Türk müziğinin özgün bestecilerinden, piyanist ve yorumcu Timur Selçuk’un, 6 Kasım 2020’de 74 yaşında hayatını kaybetmesinin üzerinden altı yıl geçti.
“Ayrılanlar İçin”den “İspanyol Meyhanesi”ne, “1 Mayıs Marşı”ndan “Ekonomi Tıkırında”ya uzanan eserleriyle hafızalarda yerini koruyan Selçuk, yalnızca şarkılarıyla değil, müziğe yaklaşımı ve yetiştirdiği öğrencilerle de iz bıraktı.
Müzikle ilişkisi çocuk yaşta başladı. 2 Temmuz 1946’da İstanbul’da dünyaya gelen Selçuk, Türk sanat müziğinin önemli besteci ve yorumcularından Münir Nurettin Selçuk ile tiyatro sanatçısı Şehime Erton’un oğluydu. Beş yaşında piyano çalmaya başladı, yedi yaşında ilk konserini verdi.
Galatasaray Lisesi’nde öğrenim gördü, İstanbul Belediye Konservatuvarı’nın piyano bölümüne devam etti. Müzik eğitimini Paris’teki École Normale de Musique’de bestecilik ve orkestra yönetimi alanlarında sürdürdü, 1975’te Türkiye’ye döndü.
Selçuk’un ilk dönem eserleri arasında “Ayrılanlar İçin”, “Sen Nerdesin”, “Beyaz Güvercin” ve “İspanyol Meyhanesi” gibi bugün de bilinen şarkılar bulunuyordu. Ümit Yaşar Oğuzcan, Orhan Veli, Attilâ İlhan ve Nâzım Hikmet’in şiirlerini besteleyerek edebiyatla müzik arasında güçlü bir bağ kurdu.
Ancak müzik serüveni romantik şarkılarla sınırlı değildi. 1970’lerde Türkiye’de toplumsal muhalefetin güçlendiği dönemde, emekçilerin ve işçi hareketinin sesini müziğe taşıdı. Bu noktada hatırlatmak gerekiyor: Bugün 1 Mayıs kutlamalarıyla özdeşleşen marşın bestecisi Timur Selçuk değil, Sarper Özsan’dı. Selçuk, marşı piyanosuyla yorumlayarak ve farklı dönemlerde seslendirerek geniş kitlelere ulaşmasına katkıda bulundu.
Selçuk’un toplumsal müzik alanındaki katkısı bununla da sınırlı kalmadı. DİSK bünyesinde 1979’da kurulan koronun çalışmalarında yer aldı.
Tiyatro ilgisi
Selçuk’un sanat hayatında tiyatronun özel bir yeri vardı. Ankara Sanat Tiyatrosu ile yaklaşık on yıl süren çalışmaları, besteciliğinin farklı bir yönünü ortaya çıkardı.
Bilgesu Erenus’un “Nereye Payidar”, Uğur Mumcu’nun “Sakıncalı Piyade”, Oktay Arayıcı’nın “Rumuz Goncagül” ve Aziz Nesin’in “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” oyunları için yaptığı müzikler, sahnedeki anlatımın ayrılmaz parçaları haline geldi.
“Ekonomi Tıkırında”, “Pireli Şarkı” ve “Karantinalı Despina” gibi eserler, tiyatro sahnesinde doğmalarına rağmen oyunların sınırlarını aşarak dinleyicilerle buluştu. Selçuk’un tiyatro müziğine yaklaşımı, yalnızca sahneye eşlik eden melodiler üretmekten ibaret değildi. Müzik, oyunun karakterlerini, atmosferini ve anlatısını tamamlayan bir unsurdu.
Sinema için de besteler yaptı. “Hakkari’de Bir Mevsim”, “Mavi Sürgün”, “Sarıpınar 1914” ve “Üç İstanbul” gibi yapımlara müzikleriyle katkıda bulundu.
1976’da İstanbul Oda Orkestrası’nı kurdu. Kendi öğrencilerini yetiştirdiği Çağdaş Müzik Merkezi’ni de hayata geçirdi. Bu kurumlar aracılığıyla hem müzik çalışmalarını sürdürdü hem de yeni kuşak müzisyenlerin yetişmesine katkıda bulundu.
1998’de Kültür Bakanlığı tarafından Devlet Sanatçısı ünvanına layık görüldü. 2018’de müzikle geçen 50 yılını özel bir konserle kutladı.
Timur Selçuk’un müzik dünyasındaki yeri tek bir ünvanla ya da birkaç popüler şarkıyla açıklanamaz. Klasik müzik eğitiminin disiplinini popüler müziğe taşıdı; şanson geleneğinden, tiyatrodan, şiirden ve toplumsal mücadeleden beslendi. Bir yandan “Ayrılanlar İçin” gibi dinleyenin kişisel dünyasına seslenen şarkılar besteledi, diğer yandan toplumsal bellekte yer eden marşların yorumcusu oldu.
6 Kasım 2020’de hayatını kaybeden Selçuk’un ardından geriye yalnızca sevilen şarkılar değil, farklı alanlarda iz bırakmış kapsamlı bir müzik mirası kaldı.
Fotoğraf: BirGün
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
