İnsanlık tarihinin en ünlü yapılarından birini düşünün…
Mezopotamya’nın kurak düzlüklerinin ortasında yükselen devasa teraslar… Her katta ağaçlar, çiçekler ve asmalar… Aşağıda Fırat Nehri akarken, yukarıdaki bahçelerin susuz kalmaması için kurulmuş olağanüstü bir sulama sistemi…
İşte ünlü Babil’in Asma Bahçeleri. Namıdiğer Antik dünyanın Yedi Harikası’ndan biri.
Ama ortada “minicik” bir sorun var:
Bugüne kadar Babil’de böyle bir bahçenin varlığını kesin olarak kanıtlayan hiçbir arkeolojik bulguya rastlanmadı!
Dahası, Babil’in en güçlü hükümdarlarından II. Nebukadnezar’ın yazıtlarında da bahçelerden söz edilmiyor. Oysa Kral, Babil’de yaptırdığı surları, sarayları, tapınakları ve kapıları ayrıntılı biçimde anlatıyor.
Babil’i uzun uzun anlatan Herodotos da Asma Bahçeleri’nden nedense hiç bahsetmiyor.
Peki bu durumda dünyanın en ünlü bahçelerinden birini kim, ne zaman ve nerede gördü?
Asma Bahçeleri hakkında bildiklerimizin önemli bölümü, Babil’in büyük döneminden yüzyıllar sonra yaşayan Yunan ve Roma yazarlarından geliyor.
Diodoros, Strabon ve Quintus Curtius Rufus gibi yazarlar, yüksek teraslar üzerinde yükselen muhteşem bir bahçeden söz ediyor.
Fakat onların anlatımları da birbirinin aynısı değil.
Yani ironik ama elimizde bahçenin kendisi yok; yüzyıllar sonra yazılmış anlatımlar var.
Bu durum tarihçileri zaten uzun zamandır düşündürüyor.
Ve sonunda ortaya oldukça şaşırtıcı bir ihtimal çıktı:
Belki de bahçeler Babil’de değildi.
Peki ya yanlış şehri arıyorsak?
Babil’in yaklaşık 400 kilometre kuzeyinde, Dicle Nehri kıyısında Ninova bulunuyordu.
Asur İmparatorluğu’nun başkenti.
Ninova’nın hükümdarlarından Sanherib ise bahçelere ve su mühendisliğine olağanüstü önem veriyordu.
Şehre uzaklardan su getirmek için kanallar ve su kemerleri yaptırmış, sarayının çevresinde büyük bahçeler oluşturmuştu.
Daha da ilginci, Ninova’da bulunan Asur kabartmalarından birinde, yüksek teraslar üzerinde yetişen ağaçlar ve bu bahçelere su taşıyan bir sistem görülüyor.
Görüntü, yüzyıllar sonra Yunan yazarlarının Asma Bahçeleri için yaptıkları tasvirlere şaşırtıcı biçimde benziyor.
Bu bulgular, Oxford Üniversitesi’nden Asuroloji uzmanı Stephanie Dalley’nin dikkatini çekmiş.
Dalley’nin ortaya attığı teoriye göre, tarihin en ünlü bahçeleri aslında Babil’de değil, Ninova’da, Sanherib’in yaptırdığı bahçelerdi.
Başka bir deyişle, 2.500 yıldır yanlış şehre bakıyor olabiliriz.
Peki bu durumda Babil ihtimali tamamen ortadan kalkıyor mu?
Hayır.
Babil’de bahçelerin bulunduğunu ileri süren antik kaynaklar da var. Bunlardan biri, Babil’de yaşamış rahip Berosos.
Üstelik Asma Bahçeleri’nin Babil’de gerçekten var olmuş olması her şeye rağmen hâlâ mümkün. Bahçeler zaman içinde tamamen yok olmuş ve arkeolojik izleri henüz bulunamamış olabilir.
Bu nedenle bugün kesin olarak “Bahçeler Ninova’daydı” da diyemiyoruz.
Bu durumda kabaca üç ihtimal var:
1-Bahçeler gerçekten Babil’deydi ama izleri kayboldu.
2-Bahçeler aslında Ninova’daydı ve sonraki yüzyıllarda Babil’le karıştırıldı.
3-“Babil’in Asma Bahçeleri” dediğimiz hikâye, farklı Mezopotamya bahçelerinin ve mühendislik başarılarının zaman içinde tek bir efsaneye dönüşmesinden ortaya çıktı.
Bir de Amytis var
Bahçelerin en romantik hikâyesine göre Medya’dan gelen kraliçe Amytis, Babil’in düz ve kurak coğrafyasını kendi ülkesinin yeşil dağlarıyla karşılaştırıyor ve memleket özlemi çekiyordu.
Kocası Nebukadnezar da onun için dağları andıran devasa bahçeler yaptırıyordu.
Güzel bir hikâye. Hatta belki de fazla güzel.
Çünkü Amytis’in gerçekten Nebukadnezar’ın eşi olduğunu doğrulayan Babil kaynakları da bulunmuyor!
Tarih boyunca insanlar, açıklayamadıkları muhteşem yapıların etrafına güzel hikâyeler örmeyi sevmiş olabilirler.
Asıl harika neydi?
“Asma Bahçeleri” denildiğinde havada asılı duran ağaçları düşünmemek gerekiyor.
Muhtemelen söz konusu olan, yüksek teraslar üzerinde oluşturulmuş bahçelerdi.
Böyle bir yapının asıl mucizesi de yalnızca güzelliği değil, suydu.
Mezopotamya’nın sıcak ve kurak coğrafyasında suyu yüksek teraslara çıkarmak başlı başına olağanüstü bir mühendislik başarısı olurdu.
Belki de antik dünyanın insanlarını büyüleyen şey, taşların üzerinde doğanın yeniden yaratılmasıydı.
Ve belki bu yüzden hikâye binlerce yıl boyunca yaşadı.
Bir zamanların ünlü topluluğu Boney M’in, asma bahçeleriyle ilgili değilse de, Babil’de yaşanan trajik bir tarihi sürgün ve kölelik hikayesini anlattığı bir şarkısı var.
***
İlgili yazı:
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
