Bundan tam 175 yıl önce, 18 Eylül 1851 Perşembe günü New York’ta yeni bir gazete okurlarla buluştu: New-York Daily Times.
Gazeteyi politikacı ve gazeteci Henry Jarvis Raymond ile bankacı George Jones kurmuştu. Raymond gazetenin ilk genel yayın yönetmeni, Jones ise iş tarafının sorumlusuydu. İki isim de daha önce Horace Greeley’nin ünlü New-York Tribune gazetesinde çalışmıştı.
İlk sayı dört sayfaydı ve bir penny, yani bir cent (kuruş) karşılığında satılıyordu.
Bugün The New York Times adıyla tanıdığımız gazetenin hikâyesi böyle başladı.
1850’lerin New York’u son derece hareketli bir basın dünyasına sahipti.
Gazeteler hızla çoğalıyor, geniş kitlelere ulaşabilmek için siyasi tartışmalardan sansasyonel haberlere kadar pek çok yönteme başvuruyordu.
Raymond ve Jones ise farklı bir yol izlemek istiyordu.
Yeni gazetenin kuruluş belgelerinde ciddi, güvenilir ve sansasyondan uzak bir gazetecilik anlayışı öne çıkıyordu. New York Public Library de gazetenin kuruluşundaki temel yaklaşımı, dönemin sansasyonel basınından ayrılma ve daha ciddi bir gazetecilik yapma çabası olarak tanımlıyor.
Bu anlayış daha sonra The New York Times’ın kurumsal kimliğinin temel taşlarından biri haline gelecekti.
New-York Daily Times’ın adı uzun süre böyle kalmadı.
1857’de gazetenin adı The New-York Times olarak değiştirildi. Daha sonra 1896’da gazetenin adındaki kısa çizgi de kaldırıldı ve bugün bildiğimiz The New York Times adı ortaya çıktı.
Gazete özellikle Amerikan İç Savaşı sırasında büyüdü.
Savaş, gazeteciliğin önemini de artırmıştı. Okurlar cepheden, Washington’dan ve ülkenin farklı bölgelerinden gelen haberlere büyük ilgi gösteriyordu. The Times da savaşın gelişmelerini yakından izleyen gazetelerden biri oldu.
Gazetenin erken dönemindeki en önemli gazetecilik başarılarından biri New York’taki Tammany Hall siyasi örgütlenmesine karşı yürüttüğü yayınlardı.
The New York Times, 1870-1871 yıllarında New York Belediye Başkanı çevresindeki yolsuzluk ağına ilişkin belgeler ve haberler yayımladı.
Bu olay aynı zamanda gazetenin sonraki yıllarda sık sık başvuracağı bir gazetecilik anlayışının erken örneklerinden biri oldu: Belgeleri bul, araştır ve yayımla.
1890’larda gazete zor günler geçirmeye başladı.
1896’da gazeteyi Adolph Ochs satın aldı.
Ochs, gazetenin geleceğini değiştirecek bir yayın politikası oluşturdu. The Times’ı siyasi partilerden ve çıkar gruplarından bağımsız, ciddi ve güvenilir bir gazete olarak konumlandırmak istedi.
Gazetenin bugün de en çok bilinen sloganı olan “All the News That’s Fit to Print”, Türkçeye “Yayımlanmaya değer bütün haberler” diye çevrilebilecek slogan gazetenin kimliğinin parçası haline geldi.
Ochs ayrıca gazeteciliğin sansasyon yerine doğruluk ve kapsamlı habercilik üzerine kurulmasını savundu.
Bu tercih, The Times’ı dönemin çok daha sansasyonel gazetelerinden ayıran önemli unsurlardan biri oldu.
Savaşlar, başkanlar, krizler
- yüzyıl boyunca The New York Times, Amerikan ve dünya tarihinin büyük olaylarını izledi.
Birinci ve İkinci Dünya savaşları, Büyük Buhran, Soğuk Savaş, Vietnam Savaşı, Watergate, Sovyetler Birliği’nin dağılması ve 11 Eylül saldırıları gibi çok sayıda önemli olay gazetenin sayfalarına taşındı.
Gazetenin yalnızca günlük haber vermekle kalmayıp uzun araştırmalar ve dosyalar hazırlaması da zamanla marka kimliğinin önemli bir parçasına dönüştü.
The New York Times Company bugün gazetecilik anlayışını “gerçeği araştırmak ve insanların dünyayı anlamasına yardımcı olmak” diyee tanımlıyor; haber, araştırma, yorum ve eleştiriyi ayrı gazetecilik biçimleri olarak değerlendiriyor.
“Pentagon Belgeleri”
The New York Times’ın Amerikan gazeteciliğindeki en önemli olaylarından biri Pentagon Papers, yani Pentagon Belgeleri oldu.
Gazete 1971’de, ABD’nin Vietnam Savaşı’na ilişkin gizli belgelerden oluşan kapsamlı bir çalışmayı yayımlamaya başladı.
Hükümet yayının durdurulması için mahkemeye başvurdu. Dava sonunda ABD Yüksek Mahkemesi, gazetenin yayımlamaya devam etmesinin önünü açtı.
Bu olay, basın özgürlüğü ile devletin gizlilik gerekçeleri arasındaki tartışmanın Amerikan hukuk tarihindeki en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
The New York Times zaman içinde Amerika’nın ötesine geçti.
Dünyanın farklı bölgelerinde muhabirler çalıştırmaya, yabancı ülkelerde bürolar açmaya ve uluslararası haberlerini genişletmeye başladı.
Bugün gazetenin haber kapsamı siyaset, ekonomi, savaşlar, diplomasi, bilim, teknoloji, kültür, sanat, spor ve yaşam gibi çok geniş bir alana yayılıyor.
Kâğıttan internete
Gazetenin 175 yıllık hikâyesindeki en büyük değişimlerden biri kuşkusuz internet oldu.
Bir zamanlar New York sokaklarında bir cent karşılığında satılan dört sayfalık gazete, bugün dünyanın her yerinden internet üzerinden okunuyor.
The New York Times Company’nin verilerine göre şirket, tarihi boyunca 20 milyondan fazla makale yayımladı ve yayın günü sayısı 64 bini geçti.
Üstelik artık yalnızca gazete de değil.
The Times’ın dijital dünyadaki ürünleri arasında haberin yanında bulmaca, yemek, oyun ve çeşitli dijital hizmetler de bulunuyor.
18 Eylül 1851’den bugüne
18 Eylül 1851’de New York’ta yayımlanan ilk sayının bugün nasıl bir gazetecilik imparatorluğuna dönüşeceğini o gün kimse bilmiyordu.
Ama ilk gazetenin kuruluşunda ortaya konulan bazı hedefler 175 yıl boyunca değişmeden kaldı:
Haberi araştırmak, belgelemek, farklı kaynaklardan doğrulamak ve okura yalnızca ne olduğunu değil, neden olduğunu da anlatmaya çalışmak.
The New York Times bugün elbette tartışmalardan uzak bir kurum değil. Yayın politikaları, haber seçimleri ve editoryal tutumu zaman zaman eleştiriliyor. Ancak 18 Eylül 1851’de başlayan yolculuğun asıl dikkat çekici, bir gazetenin 175 yıl boyunca değişen teknolojiye, siyasi ortama ve okur alışkanlıklarına rağmen gazetecilik yapmaya devam edebilmesi.
2025 yılı rakamıyla The New York Times’ın basılı gazetesinin ABD’de yaklaşık 570 bin abonesi var. Dijital ürünler de dahil edildiğinde abone sayısı 13 milyona yaklaşıyor.
New York’ta bir bodrum katında dört sayfalık bir gazete olarak başlayan macera, bugün dünyanın dört bir yanındaki ekranlara ulaşıyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
