İstanbul Barosu’nun yeni başkanı Ümit Kocasakal, altı yıl yürüttüğü göreve 10 yıl aradan sonra döndü. Ceza hukuku profesörü olan Kocasakal, hukuk alanındaki akademik çalışmaları ve Türkiye’nin siyasi yapısına ilişkin açıklamalarıyla tanınan bir isim.
İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçim, hukuk dünyasında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Cumhuriyetçi Güç Birliği İttifakı’nın adayı Prof. Dr. Ümit Kocasakal, 25 Ekim’deki seçimde rakiplerini geride bırakarak yeniden baro başkanlığına seçildi.
2010-2016 yılları arasında üç dönem İstanbul Barosu Başkanlığı yapan Kocasakal, böylece 10 yıl sonra yeniden Türkiye’nin en büyük barolarından birinin yönetimini üstlendi.
Kocasakal, 11 Mayıs 1966’da Almanya’nın Köln kentinde doğdu. Sinoplu bir baba ile Gümülcine göçmeni bir annenin çocuğu olan Kocasakal, çocukluk ve gençlik yıllarını İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı Büyükdere semtinde geçirdi.
1986’da Galatasaray Lisesi’nden, 1990’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Bir süre avukatlık yaptıktan sonra akademik kariyere yöneldi.
1995’te Galatasaray Üniversitesi’nde ceza ve ceza muhakemesi hukuku alanında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. Üniversitede akademik kariyerini sürdüren Kocasakal, özellikle ceza hukuku alanındaki çalışmalarıyla tanındı ve profesör ünvanını aldı.
Kocasakal, ilk kez 2010 yılında İstanbul Barosu Başkanlığına seçildi. 2012 ve 2014 yıllarındaki seçimleri de kazanarak görevini üç dönem sürdürdü.
Başkanlığı döneminde hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve avukatlık mesleğinin bağımsızlığı gibi konuları gündeme taşıdı. Bununla birlikte, bazı siyasi ve hukuki meselelerdeki açıklamaları tartışmalara yol açtı.
Özellikle ana dilde savunma hakkı ve Türkiye’nin üniter devlet yapısına ilişkin görüşleriyle kamuoyunun gündemine geldi. Kocasakal, 2012’de ana dilde savunmaya karşı çıkan açıklamalar yaptı. Türkiye’nin üniter yapısının korunmasını savunan yaklaşımını daha sonraki yıllarda da sürdürdü.
Siyasi çizgisi
Kocasakal’ın kamuoyundaki kimliğinin önemli bir bölümünü hukuk görüşlerinin yanı sıra Türkiye’nin siyasi yapısı ve anayasal düzen konusundaki açıklamaları oluşturuyor.
Üniter devlet yapısını, ulus devlet anlayışını ve Anayasa’nın ilk dört maddesini savunan Kocasakal, bu yaklaşımını 2026’daki başkanlık seçiminin ardından yaptığı açıklamalarda da dile getirdi.
Yeni başkan, İstanbul Barosu’nun yalnızca avukatların mesleki sorunlarıyla ilgilenen bir kuruluş değil, aynı zamanda hukuk devleti ve anayasal düzen konusunda söz söyleyen bir kurum olması gerektiğini savunuyor.
Bu yaklaşım, Kocasakal’ın önceki başkanlık döneminde de belirgindi. Bununla birlikte, ana dilde savunma ve bazı siyasi konulardaki tutumu, hukuk çevrelerinde farklı değerlendirmelere konu oldu.
Kocasakal’ın yeniden başkan seçilmesi, İstanbul Barosu’nda yalnızca bir yönetim değişikliği anlamına gelmiyor. Son yıllarda baronun siyasi ve hukuki konulardaki tutumuna ilişkin tartışmaların da yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
Seçimde mevcut başkan Prof. Dr. İbrahim Özden Kaboğlu’nun yeniden aday olması, iki farklı yaklaşımın karşı karşıya gelmesine yol açtı. Kocasakal’ın zaferi, baronun yeni dönemdeki önceliklerinin ve kamuoyuna yönelik tutumunun nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme taşıdı.
Kocasakal, seçim sonrasında yaptığı açıklamada İstanbul Barosu’nun geleneksel çizgisine döndüğünü savundu. Her avukatın siyasi görüşüne ve kimliğine bakılmaksızın haklarının korunacağını da söyledi.
Diğer “Portre” yazılarını okumak için tıklayın
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
