Irak’ın 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal etmesinden yalnızca beş gün sonra, 7 Ağustos’ta ABD Başkanı George H. W. Bush, “Suudi Arabistan’ın savunulması” amacıyla “Çöl Kalkanı” (Operation Desert Shield) harekâtını başlattı.
Bu karar, yalnızca Körfez Savaşı’nın ilk adımı olmadı, “Soğuk Savaş”ın sona erdiği dönemde ABD’nin yeni dünya düzenindeki rolünü de şekillendirdi.
“Çöl Kalkanı”, ilk bakışta savunma amaçlı bir askerî konuşlanma gibi görünse de, gerçekte birkaç ay sonra başlayacak Çöl Fırtınası (Operation Desert Storm) harekâtının zeminini hazırladı. Bugün birçok tarihçi, 7 Ağustos 1990’ı Orta Doğu’nun son otuz beş yılını etkileyen gelişmeler zincirinin başlangıç noktalarından biri olarak görüyor.
Irak, sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı’nın ardından ağır bir ekonomik kriz içindeydi. Saddam Hüseyin yönetimi, Kuveyt’i petrol fiyatlarını düşürerek Irak ekonomisine zarar vermekle suçluyor, ayrıca Kuveyt’in tarihsel açıdan Irak’ın bir parçası olduğunu öne sürüyordu.
2 Ağustos 1990’da Irak ordusu kısa sürede Kuveyt’i işgal etti ve ülkeyi ilhak ettiğini açıkladı. Bu gelişme yalnızca Körfez ülkelerini değil, enerji piyasalarını ve uluslararası güvenlik mimarisini de sarstı.
7 Ağustos 1990’da ABD, Suudi Arabistan’ın da Irak tarafından işgal edilmesini önlemek amacıyla büyük bir askerî sevkiyat başlattı.
İlk etapta ABD Hava Kuvvetleri’ne ait F-15 savaş uçakları Suudi Arabistan’a konuşlandırıldı. Ardından yüz binlerce Amerikan askeri ile çok sayıda zırhlı birlik, savaş gemisi ve hava unsuru bölgeye gönderildi. Harekât kısa sürede çok uluslu bir koalisyona dönüştü.
Aylar süren bu yığınak, tarihin en büyük denizaşırı askerî konuşlanmalarından biri olarak kayda geçti.
Irak’ın işgali uluslararası toplumdan sert tepki gördü.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi peş peşe aldığı kararlarla Irak’a yaptırımlar uyguladı ve Kuveyt’ten çekilmesi çağrısında bulundu.
Irak’ın geri adım atmaması üzerine çok uluslu koalisyon askerî müdahaleye hazırlandı.
Kalkan fırtına oldu
Irak, verilen süre içinde Kuveyt’ten çekilmeyince 17 Ocak 1991’de hava harekâtı başladı.
Bu aşama artık Çöl Fırtınası (Desert Storm) olarak adlandırılıyordu.
Yaklaşık altı hafta süren yoğun hava saldırılarının ardından 24 Şubat’ta kara harekâtı başladı.
Koalisyon kuvvetleri yalnızca yaklaşık 100 saat süren kara operasyonuyla Kuveyt’i kurtardı.
28 Şubat 1991’de ateşkes ilan edildi.
Türkiye’ye etkileri
Körfez krizi Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğurdu.
Ankara, Birleşmiş Milletler yaptırımlarına katıldı ve Irak’a yönelik Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattı’nı kapattı. Bu karar Türkiye ekonomisinde milyarlarca dolarlık kayba yol açtı.
Savaşın ardından yüz binlerce Iraklı Kürt Türkiye sınırına yöneldi. Bu göç hareketi, daha sonra Irak’ın kuzeyinde oluşturulan güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge uygulamalarını beraberinde getirdi.
Dengeler değişti
“Çöl Kalkanı” ve ardından gelen Körfez Savaşı’nın etkileri yalnızca Kuveyt’in kurtarılmasıyla sınırlı kalmadı.
ABD, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez’de kalıcı askerî varlığını güçlendirdi.
Irak ağır yaptırımlarla karşı karşıya kaldı. Irak’ın kuzeyindeki fiilî özerk yapı zaman içinde güç kazandı. İran’ın bölgedeki etkisi sonraki yıllarda giderek arttı.
Birçok uzmana göre 2003 Irak Savaşı’nın ve sonraki bölgesel gelişmelerin temelleri de bu dönemde atıldı.
Neden hâlâ önemli?
Çöl Kalkanı Harekâtı, “Soğuk Savaş” sonrasında ABD’nin liderliğinde kurulan uluslararası güvenlik düzeninin ilk büyük sınavı oldu.
Bugün Körfez’deki Amerikan askerî varlığından Irak’ın siyasi yapısına, enerji güvenliği tartışmalarından bölgesel güç dengelerine kadar birçok gelişmenin kökeninde 1990 yazında alınan kararlar bulunuyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
