita: BBC Türkçe
Rusya ile Ukrayna’nın yaklaşımları taban tabana zıt olduğu için taraflar arasında bir uzlaşmaya varılması son derece zor görünüyor. Kiev ateşkes ilanından önce cephedeki durumun dondurulmasını, yani iki ülke askerlerinin bulundukları yerde kalmasını istiyor. Moskova buna kesinlikle yanaşmıyor, Ukrayna’nın doğusundaki Donbas’ın tamamı üzerinde hak iddia ediyor ve Ukrayna Ordusu’nun elinde tuttuğu bölgelerden çekilmesi koşulunu ileri sürüyor. Rus kaynaklarına göre Moskova’nın taviz vermeye hazır olduğu tek konu, Herson ve Zaporijya’da şu andaki statükonun korunması ve Ukrayna birliklerinin mevzilerinde kalması.
NATO üyeliğinden bile vazgeçmeyi kabul eden Zelenski’nin Donbas’ın tamamını Rusya’ya verecek bir anlaşmaya imza atması son derece zor görünüyor. Ukrayna lideri geçen ay bu konuda bir kapı aralayarak Donbas’ın geleceği için referandum düzenlenebileceğini söylemişti.
Ancak Zelenski sadece ABD’nin diplomatik baskısı altında değil, Rus birlikleri son dönemde Ukrayna topraklarında adım adım ilerliyor. Zaten Rusya lideri Putin, masada anlaşma sağlanamaması durumunda hedeflerine askeri yoldan ulaşacaklarını söylüyor.
Kısacası, barış anlaşmasının yüzde 90’ı üzerinde uzlaşma sağlandığı yolundaki açıklamalara karşın kalan yüzde 10 engelinin aşılması belki de yüzde 90’dan daha zor olacak.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
