Rusya ile Ukrayna arasında yaklaşık dokuz aydır kesintiye uğrayan ABD arabuluculuğundaki üçlü görüşmeler yeniden başlıyor.
Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri 10-11 Kasım’da Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de bir araya gelecek. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rus heyetine Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanı Vladimir Medinski’nin başkanlık edeceğini açıkladı.
Görüşmelerin yeniden başlaması, savaşın sona erdirilmesi yönündeki diplomatik çabaların canlandırılması açısından önemli. Ancak masanın yeniden kurulması, tarafların anlaşmaya yaklaştığı anlamına gelmiyor. Çünkü Moskova ile Kiev arasındaki temel anlaşmazlıklar hâlâ yerinde duruyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, savaşı sona erdirme girişimlerini hızlandırmış durumda. ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Abu Dabi’deki görüşmelerin savaş sonrası güvenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani konular ve barışa yönelik sonraki adımlara odaklanacağını duyurdu.
ABD heyetinde Witkoff’un yanı sıra Trump’ın damadı Jared Kushner’in de bulunması bekleniyor. Washington, Abu Dabi toplantısından önce Brüksel’de Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle de görüşecek. Bu temaslarda Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri, Avrupa’nın savaş sonrası güvenlik mimarisi ve ülkenin yeniden inşası ele alınacak.
Bu diplomatik trafik, ABD’nin yalnızca Moskova ile Kiev arasında uzlaşma sağlamaya değil, olası bir anlaşmanın Avrupa tarafından da desteklenebilecek bir çerçeveye oturtulmasına çalıştığını gösteriyor.
En zor başlık
Anlaşmaya varılmasının önündeki en büyük engellerden biri toprak meselesi. Rusya, Kırım’ın yanı sıra Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgeleri üzerindeki egemenlik iddiasının tanınmasını istiyor. Moskova bu bölgelerin tamamını kontrol etmese de savaşın sona ermesi için mevcut toprak durumunun kabul edilmesini talep ediyor.
Ukrayna ise toprak kaybını resmileştirecek bir anlaşmaya karşı çıkıyor. Kiev yönetimi, Rusya’nın işgal ettiği bölgeler üzerindeki egemenlik iddialarını kabul etmenin gelecekte yeni saldırılara zemin hazırlayacağını savunuyor.
Bir diğer önemli ayrılık ateşkesin nasıl sağlanacağı konusunda. Ukrayna, mevcut cephe hattında çatışmaların durdurulmasını ve ardından müzakerelerin sürdürülmesini istiyor. Rusya ise kapsamlı bir siyasi ve güvenlik anlaşmasına ulaşılmadan geçici ateşkes yapılmasına sıcak bakmıyor. Bu yaklaşım farklılığı, görüşmelerin daha ilk aşamasında ciddi bir sorun oluşturabilir.
Güvenlik garantileri
Toprak meselesi kadar önemli bir başka başlık da, savaş sonrasında Ukrayna’nın güvenliğinin nasıl sağlanacağı.
Kiev, Rusya’nın yeniden saldırmasını önleyecek güçlü ve uzun vadeli güvenlik garantileri istiyor. Bunların NATO üyeliği, ABD’nin doğrudan güvenlik taahhüdü veya Avrupa ülkelerinin öncülüğündeki bir güvenlik düzenlemesiyle sağlanması seçenekler arasında bulunuyor. Ancak Trump yönetimi Ukrayna’nın NATO üyeliğine mesafeli yaklaşıyor.
Moskova ise Ukrayna’nın NATO’ya katılmamasını ve ülkeye yabancı asker konuşlandırılmamasını istiyor. Dolayısıyla tarafların yalnızca savaşın nasıl sona ereceği konusunda değil, savaş sonrasında Avrupa’nın güvenlik düzeninin nasıl şekilleneceği konusunda da farklı görüşleri var.
Putin, daha önce yaptığı açıklamalarda geçici bir ateşkesten çok, Rusya ve Ukrayna’nın güvenliğini birlikte ele alan kalıcı bir çözüm istediklerini söylemişti. Bu yaklaşım, Moskova’nın müzakereleri yalnızca cephe hattındaki çatışmaların durdurulması olarak görmediğini ortaya koyuyor.
Anlaşma olasılığı
Abu Dabi görüşmelerinin en somut sonucu, tarafların yeniden doğrudan temas kurması ve müzakere kanallarının açık tutulması olabilir. Gözlemcilere göre, insani konularda, esir değişimi ve gerilimin azaltılması gibi daha sınırlı başlıklarda ilerleme sağlanması da mümkün.
Ancak genel kanı, kısa sürede kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşılmasının zor olacağı yönünde. Toprakların statüsü, Ukrayna’nın gelecekteki güvenliği ve Rusya’nın güvenlik talepleri gibi temel konularda henüz ortak bir zemin bulunmuyor. Üstelik savaş sahasındaki gelişmeler de tarafların müzakere pozisyonlarını doğrudan etkiliyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
