Büyük İskender’in hocası, felsefe tarihinin en büyük düşünürlerinden Aristoteles’in (Aristo) bir kadının önünde dört ayak üzerine çöktüğünü ve ona kendisini at gibi kullandırdığını biliyor muydunuz? En azından Orta Çağ’da anlatılan ünlü bir efsane böyle söylüyor.
Hikâyeye göre Aristoteles, öğrencisi Büyük İskender’e kadınların cazibesine kapılmaması ve aklını tutkularına teslim etmemesi konusunda sürekli öğüt veriyordu. Ancak filozofun bu tavsiyeleri, İskender’in çevresindeki kadınlardan birini rahatsız etmişti. Kadın, Aristoteles’e unutamayacağı bir ders vermeye karar verdi.
Efsaneye göre adı Phyllis olan kadın, Aristoteles’i etkisi altına almayı başarır. Bir süre sonra filozoftan dört ayak üzerine çökmesini ve sırtına binmesine izin vermesini ister. Aristoteles de bu isteği kabul eder.
Tam o sırada İskender ortaya çıkar. Öğretmenini bir kadının önünde at gibi davranırken görünce şaşkınlığını gizleyemez. Kadınlara karşı dikkatli olmasını öğütleyen filozofun kendisi nasıl böyle bir duruma düşmüştür?
Aristoteles’in cevabı da en az olayın kendisi kadar çarpıcıdır. Efsanenin farklı anlatılarındaki sözleri değişse de verdiği mesaj aynıdır: İnsan ne kadar bilgili ve deneyimli olursa olsun, arzularının etkisine girebilir. Genç İskender’in bu konuda daha da dikkatli olması gerekir.
Bugün sosyal medyada dolaşan anlatılarda filozofun, “Bir kadın öğretmenini ata çevirebiliyorsa seni de eşeğe çevirir” dediği aktarılıyor. Ancak bu sözün Aristoteles’e ait olduğunu gösteren tarihsel bir kanıt yok. Bu, eski efsanenin günümüzde mizahi bir dille yeniden anlatılan biçimlerinden biri.
Hikâyenin asıl ilginç yanı, gerçekten yaşanıp yaşanmadığından çok, yüzyıllar boyunca anlatılmış olması.
Aristoteles, Milattan Önce (M.Ö.) 4. yüzyılda Büyük İskender’e hocalık yaptı. Ancak filozofun Phyllis tarafından kandırıldığına ilişkin çağdaş bir kaynak bilinmiyor. Öykü, aradan yüzyıllar geçtikten sonra Orta Çağ Avrupa’sında yaygınlaştı.
Efsane, dönemin edebiyatında, el yazmalarında ve resim sanatında kendine yer buldu. Aristoteles ile Phyllis’i betimleyen eserlerde, filozof dört ayak üzerinde, kadın ise onun sırtında görülür. Böylece felsefenin ve aklın simgesi olan Aristoteles, arzularına yenilmiş bir insanın sembolüne dönüşür.
Hikâyenin farklı biçimleri Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde anlatıldı. Bazılarında Phyllis bir hükümdarın sevgilisi, bazılarında saray çevresinden bir kadın olarak karşımıza çıkar. Ayrıntılar değişse de temel fikir aynı kalır: Bilgelik, insanı her zaman tutkularına karşı bağışık kılmaz.
Bilgeliğin sınırları
Aristoteles ve Phyllis efsanesi, Orta Çağ’ın kadınlara ve cinselliğe ilişkin bakışını da yansıtır. Hikâyede kadın, erkeğin aklını başından alan ve onu küçük düşüren bir güç olarak sunulur. Bu nedenle öyküyü yalnızca eğlenceli bir fıkra olarak değil, ortaya çıktığı dönemin toplumsal anlayışı içinde de değerlendirmek gerekiyor.
Bununla birlikte anlatının merkezinde daha evrensel bir düşünce de var: İnsan başkalarına öğüt verirken kendisini aynı zaaflardan muaf sanabilir. Oysa bilgi, deneyim ve hatta büyük bir zekâ, insanın her durumda akılcı davranmasını garanti etmez.
Not: Görsel yapay zekâyla hazırlanmıştır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
