Dünyanın farklı ülkelerinde hükümetler vatandaşlarına yiyecek, su ve temel ihtiyaç malzemeleri stoklamaları çağrısında bulunuyor, ABD Savunma Bakanlığı da askerî üslerin dışarıdan yardım almadan en az 90 gün faaliyetlerini sürdürebilmesi için hazırlık yapıyor. Savaş ihtimali, siber saldırılar, elektrik kesintileri, sabotajlar ve doğal afetler, toplumsal olaylar ya da belki bilmediğimiz bir nedenle ülkeler acil durum hazırlıklarını yeniden gözden geçiriyor.
Avrupa Birliği, Mart 2025’te açıkladığı “Hazırlık Birliği Stratejisi” kapsamında vatandaşların olağanüstü durumlarda en az 72 saat kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek malzemeye sahip olmasını tavsiye etti. Avrupa Komisyonu, bu yaklaşımın gerekçeleri arasında savaş, jeopolitik gerilimler, siber saldırılar, kritik altyapıya yönelik sabotajlar, salgın hastalıklar ve doğal afetleri sıraladı.
İngiltere hükümeti de 22 Ekim 2026’da başlattığı “Be Ready” (Hazır Olun) kampanyasıyla halktan üç günlük yiyecek ve su bulundurmasını istedi. Kişi başına günde üç litre içme suyu öneren kampanya; elektrik ve su kesintileri, şiddetli hava olayları, siber saldırılar ve düşman devletlerden kaynaklanabilecek tehditlere karşı hazırlık yapılmasını amaçlıyor.
Öneriler yalnızca yiyecek ve suyla sınırlı değil. Pille çalışan radyo, el feneri, yedek pil, şarj ünitesi, ilk yardım malzemeleri, düzenli kullanılan ilaçlar, nakit para ve önemli belgelerin kopyalarının da hazır bulundurulması isteniyor. İngiliz hükümeti, vatandaşların bu malzemeleri bir anda satın almak yerine günlük alışverişleri sırasında aşamalı olarak temin edebileceğini belirtiyor.
Avrupa ülkelerinin tavsiyeleri aynı değil. Almanya Federal Sivil Koruma ve Afet Yardım Dairesi, vatandaşların mümkünse 10 gün boyunca kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek gıda ve su bulundurmasını öneriyor. Kurum, üç günlük bir stoğun bile önemli bir başlangıç olacağını vurguluyor. Finlandiya’da ise hanelerin en az 72 saat kendi kendine yetebilmesi tavsiye ediliyor.
ABD üslerine talimat
ABD Savunma Bakanlığı ise hazırlık çıtasını çok daha yukarı taşıyor. Pentagon’un 30 Eylül’de duyurduğu FORTRESS (KALE) girişimi kapsamında büyük askerî üslerin dışarıdan destek almadan en az 90 gün faaliyetlerini sürdürebilmesi hedefleniyor.
Anadolu Ajansı’nın Fox News Digital’ın incelediği Pentagon belgelerine dayandırdığı 26 Ekim tarihli habere göre plan, askerî üslerin sivil elektrik şebekesine bağımlılığını azaltmayı, bağımsız enerji sistemleri kurmayı ve yakıt, mühimmat, ilaç, yedek parça gibi kritik malzemelerden stratejik stoklar oluşturmayı öngörüyor.
Enerji kesintilerine karşı taşınabilir nükleer reaktörler, büyük batarya sistemleri ve bağımsız elektrik şebekeleri değerlendiriliyor. Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, elektrik kesintisinin iletişim, su, lojistik ve askerî komuta sistemlerini de aksatabileceğini belirterek enerjinin artık doğrudan savaş gücünün bir parçası haline geldiğini söyledi.
Sadece üsler değil
FORTRESS planının dikkat çekici yönlerinden biri de askerî ihtiyaçların karşılanmasında sivil sanayinin devreye sokulması. Buna göre kriz veya savaş durumunda bazı sivil fabrikaların savunma sanayisi üretimine geçebilmesi için önceden hazırlık yapılacak. Kritik askerî malzemelerin tek bir üreticiye veya tedarikçiye bağımlı kalmaması için alternatif üretim ve tedarik kanalları oluşturulması da planlanıyor.
Pentagon ayrıca GPS sinyallerinin karıştırılması, uydu sistemlerinin devre dışı kalması ve askerî iletişimin kesintiye uğraması gibi risklere karşı önlemler almayı hedefliyor. Bu düzenlemeler henüz tamamlanmış bir uygulama değil; büyük askerî tesislerin uzun süreli krizlerde kendi kendine yetebilmesini amaçlayan bir hazırlık programının parçası.
Yeni güvenlik anlayışı
Ülkelerin hazırlık çağrıları, yakın bir savaşın kesin işareti olarak değerlendirilmiyor. İngiltere hükümeti kampanyasının gerekçeleri arasında geçen kış yaşanan fırtınaları ve yaz aylarındaki orman yangınlarını da gösteriyor. Ancak savaş, siber saldırı ve kritik altyapıya yönelik tehditler de artık aynı hazırlık planlarının içinde ele alınıyor.
Avrupa Birliği’nin stratejisi ile Pentagon’un FORTRESS programı arasındaki ortak nokta, devletlerin yalnızca kriz anında müdahale etmeye değil, temel hizmetlerin kesintiye uğraması durumunda da toplumun ve kurumların çalışmasını sürdürebilmeye odaklanması. Bir başka ifadeyle ülkeler, elektrik, su, iletişim ve tedarik zincirlerinin uzun süre devre dışı kalabileceği senaryoları da güvenlik planlarına dahil ediyor.
Bu yaklaşımın arkasındaki düşünce basit aslında: Büyük bir kriz yaşandığında devletin yardımı her yere aynı anda ulaşamayabilir.
Ama henüz bilinmeyen o “büyük kriz”in hangisi olacağı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
