Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Avrupa Birliği üyeliği için 2027 veya 2028 yılını işaret etmesi, ülkenin dış politika tarihinde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Ancak açıklamanın asıl önemi başvuru tarihinden çok, bu hedefin hangi ekonomik ve jeopolitik stratejiyle desteklendiğinde yatıyor. Paşinyan hükümeti iki önemli süreci birlikte yürütüyor: Avrupa kurumlarıyla bütünleşme ve Ermenistan’ın bölgesel ulaşım ağlarının merkezinde yer alması. Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi bu ikinci hedefin en önemli aracı.
Bu konuda dikkat çekici bir gelişme var.
5 Mayıs 2026’da yapılan ilk AB-Ermenistan Zirvesi’nde Avrupa Birliği ile Ermenistan arasında Bağlantısallık Ortaklığı (Connectivity Partnership) ilan edildi. Ortaklığın öncelikleri ulaştırma, enerji ve dijital altyapı. Hedef, Avrupa’yı Güney Kafkasya, Türkiye ve Orta Asya’ya bağlayan ekonomik ağlarda Ermenistan’ın konumunu güçlendirmek.
TRIPP ise bu coğrafi dönüşümün diğer önemli ayağı.
ABD ile imzalanan çerçeve anlaşması, Azerbaycan’ın ana toprakları ile Nahçıvan’ı Ermenistan üzerinden birbirine bağlamayı ve Trans-Hazar ticaret güzergâhına yeni bir bağlantı kazandırmayı öngörüyor. Üstelik proje Ermenistan’a da Azerbaycan üzerinden üçüncü ülkelere ulaşım ve kendi demiryolu ağını geliştirme imkânı sunuyor. Dolayısıyla karşımızda birbirinden bağımsız iki gelişme yok. AB’nin bölgesel bağlantısallık politikası ile ABD destekli TRIPP aynı stratejik coğrafyada kesişiyor. Paşinyan’ın hesabı burada ortaya çıkıyor… Ermenistan’ı yalnızca Avrupa ile ilişkilerini geliştiren bir ülke olarak değil, Avrupa, Güney Kafkasya, Hazar havzası ve Orta Asya arasındaki ticaret ve ulaşım ağlarının aktif bir parçası haline getirmek.
Bu, ülkenin jeopolitik konumunu yeniden tanımlama girişimidir.
Muhalefetin itirazı
28 Ekim’de parlamentoda 63 kabul ve 32 ret oyuyla onaylanan TRIPP anlaşması, bu stratejinin önündeki en önemli siyasi sınavlardan biriydi. Hayastan İttifakı ve Güçlü Ermenistan anlaşmaya karşı çıktı. Özellikle Güçlü Ermenistan, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalanmadan projenin uygulanmaması gerektiğini savundu.
Ancak bu yaklaşım ciddi bir siyasi açmaz yaratıyor. Çünkü barış anlaşmasının imzalanması da Azerbaycan’ın Ermenistan Anayasası’nın değiştirilmesi talebiyle bağlantılı. Böylece ulaşım bağlantılarının açılması, karşı tarafın yeni siyasi koşullarına bağlı hale gelebiliyor. Meclis Başkanı Ruben Rubinyan’ın itirazı tam olarak bu noktada:
“Barışın somut sonuçlarını üretecek adımların nihai anlaşmayı beklemesi, Azerbaycan’a tek başına süreci belirleme imkânı verebilir.”
Paşinyan hükümetinin yaklaşımı ise farklı. Önce ekonomik ve toplumsal karşılıklı bağımlılığı geliştirmek, ardından kalıcı barışın koşullarını güçlendirmek. Bu yaklaşım, Ermenistan’ın geleceğini sürekli müzakere edilen güvenlik krizlerinin ötesine taşıma arayışı da aslında
TRIPP’in ekonomik yapısı da dikkatle izlenmeli. Kurulması öngörülen geliştirme şirketinde ilk 49 yıl boyunca ABD’nin yüzde 74, Ermenistan’ın yüzde 26 pay sahibi olması planlanıyor. Uzatma halinde Ermenistan’ın payı yüzde 49’a çıkabilecek. Ermenistan’ın toprak egemenliği, gümrük ve sınır denetimi yetkileri korunuyor. Bununla birlikte Amerikan şirketinin çoğunluk payı ve uzun süreli geliştirme hakları, ekonomik denetim ve gelir paylaşımı konusunda şeffaflığı zorunlu kılıyor.
Paşinyan hükümetinin söz konusu kazanımı elbette, uluslararası yatırım çekmekle sınırlı kalmamalı. Bu yatırımlar Ermeni işletmelerine, istihdama ve ülkenin transit gelirlerine dönüşmeli.
Paşinyan, 3 Kasım 2026’da Brüksel’de Euronews tarafından düzenlenen 2026 AB Genişleme Zirvesi’nde, Ermenistan’ın Avrupa Birliği üyelik başvurusunun ne zaman yapılabileceğine ilişkin soruyu yanıtlarken, “Gelecek yıl gerçekçi olabilir. 2028 de gerçekçi olabilir” dedi. Hükümetin resmî üyelik başvurusuna götürecek süreci başlattığını belirten Paşinyan, bunun yalnızca teknik bir başvuru işleminden ibaret kalmasını istemediklerini vurguladı.
Paşinyan, AB üyeliğini Ermenistan demokrasisini korumaya yönelik stratejik bir tercih olarak tanımladı. Avrupa Birliği’nin demokratik reformlarda ülkenin başlıca ortaklarından biri olduğunu belirtti. Ayrıca Rusya lideri Putin’in de işaret ettiği şekilde Ermenistan’ın AB ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) üyeliklerini aynı anda sürdüremeyeceğini, nihai tercihin Ermeni halkına ait olacağını söyledi.
Bu açıklamaların TRIPP projesiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Paşinyan bir taraftan Avrupa Birliği ile siyasi ve kurumsal bütünleşme için takvim ortaya koyuyor, diğer taraftan ABD ile geliştirilen TRIPP üzerinden Ermenistan’ın bölgesel ulaşım ve ticaret ağlarındaki konumunu yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Buradaki stratejik mesele, Ermenistan’ın üyelik başvurusu yapmasının ötesine geçiyor. Avrupa ile bütünleşme hedefini destekleyecek ekonomik ve bölgesel bağlantıları da oluşturmak gerekiyor. TRIPP, Avrupa üyeliğinin doğrudan bir aracı olmasa da Paşinyan’ın daha geniş bağlantısallık ve ekonomik çeşitlenme politikasının önemli bir ayağını oluşturuyor.
Paşinyan için AB, Ermenistan’ın ulaşmak istediği bir “Kutup Yıldızı”. Demokratik kurumların, hukuk sisteminin ve yaşam standartlarının Avrupa seviyesine taşınmasında temel referans noktası.
Fotoğraf: ru.armradio.am
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
